Ne oldu?

Aşı mı bulundu?

İlaç ya da etkin bir tedavi yöntemi mi keşfedildi?

Covid-19 virüsü mutasyon geçirip; öldürücülük yada bulaşıcılığını mı yitirdi?

Ne oldu da insanlar; sokaklarda, AVM’lerde, camilerde, otobüs ve minibüslerde sarmaş dolaş, tıklım tıkış, kucak kucağa bir arada bulunuyor?

Sanırım vur deyince öldürmek diye tam da buna deniyor, iktidar “normalleşme” deyince bir “anormalleşmedir” gidiyor…

Bakınız sağlık bakanı Fahrettin Koca’nın paylaştığı rakamlara göre yapılan antikor testlerinin sonucunda sadece ve sadece binde 8 toplumsal bağışıklık kazanıldığı bulunmuş. Yani yüzde 1’in de altında bir sürü bağışıklığı oluşmuş, bu salgın hastalığın yayılmasının durması için sürü bağışıklığının yüzde 60 – 70 seviyesine çıkması gerekiyor! Bu salgını önleme işini sürü bağışıklığına bırakırsak bu güne kadar görülen hasta sayısınının 60 – 70 katından daha fazla hasta görüleceğinden bahsediyoruz. Bu elbette sadece görülecek hasta sayısı olmayacak bugüne kadar yoğun bakıma yatan, solunum cihazına bağlanan ve ölen hasta sayısının da 60 – 70 katına çıkması demektir. Bu güne kadar 5 binden fazla insanımız öldüğüne göre en az bunun 60 – 70 katı daha insan, yani 300 – 350 bin insan daha bu salgın hastalık yüzünden ölecek demektir.

Bu virüs insandan insana bulaşıyor ve eğer bu bulaşıyı sıkı bir karantina, maske, mesafe ve hijyen koşullarını sağlayarak engelleyebilirsek virüs yok olacaktır!

Bu virüs eğer başkasına bulaşamazsa ya bulaştığı insanın bağışıklık sistemi tarafından yok ediliyor ve yahut da o insanı öldürerek kendi de yok oluyor kısacası bulaşıyı engellediğimiz anda virüsü yok etmemiz mümkündür.

İşin ilk başında iktidar ekonomik endişeler sebebi ile katı ve en az 15 – 20 gün sürecek bir karantina ilan edemedi, halbuki ben o zaman iki hafta resmi tatil ilan edin, karantina ve sokağa çıkma yasağı uygulayın, mecburen sokağa çıkacak minumum sayıdaki insanı da çok iyi bir sağlık taramasından geçirin, bu salgını durdurun önerisinde bulunmuştum, yapmadılar, yapamadılar…

O zaman bu dediğimi yapsalar ve daha sonra bu kaybolacak mesaiyi ücretsiz ek mesailer ile tamamlasalar, ne çalışanların gelir kaybı olurdu ve nede üreticilerin bir zararı, sonuç olarak dünya zaten durmuşken, çok hayati olmayan her işi 15 gün durdurmak kabul edilebilir, tolere edilebilir bir tedbirdi.

Oysa şimdi süreç uzuyor, daha da uzayacak, sonuçta her gün binin epey üzerinde yeni vaka varken kim normal hayata döner AVM’ye, alışverişe, tatile, restorana, berbere, kuaföre gider? Sizin normalleşiyoruz demeniz, insanların normalleşmesine ne kadar katkı sağlar?

Neticede buralarda faaliyet başlasın deyince mecburen artan insan hareketliliği sonuçta salgını arttıracak, artan salgın ve salgın korkusu tüketiciyi daha da fazla evine kapatacak sonuçta çöken tüketim, üretim mekanizmalarını da felç edecek. Fabrikalar tüketim olmayınca kime ne satacak? Restoranlar müşteri olmayınca kime ne yedirecek? Otelleri açsanız bile kimi ağırlayacak?

Bu kadar yüksek sayılarda vaka varken yabancı turist gelir mi zannediyorsunuz? Elbette gelmez, kim uzak ve azgelişmiş bir ülkede böyle bir salgına yakalanmayı yada sınırların yeniden kapanmak zorunda kalması durumunda mahsur kalmayı göze alır da ülkesi dışında tatil yapar? İnsanların kendi ülkesinde bile tatil yapacağı, yapabileceği meçhulken yabancı turist beklemek çok fazla iyimser bir düşünce değil midir?

Bu işi sürüncemede bırakmak, zamana yaymak çok daha ciddi ekonomik ve sosyolojik sorunlara yol açacaktır. Biliyoruz iktidarın ne geçim sıkıntısı çeken hane halkına ve ne de borcunu bile çeviremekte zorlanan iş insanlarına destek olacak gücü yoktur, elindeki kısıtlı imkanları ancak kısıtlı bir zaman diliminde yoğun ve doğru müdahaleler ile kullanırsa bir çözüm elde edilebilir, bir fayda sağlanabilir.

Ekonomik krizler ile mücadele yangını söndürmek için su dökmek gibidir; aynı yangına bir kova su dökerseniz söner, ama zaman içinde fincan, fincan su dökerseniz daha fazla miktarda su dökseniz bile sonuç elde edemezsiniz, su buharlaşır gider ve yangında sönmez. Elinizdeki su bitince sonra yangın mahalleyi yakıp bitirene, kendiliğinden sönene kadar oturup seyretmek zorunda kalırsınız.

Bu yaz günleri iyi bir fırsat, bir çok firma yazlık izinleri kullandıracak, kurban bayramı da var, okullar da kapalı gelin sıkı bir karantina ve sokağa çıkma yasağı uygulayın; bu salgını iş işten geçmeden, çok geç olmadan, ekonomik ve sosyal yapımız çok daha fazla zarar görmeden durdurun…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz