Tarihler boyunca, Türk Milleti birçok kez Araplaştırılmaya çalışılsa da başaramadılar. Araplaşmayı durduran en büyük güç olarak Atatürk’ü gördüler.

Çünkü O, ulusunu yaptığı devrimlerle, kendi kimliğine döndürmüştür. O nedenle Atatürk’e düşmandırlar.  

Kazakistan Cumhuriyeti’nin ilk Devlet Başkanı Nursultan Nazarbeyev’in  Araplaşma hakkındaki sıra dışı sözleri ilgimi çekti. Özellikle Türkler Arap değildir. Atatürk özüne döndürdü ancak hızla Araplaşıyorlar sözü, bu yazıyı yazmamı sağlayan en etkili bölümüydü. Önce o yazıyı paylaşayım;

“İslâmla Araplaşarak Kaybolan Uygarlıklar;

Köklü bir kültürü olan Farslar Arap değildir… Araplaştı,

Pakistanlılar Afganlar Arap değildir… Araplaştı,

Iraklılar Arap değil; Sümerlerin, Akadların,  Babillilerin, Asurların torunlarıdır… Araplaştı

Suriyeliler Arap değil Süryani’dir… Araplaştı

Mısırlılar Arap değil Antik Mısır medeniyetinin mirasçılarıdır, Araplaştılar,

Kürtler Arap değildir… Araplaştı,

Savaşçı Çeçenler Arap değildir… Araplaştılar,

Tunus Arap değil Kartacalı Anibal’in torunlarıdır… Araplaştılar.

Cezayirliler Libyalılar Faslılar Arap değildir Tuareg ya da Berberidir… Araplaştılar.

Lübnanlılar Arap değil tarihin gördüğü en iyi denizciler olan Fenikelilerin torunlarıdır… Araplaştılar.

Boşnaklar Arap değildir İslamı kabul etmiş Sırplardır, Araplaştılar,

Osmanlılar Arap değildir… Araplaştılar.

Türkler Arap değildir, Atatürk özüne döndürdü, ancak hızla Araplaşıyorlar.”

İnanç sömürüsüyle, tarihte birçok uygarlık, Araplaşarak yok edilmiştir.

Bizim Araplaşma serüvenimiz yaklaşık bin yıl önce başladı ve maalesef günümüzde de halen devam etmektedir. Osmanlı döneminde “Şerefli Kavim” olarak Araplığın yüceltilmesi, kişi adlarında Türkçe adların yerine Arapça adların verilmesi, Türklüğün aşağılanması, Arap kıyafetlerinin “sünnet” denilerek giyilmesi, Arapçanın kutsal dil olduğuna inanılması, gibi birçok örnek verilebilir…

 Araplaşmaya karşı, İslam’ın kabulü sonrasındaki süreçte, Türk dilini savunma merkezli bazı tepkiler gelişti. Türkler, dili sayesinde ulus olarak, her zaman kendilerini daha güçlü görürler. Geçmişte Araplaşmaya karşı; Kaşgarlı Mahmut,  Araplara Türkçe öğretmek için “Divan – ı Lügat’it- Türk” adlı eserini yazmış, Karamanoğlu Mehmet Bey de, özünde Araplaşma ve Farslaşma karşıtı olarak, Türkçeyi resmi dil ilan etmiştir.

Dünya tarihinde Türk Milleti, karakterinde, başka kültürlere teslim olmayan farklı, bezersiz bir kültüre sahiptir.  Bu kültürü yok etmek isteyen karanlık güçler ne yazık ki dün de vardı, bugün de var.

Son yıllarda yaşananları yapboz parçaların da birleştirdikçe insanın aklına, yanıtını arayan sorular sıralanıyor. Örneğin; Milyonlarca Suriyelilerin ülkemizde tutulması, Laik eğitimin dışında çalışan eğitim kurumlarının türemesi, medrese gibi adlar altında eğitim öğretim birliğine zarar verecek çalışmaların mantar gibi her yerden çoğalması gibi…

 Atatürk’ün dediği gibi ; “Kültür zeminle orantılıdır. O zemin milletin seciyesidir…(Karakteridir) Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür. Kültür, okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek, zekâyı eğitmektir…

Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, mutluluğa eriştirmek için iki orduya ihtiyaç vardır;
Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu,
Diğeri milletin geleceğini yoğuran kültür ordusu.
” Olacak ve asla başaramayacaklar.

Artık, sözün bittiği yerdeyiz…

Facebook Comments

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz