Dilara Kutay’ın deklanşöründen “AN’ILAR” sergisi

51

Fotoğraf sanatçısı Dilara Kutay Ankara da sergi açtı. Büyük ilgi gören sergide sanatçının gözünden yakaladığı birbirinden muhteşem anlar ve sanatçının anıları sergilendi.

“Çocukluktan beri sanatla zaten iç içeyim. 7 yaşında koroya girdim, çello çaldım, piyano çaldım, heykel, karakalem gibi sanatlarla da ilgilendim. Kısacası sanatın birçok dalına hayatım boyunca ilgim vardı diyebilirim. Fakat fotoğraf tamamen farklı gelişti. Bir form gibi bir anda hayat buldu bende” diyerek söyleşimize başlayan Kutay sorularımızı şu şekilde cevap verdi;

‘AN’ILAR’ serginizin hikâyesinden bahseder misiniz?

Cüneyt Ayral ‘Benim Paris’im’ adlı kitabında benim fotoğraflarımı kullanmak istediğini söyledi. Fotoğrafların bazılarını daha önceden çektiğim karelerden seçtik. Arşivimdeki kareler tamamen benim hobi olarak çektiğim fotoğraflardı aslında. Çok profesyonel olarak işin içinde değildim. Kitabı okuduktan sonra kitapta olması gereken fotoğrafları da çektikten sonra kitabı oluşturduk. Sonrasında fotoğraflar beğenilince bir sergi talebi oluştu. İstanbul’da bir sergi açtık. Sonrasında bir antika araba fuarında karma sergiye seçildi birkaç fotoğrafım. Orada Koray Olşen Bey Ankara’da da bu sergiyi açmamı talep etti ve bende çok memnun oldum ve burada sergimi açtım.

Fotoğrafçılığa nasıl başladınız?

Günümüzde hobi deniliyor bu işe bende hobi olarak başladım diyebilirim. Ben biraz klişe olacak ama gözümün gördüğünü anlık alabilsem diye uğraştım. Her zaman arzu ettiğim ve beğendiğim bir şey aynı zamanda da insan bazen çok fotoğraf karesi gibi dediği anlara şahit oluyor. O yüzden sergimin adını AN’ILAR yaptım. Çünkü hem kendine özgü anlar var içerisinde hem de kendince anıları var karelerin. Benim için fotoğrafta bu biraz anı biraz anlar.  Sonunda profesyonel bir insan baktığında ışığına, yerine, eksenine kısacası her şeyine bakabiliyor ama ben kendimce baktığımda bana bir şey ifade ettiği için çektim.

Çocukluktan beri sanatla zaten iç içeyim. 7 yaşında koroya girdim, çello çaldım, piyano çaldım, heykel, karakalem gibi sanatlarla da ilgilendim. Kısacası sanatın birçok dalına hayatım boyunca ilgim vardı diyebilirim. Fakat fotoğraf tamamen farklı gelişti. Bir form gibi bir anda hayat buldu bende.

Fotoğraf sevgisi nasıl başladı?

Zor bir soru. Çünkü sanatın içinde büyüdüm Cüneyt Ayral benim üvey babam kendisi birçok iş yapmış ve AFSAD’ın kurucularından birisi. Onun bütün düzenlediği etkinliklerde bulundum. O yüzden birçok sanatçı ve ressamla bir arada olduğumdan, belki de sürekli sanatın içinde olduğum için sanatın oluşma zamanı olmadı. Sanatsız kalmadığım için bir şey diyemeyeceğim.

Profesyonellik mi amatör ruh mu önemli sizce?

Ben kişisel olarak hiçbir şeyi kalıba sokmayı sevmeyen bir insanım. Çünkü hiç beklemediğiniz bir insandan hiç beklemediğiniz bir şey çıkabiliyor. O yüzden bir şeyleri kalıba sokmaktansa olanla daha haşır neşirim diyebilirim. Profesyonel olana da saygım var amatör olup gerçekten çok başarılı olanlara da saygım var. Kendimi de bir kalıba sokamayacağım.

En çok size dokunan fotoğrafınız hangisi?

Hepsinin farklı bir yeri var ama bir tanesinin başka bir yeri var bende. Çünkü ilk gerçekten kendi çektiğim fotoğrafı beğendim. Belki birçok insan için bir şey ifade etmez ama benim için önemli. Ben yine sokakta yürürken karşılaşıp çektiğim bir fotoğraf. Herkesin bir şeylere taktığı dönemler oluyor. Benimde kuru kafaya taktığım bir dönemim oldu. Bir markanın çok bilinen logoları gibi olan veya markalarının arkasındaki yüz kuru kafa. Elize Sarayı’nın karşısındaki bir mağazanın vitrinine saray çok güzel yansıyordu. Sarayın üzerinde kuru kafa o kadar güzel göründü ki benim için çok güzel ve özel bir kare oldu. Belki de o gün fotoğrafa ayrıca başladı…