Ana Sayfa Güncel Haberler Arabuluculuk kültürümüzde hep vardı

Arabuluculuk kültürümüzde hep vardı

-

Adalet Bakanı Gül, arabuluculuk gibi sistemlerin zaten kendi kültürümüzde hep olduğunu vurgularken, “Yıllarca uyguladığımız sistem çağdaş hukuk sistemi üzerinden revize ediliyor bizde sanki yeniden bulmuşuz gibi davranıyoruz. Bu uygulamalar esasen kendi köklerimizde olan uygulamalardır” ifadelerinde bulundu.

Arabuluculuk sistemi hükümetin yeni düzenlemeleriyle birlikte hukuk sistemimizde anlaşmazlıklar üzerinde uygulanmaya başlandı. Sorunların hızlı çözümü, zaman ve ekonomi açısından büyük katkı sağlayacak sistem hükümet ve TOBB tarafından da destekleniyor.

TOBB Konferans Salonu’nda düzenlenen “Ticari Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Sempozyumu”nda bir araya gelen TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül arabuluculukla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

‘HUKUK SİSTEMİ DEVLETİN DİREĞİDİR’

Hukuk sistemi sadece devletin değil ekonominin de direğidir diyen Rıfat Hisarcıklıoğlu, “ Bu nedenle reel sektör olarak sizlerle bir araya gelmeye, istişare etmeye hep büyük önem verdik. Vermeye de devam ediyoruz. Yaptığımız bu istişarelerle iş dünyasının önünü açan birçok düzenlemenin de hayata geçtiğine şahit olduk. İşte bugün burada hem sizlerle bir araya gelmek hem de sizin fikirlerinizi ilk elden öğrenmek bizim için çok önemli.

Adalet Bakanlığımızın destekleriyle takim ve arabuluculuk gibi iş dünyasının uzun zamandır beklediği adaletin zamanında ve doğru tecelli etmesini sağlayacak yeni yöntemler ülkemizde de uygulanmaya başlandı. Türkiye’de ilk kez 2018’de işçi ve işveren uyuşmazlıklarında arabuluculuk zorunlu kılındı. Böylece hem yargı üzerindeki yük hafifledi hem de adalete ulaşmada hız sağlandı. Eskiden bir iş davası 2-3 yıl sürebiliyordu ve hep aleyhimize sonuçlanıyordu. Temyiz ile nusret daha da uzuyordu. Arabuluculukta 2-3 günde sonuç alabiliyoruz. İnsanlar hem zamandan hem de maddi anlamda yıpratıcı uzun süreçten kurtulmuş oluyor.

Arabuluculuk aynı zamanda kazan-kazan yöntemi. Taraflar sonunda helalleşerek ayrılıyorlar. Böylece arabuluculuk toplumsal barışa da katkı sağlamaktadır. Ayrıca arabuluculukta gizlilik ilkesi daha etkili. Duruşmalarda ticari sırlar ortaya çıkabiliyor ama arabuluculuk sisteminde bilgiler gizli kalıyor. Sonuç olarak baktığımızda arabuluculuk sistemi işçi –işveren arasında çıkan anlaşmazlıklarda uygulanan zorunlu arabuluculuk sistemiyle tarafların yüzde 70’i anlaşabilmişler. Bunu geçenlerde sayın Adalet Bakanımızda açıkladı. Yani yüzde 70’i arabulucunun önünde helalleşmişler. Yargı sonucu olduğu zaman kimse kimseye hakkını helal etmiyordu. Şimdi en azından yüzde 70’i helal ediyor. Bunlar çok güzel gelişmeler” dedi.

‘81 İLDE ARABULUCULUK MERKEZLERİ AÇIYORUZ’

Sözlerine devam eden Hisarcıklıoğlu, “Değerli misafirler bugün de 2019 başı itibariyle ticari anlaşmazlıklarda zorunlu hale gelen arabuluculuk sisteminin tanıtımı için buradayız. Zaten bizde bu tür alternatif çözüm yöntemlerini ülkemiz genelinde ve iş dünyasında yaygınlaştırılmasına gayret ediyoruz. TOBB olarak bütün işverenlere önce bu yöntemleri kullanarak sorunlarınızı çözmeye çalışın diyoruz. Bu kapsamda 81 ildeki odalarımıza tahkim ve arabuluculuk merkezlerini açmaya başladık. Öte yandan bu yöntemi daha etkin hale getirebilir ve yaygınlaştırılmasını sağlayabiliriz diye umut ediyorum. ,

Bunun için somut bir önerim var. Hiçbir ön yargı olmadan şunu ifade etmek istiyorum. Öncelikle ticari anlaşmazlıklara arabulucuların hukukçu olma şartını kaldıralım. Sayın Bakanım sizde bir hukukçusunuz bunu biliyorum ama bu arabuluculuk sistemini aslında 500 yıldır uyguluyoruz. O kadar doğru ki. İki tarafta da tacir olan bir uyuşmazlıklarda tacir ve sanayicilerimiz ve iktisat finans gibi alanlarda uzmanlaşmış kişilerde arabulucu olabilsin. Böylece ticari arabuluculuk konusunda kurumsal olarak daha aktif rol alabilsinler. Bu hem geleceğimiz hem de aslında bizim geleneğimiz. Ahilik geleneğimizin temelinde ticari uyuşmazlıkların ahiler tarafından çözülmesi vardır. Bu daha dünyada kullanılmazken bizlerin kullandığı bir yöntemdi. Sonradan Batı gelişince biz Batıdan ithal ediyoruz. Aslımıza döndüğümüzün en somut göstergesi. İki tarafın tacir olan uyuşmazlığın TOBB altında oda ve borsalarımızla birlikte kurabileceğimiz bir sistem ile çözebiliriz diye düşünüyorum. Sizin desteklerinizle bunu hayata geçirebilirsek eminim çok daha başarılı bir sistem ortaya koyabiliriz. Bu yeni arabuluculuk sistemini başarılı bir şekilde hayata geçirildikten sonrada arabuluculuk sisteminde çözemediğimiz sorunları 1. Derece mahkemeler yerine tahkime yönlendirebileceğimiz bir mekanizma kurabiliriz.

Böylelikle anlaşmazlıkları daha kısa sürede çözülmesini mümkün kılarız. Yargımızın üzerindeki dosya yükünü de bir nebze hafifletmiş oluruz. TOBB olarak buna yönelik alt yapıyı kurma konusunda elimizi taşın altına koyuyoruz. Kendi bünyemizde yıllar önce Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Tahkimini kurduk. İstanbul tahkim merkezinin kurulmasıyla inşallah İstanbul tüm bu coğrafyanın tahkim merkezi haline gelecek ki bunda da Sayın Bakanımızın katkısı var. 81 ildeki odalarımızda tahkim merkezi açıyoruz. Sağ olsun Eski Bakanımız Cemil Çiçek’in de teşvikiyle beraber TOBB bünyesinde de yakın zamanda hayata geçireceğimiz arabuluculuk merkezini de iş dünyasının hizmetine sunacağız. Eğer bize rol verilirse ticari uyuşmazlıklarda daha da kapsamlı alt yapı kurmaya hazırız” ifadelerinde bulundu.

‘ADALET GÜÇLÜ OLURSA EKONOMİDE GÜÇLENİR’

Bir ülkede hukukun güçlü olması durumunda ekonominin de düzeleceğini vurgulayan Hisarcıklıoğlu, “İş dünyası olarak biz şuna inanıyoruz. Hukuk güçlü olursa insanlar birbirlerine, kurumlara ve sisteme olan bağlılığı ve güveni artar. Adalet bir ülkede güçlüyse o ülkenin ekonomisi de güçlü olur. Esasında bizim geleneklerimizde ve inançlarımızda adaletin yeri çok önemli. Adalet mülkün temeli olduğuna inan bir milletiz. Adalet kutup yıldızı gibidir. O yerinde durur her şey onun etrafında döner. Bu nedenle hukuk sistemimizi daha sağlıklı hale getirirsek ekonomimizde o kadar güçlü olacaktır. Türk özel sektörü olarak yargı sistemini güçlendirecek ve kapasitesini arttıracak her düzenlemeyi destekledik ve desteklemeye devam edeceğiz. Bu yeni sistemleri devreye soktuğu için Sayın Bakanımıza bir kez teşekkür etmek istiyorum” dedi.

TÜRK HUKUK SİSTEMİNDE YENİ UYGULAMA 

Hisarcıklıoğlu’ndan sonra söz alan Adalet Bakanı Abdülhamit Gül konukları selamladıktan sonra konuşmasına başladı. Gül, “ Öncelikle sempozyumun hayırlı olmasını diliyorum. Biliyorsunuz 1 Ocak itibariyle Türk hukuk sisteminde yeni bir uygulama başladı. Daha önce başarıyla uygulanan işçi, işveren arasındaki uyuşmazlıkların arabuluculukla sonuçlandırılması uygulaması artık ticari uyuşmazlıkların çözümü içinde bir yol haline getirildi.

İş hukuku uyuşmazlıklarının çözümü noktasında uygulamalara baktığımızda çok başarılı sonuçların ortaya çıktığını büyük bir memnuniyetle gördük ve buradan da aldığımız cesaretle uygulamanın genişletilmesi hususunda bir adım atıldı.

Özellikle bugün bu sempozyumda bu fırsatları, hedefleri, atmamız gereken adımları hep birlikte değerlendireceğiz. Bu sempozyuma ve sisteme katkılarından dolayı başta TOBB Başkanım olmak üzere tüm oda başkanlarımıza, çok değerli iş dünyamıza şükranlarımı sunuyorum” ifadelerinde bulundu.

HER İKİ TARAFINDA KAZANDIĞI BİR SİSTEM

Arabuluculuk uyuşmazlığı derinleştirmeden çözmenin bir yoludur ifadesinde bulunan Gül, “Bir tarafın kazandığı, diğer tarafın kaybettiği klasik dava yönteminin dışında her iki tarafında kazandığı bir sistemin adıdır. Arabuluculuk daha az masrafla sonuçlandırmak demektir, barışçıl çözüm demektir, arabuluculuk adaleti en kısa sürede tesis etmek demektir. Toplumun sorunu çözme kapasitesini geliştiren bu tür alternatif yöntemler gittikçe artan bir ilgi görmektedir. Esasen bu uygulamalar toplumsal hayatımızda, iş hayatımızda varlar.

Tarihsel hafızamızı yokladığımızda, Kur’an-ı Kerim’e baktığımızda, peygamberimizin bu konudaki öğretileri, tavsiyeleri hep ara bulma, barıştırma üzerinedir. Yine adaletin timsali olan Hz. Ömer’in Kufe hakimine söylediği bir söz var arabuluculuk için çok önemli bir sözdür bunu paylaşmak isterim. Kufe hakimine diyorki: “İhtilaf olanları arabuluculuk yapmaya yönlendirin, mahkemelerde husumetler bitmez” diyor. Bundan bin yıl önce mahkemelerde husumet bitmez diyor ve bir ismi hakime tavsiye ediyor ve tarafları uzlaştırın diyor.

Kınalızade Ali Efendi yine yıllar önce bu konuda muhabbetin, sulhün önemine vurgu yapar ve hukuk sisteminde bu önemli kavramı hep hatırlatır. Bu bir ahilik geleneğidir. Kültürel irfandan, tarihsel hafızamızdan baktığımızda hala birçok meselenin ahilik geleneği, ahilik hukuku çerçevesinde çözüldüğünü büyük bir memnuniyetle görüyorum. Yıllarca uyguladığımız sistem çağdaş hukuk sistemi üzerinden revize ediliyor bizde sanki yeniden bulmuşuz gibi davranıyoruz. Esasen kendi köklerimizde olan uygulamalardır.

Burada alternatif sözü sizi yanıltmasın adaletin alternatifi yoktur. Alternatif sıfatı ile mevcut kurumsal mekanizmaları tamamlayan bir yöntemden bahsediyoruz. İhtilafların çözümünde mahkemeler olmazsa olmazdır. Bir ihtilaf çıktığında yine son sözü söyleyecek mahkemelerdir. Klasik dava hak arama yolları elbette gerekli ama yeterli değil. Artık sosyal ve ekonomik gelişmelere bağlı olarak ihtilafların çeşitlendiği sayısal olarak arttığı bir çağda çözümü genişletmek, adalete giden yolu artırmak çok büyük bir önem taşımaktadır. Üstelik bir ihtilafın mahkemeye taşınmadan hızlı adil çözümündeki sosyal yara mahkemelerimizin iş yükünü hafifletmekten çok daha büyük, çok daha değerlidir” dedi.

‘EKONOMİNİN BELİRSİZLİĞE TAHAMMÜLÜ YOKTUR’

Bir kahvenin kırk yıl hatırını gözeten kültürde ihtilafları dostane bir zeminde hal yoluna koymanın önemine dikkat çekiyoruz diyerek arabuluculuğun dostane yanına dikkat çekerken sözlerini şöyle sürdürdü, “Bu yaklaşım pratik düşünen, hızlı ve çözüm odaklı hareket eden iş dünyası için daha da anlamlıdır. Ekonominin belirsizliğe tahammülü yoktur. İhtilafları derinleştirme, çözümsüz bir biçimde sürdürme lüksüde yoktur. Hukuki güvensizlik, hukuki belirsizlik ekonomik belirsizliği doğurur. Bir ülkede hukuk ne kadar güçlüyse ekonomi o kadar güçlüdür. Hukuk ve ekonomi birbirini tamamlayan, birbirini destekleyen çok değerli unsurlardır. Hukukun güvence fonksiyonu bu noktada anlam kazanır. Yatırımların artması anlamında da, o ülkenin gelişimi anlamında da çok önemli bir anlam oluşturmaktadır.

Sonuçların öngörülebilir bir hukuk düzeni kalkınmanın, ekonomik refahın, istikrarın temel şartıdır. İş yapma potansiyelini, büyütme hedefiyle sorun çözme kabiliyetini geliştirme zaruriyeti arasındaki ilişki gayet açıktır. Ekonomik refahın temeli üretimdir, istihdamdır, ticari faaliyetlerdir. Hukuk ise bu faaliyetleri kısıtlayan veya kolaylaştıran bir işlev görevindedir. Ya zorlaştırır, ya kolaylaştırır. Bu ülkede birçok yatırımın önüne kendisini bakanlar kurulu, yürütmenin yerine koyarak ülkenin büyük yatırımlarını yargı kararlarıyla nasıl engellendiğini, parti kapatma gibi sosyal sorunların nasıl derinleştirildiğini yargının kolaylaştıran değil zorlaştıran, ülkenin gelişimine engel olduğu çok kötü örneklerinde olduğunu hafızamızı yokladığımızda rahatça hatırlayabiliriz”

HUKUKUN KOLAYLAŞTIRICI ROLÜ

Gül, “Bizim tercihimiz hukukun kolaylaştırıcı rolü üzerinde olmalıdır. Hukuk kolaylaştırmalı, zorlaştırmamalıdır. Bu cümleden yola çıkarak sanayi, üretim ve ticaret çarkının daha hızlı işlemesi temel hedefimizdir. Hukuk üretim çarkının dönmesini engelleyen değil, o çarkın daha fazla daha hızlı işlemesi için bir araç olmalıdır.

Tüm çabalarımızı da bu çerçevede TOBB ile birlikte ve TOBB’un odağında olduğu çok önemli adımlar attık. İş ve yatırım ortamının birleştirilmesine yönelik çok önemli çalışmalar yaptık. TOBB başkanımız bu konuda tüm ekibiyle beraber çok önemli bir öncülük yaptı. Adalet Bakanlığı, ilgili bakanlıklarımız Türkiye’de yerli olsun yabancı olsun bir ülkede hukuki öngörülebilirlik ne kadar belirginse hukuki güvence ne kadar güçlüyse o ülkede yatırımların önü açılır. Biz hangi uygulamalar, hangi mevzuat yatırımların önünü kapatıyor masaya koyduğumuzda geçtiğimiz yıl bir takım düzenlemeler yaptık. Tüm bu yaptığımız çalışmalar sonrasında dünya bankası raporuna göre ülkemiz 2018 Ekim itibariyle 60’ıncı sıradan 43’üncü sıraya yükseldi. Hükümet ile iş dünyasının ortaklaşa yaptığı çalışmanın sonucunu ortaya koyduk.

Yakın zamanda iş dünyasıyla yargı çalıştaylarını yapmayı planlıyoruz. Bu konuda da TOBB’la birlikte planlama yapacağız. Hukuk insan içindir. İnsana, toplumsal gelişmelere kapalı bir hukuk dogmatik bir hukuku ortaya koyar. Oysa hukuk yaşayan bir hukuktur, öyle olması gerekir. Bu konuda da Türk milleti adına karar veren yargı, Türk milletinin sorunlarını, ekonomi dünyasının sorunlarını, çalışma hayatının sorunlarını bilerek bu konuda karşılıklı iletişimin elbette çok önemli katkısı olduğunu düşünüyoruz. Bugüne kadar her türlü yatırımcıya destek verdik. Arabuluculuk konusunda ki yaklaşımımızda budur. Çünkü bizim için vakit nakit ifadesi çok doğru bir ifadedir. Özellikle hâlihazırda ilk derece mahkemelerinde ticari davaların ortalama görülme süresi 541 gündür. Bu süreye istinat ve kanun yolunu koyduğumuzda bin günü aşmaktadır. Yani ticari uyuşmazlık olduğunda iki tarafta bir an önce davamız bitsin dediğinde bin günü aşıyor. Oysa arabuluculuk sisteminde bu bazen birkaç saat, bazen birkaç gün, bazense birkaç haftada sonuçlanabiliyor. Yine ekonomik olarak ta daha ucuzdur. Daha önemlisi tarafların süreci yönettiği bir uygulamadır. Sürecin gizliliği de ticari sırların korunması anlamında çok önemli bir süreç ve düzenlemedir” ifadelerinde bulundu

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Mehmet Akgün
Mehmet Akgünhttps://sonsoz.com.tr
2016 yılında Kocaeli Üniversitesi Gazetecilik bölümünden mezun olup, Sonsöz Gazetesi'nde 2017 Mart ayından beri aktif gazetecilik yapmakta...

Bu Haberler Kaçmaz!

Çocukların yüzde 30’u kabızlıktan yakınıyor

Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Meltem Uğraş, çocukların yaklaşık yüzde 30’unun, polikliniklere başvuran çocukların ise yüzde 1 ila 2'sinin kabızlıktan yakındığını vurguladı.