Antika aşkı 30 yıllık işini bıraktırdı

0
77
- Reklam -

Konya’da beyin ameliyatı geçirdikten sonra doktorunun iş stresinden uzaklaşması tavsiyesiyle başladığı antika hobisine tutkuyla bağlanan Uğur Bitim, işlerini kardeşine ve yeğenlerine devrederek antikacılığa yöneldi

Konya’da, beyin ameliyatı geçirdikten sonra doktorunun iş stresinden uzaklaşması tavsiyesiyle başladığı antika hobisine tutkuyla bağlanan iş insanı, 2 bin 500 metrekarelik iş yerini antikacıya dönüştürdü.
Ailesinin 60 yıl önce kurduğu müteahhitlik ve inşaat malzemeleri ticareti işini devralarak 30 yıl emek verip büyüten 47 yaşındaki Uğur Bitim’in hayatı, 2007 yılında geçirdiği beyin ameliyatıyla değişti.
Streslerinden uzaklaşmasını isteyen doktorunun tavsiyesine uyan Bitim, arkadaşının yönlendirmesiyle iş yerinin küçük bir bölümünde antika koleksiyonu oluşturmaya başladı.
Hobisi kısa sürede tutkuya dönüşen Bitim, işlerini kardeşine ve yeğenlerine devrederek tamamen antikacılığa yöneldi.
Bitim, koleksiyonu her geçen gün büyüyünce inşaat malzemeleriyle dolu 2 bin 500 metrekarelik iş yerini antika dükkanına dönüştürdü.
Eski yıllardan kalma binin üzerinde antika eşya biriktiren Bitim’in koleksiyonu, görenleri eski zamanlara götürüyor.
Aynı zamanda Selçuklu Antikacı ve Koleksiyoncular Derneği Başkanı olan Uğur Bitim, AA muhabirine, hiç alakası olmayan antika koleksiyonerliğine, arkadaşının ısrarıyla başladığını söyledi.

  • “Bu işin sınırı, yeri, yurdu yok”
    Antikacılığın kendini çok kısa bir sürede içine çektiğini belirten Bitim, zamanında kırıp çöpe attığı radyoları parayla yeniden alır hale geldiğini dile getirdi.
    Antikanın insanı farklı bir etki altına aldığına dikkati çeken Bitim, “Bu antika hastalığı benim kanıma işledi. Öyle bir tutku ki bu kadar olabileceğini tahmin etmezdim. Mesela birinde gece yarısı telefon geldi İstanbul’dan. Bir pikap çalar almak için kalkıp 600 kilometre gittim. Onu getirirken arkasına haber geldi Gaziantep’e gittim. Antika hastalığı insanı Türkiye’nin bir ucundan bir ucuna sorgusuz sualsiz götürür. Yurt dışında bir ürün göreyi m Almanya’dan, Fransa’dan, İtalya’dan alır gelirim. Bu işin sınırı, yeri, yurdu yok. Dünyanın bir ucunda da olsa gidersin alır gelirsin.” diye konuştu.
    Koleksiyonundaki eserlerin maddi değerinin kendisi için ikinci planda olduğunu kaydeden Bitim, çoğu zaman eski kültürlere sahip çıkma hevesiyle yaşanmışlıkları hayal etmenin büyüsüne kapılıp gittiğini ifade etti.
    Koleksiyonundaki bazı parçaların eşsizliğini vurgulayan Bitim, şöyle konuştu:
    “Eserlerimin çoğu Türkiye’de nadir bulunan parçalar. Mesela bir tane Osmanlı telefon santralim var. Türkiye’de ikincisini bulan olursa bedava veririm. 1950’lerden televizyon kameraları var. 1940’ların eski sinema makineleri var. Emsalsiz fotoğraf makinelerim var. Eski sandıkları toplayıp restore ediyorum. Ahşaba ve mobilyaya ilgim biraz daha fazla. Elimde 10 bin liraya da eser var, 500 liraya da. Mesela elimde bir tane ayna var, Osmanlı dönemi, Ermeni el işlemesi. 110 yıllık bir mobilya takımım var.”
    Bitim, bulduğu bazı hasar görmüş veya bozulmuş eserleri de alıp tamir ve tadilattan sonra eski haline getirdiğini, bundan da ayrı bir keyif aldığını dile getirdi.
- Reklam -