Ankara’nın Ruhu

0
17

Ankara’nın ruhu devrimdir, özgürlüktür, bağımsızlıktır. Ankara direnişin, teslim olmayı reddedişin başkentidir.
Ankara bir başkaldırıştır, teslimiyetçi ve köhne bir düzene karşı isyandır. Uyanıştır Ankara, bin yıllar süren bir uykudan uyanış, uyuşukluktan kurtuluştur Ankara.


Ankara bir devrimin başkentidir, bu devrim ki bin yıllar boyunca hanedanların kulu, kölesi olan insanları eşit ve özgür birer yurttaş haline getirmiştir. Umuttur Ankara, ezik, geri kalmış, hasta, yoksul ve esir milletlerin kurtuluş umududur.
Cumhuriyettir Ankara, eşit, kardeş ve özgür insanlara ait bir cumhuriyet.
Çaresizliğin çaresidir Ankara, yokluğa, yoksuzluğa, çaredir Ankara.
Hastaya merhem, gözyaşına ve derde devadır Ankara. 


Saltanatın debdebe ve şaşaasına karşı, vakur bir sadeliktir Ankara.
Köleleştirilmiş, kullaştırılmış insanların kanı, canı ve alın teri üzerine inşa edilmiş debdebeli ve müsrif saraylara karşın, özgür insanların vergi ve iradeleri ile inşa edilmiş, mütevazi ve işlevsel devlet daireleridir Ankara
Saraylı kölelerin kibirli biatına karşı, liyakat ve ciddiyettir Ankara.
Ahi Cumhuriyetidir Ankara ve Ahilerin çalışarak üreten, hakça bölüşen, eşitlikçi ve özgürlükçü ruhudur Ankara’nın ruhu.
Bozkırda bir çekirdektir Ankara ve o çekirdek ki bir daneden bir ağaç ve bir ağaçtan bir orman çıkar büyür, tüm yurdu kaplar işte o çekirdeğin ruhudur Ankara.

- Reklam -


Ankara bilimdir ve fendir, çağdaş uygarlığı yakalama iddiasının başkentidir Ankara.
Ankara aydınlanmadır ve karanlıklar için ölümdür, Ankara.
Ankara’nın isyankar ruhunu ve bu ruhun kıymetini anlamak için emperyalizmin pençesinde kıvranan, sömürülen, esir milletlerin ezikliğini, çaresizliğini ve umutsuzluğunu bilmek gerekir.
Sömürgeleştirilen koskoca bir Asya kıtasını, halkı köleleştirilen, kaynakları yağmalanan Afrika’yı bilmeden, sömürgecilere direnen Ankara ruhu anlaşılabilir mi?


Yerkürede emperyalist sömürgecilerin işgal ve ilhak edemediği son bağımsız toprak parçasında tutunan Kemalistlerin pençesidir Ankara’nın ruhu.
İngiliz sömürgesi Hindistan’ı bağımsızlığına kavuşturan Mahatma Gandhi “Mustafa Kemal İngilizleri yenene kadar Tanrı’yı da İngiliz zannediyordum.” diyerek ne güzel ifade etmiştir Ankara’nın ruhunu, yenilmez deneni yenmektir Ankara.
Yerküreyi kendi aralarında pay etmiş, üç beş emperyalist gücün yenilmezliğine inanmış insanlara, emperyalist güçlerin de yenilebileceğini göstermiş başkenttir Ankara.
Ankara’nın direnişçi ruhunu anlamak için imparatorluğun miskin, teslimiyetçi karakterini ve boyun eğişini bilmek gerekir. Boğaza demirlemiş İngiliz ve Fransız zırhlılarını seyreden, “aman bana ilişmesinler de” diyen saraya ve saraylılara karşı “geldikleri gibi giderler” diyen Mustafa Kemal’dir Ankara’nın ruhu…


Yüzlerce yıllık köhne ve çürümüş bir enkazdan diriliş değil midir, Ankara?
Viyana’dan Basri kale mevzilerine kadar bin beş yüz kilometre çekilen ordunun düşmanı durdurduğu siper değil midir, Ankara?
Sakarya’da “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır ve o satıh tüm vatandır” diyen sarı Paşa’yı bilmeyen nasıl anlar Ankara’nın teslim alınamaz ruhunu.
Sakarya savaşında cepheden akın akın gelen yaralı askerleri, hastahane yokluğunda, hane hane bağrına basan hemşirelerin ruhudur Ankara.


Ankara’nın ruhu demek Mustafa Kemal paşa demektir, Ankara’nın ruhu demek zemherinin ayazında, 27 Aralık günü Dikmen sırtlarında Mustafa Kemal’i bekleyen, Kızılcagün’de Mustafa Kemal paşanın yanında, yamacında kılıç kuşanan, at binen, davul çalan, çoban ateşi yakan “senin yolunda ölmeye geldik” diyen Seğmenler demektir.
Davul çalmak, çoban ateşi yakmak, ve kılıç kuşanmak Türk töresinde ne demektir bilmeyen hiç anlayabilir mi Ankara’nın ruhunu?
Bozkırın ayazında, odun sobasının zor bela ısıttığı eski bir salonda, tahta sıralarda oturup, gaz lambası ışığında yeryüzüne hükümran emperyalizme ve o emperyalizmin çelikten ordularına kafa tutan bir avuç kahramandır Ankara.
Kefen parasını milli mücadeleye bağışlayan Müftü Rifat Börekçidir Ankara.
Direksiyon binasında Fikriye’nin pişirdiği çorbanın sıcacık kokusudur Ankara.
Çatık kaşlı, şayak kalpaklı Kemalistlerin, gök gözlü komutanının başkentidir Ankara.
Ankara ayazında sırtında bir paltosu bile olmayan Akif’in Tacettin dergahından “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak” diye seslendiği kaledir Ankara.
Ve Ankara, savaşın en kanlı anlarında, top sesleri kapıya dayanmışken bile umudunu kaybetmeyen, geleceği hayal eden kararlı ve berrak bir dimağdır.


İnebolu’dan cepheye mermi taşıyan kağnıların ve o kağnılarda çocuğunun battaniyesini ıslanmasınlar diye cephanenin üstüne örten kadınların ruhudur Ankara.
Telgrafhaneden yurdun dört bir yanına çekilen telgrafların tıkırtısı, telgraf başında tüten cıgaranın kokusudur, Ankara’nın ruhu.
Başkomutanlık muharebesinde Mustafa Kemal Paşanın “ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri” buyruğudur, Ankara ruhu.
İzmir’de denize dökülen düşman, İstanbul’u İngiliz, Fransız ve İtalyanlar’dan alan, adeta yeniden fetheden ruhtur Ankara.
Bir ütopyadır Ankara, emeğin, üretimin, sanatın ve bilimin hükümran olduğu bir ütopya. Fenni, sınai ve entegre üretim hedefi ile yola çıkan bir ütopya.


Arkaik, feodal ve kölecil bir tarım toplumundan, bağımsız ve özgür, çağdaş bir sanayi toplumu yaratma arzusudur Ankara ruhu.
Bozkırda ki sanat, opera, tiyatro, resim ve heykel sevdasıdır Ankara, sanat ve sanatçıdır Ankara’nın ruhu.  Nisan 1930’da Cumhuriyet henüz genç bir filizken Ankara’da Türk Ocağı Tiyatrosu’nun açılışında. “Efendiler; hepiniz milletvekili olabilirsiniz. Bakan olabilirsiniz, hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat sanatçı olamazsınız.” diyen Mustafa Kemal’dir Ankara’nın ruhu.
Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in kurduğu köy enstitüleridir Ankara’nın ruhu.
Ve Dr Reşit Galip’in andında geçen;
Türküm, doğruyum, çalışkanım.


Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, budunumu özümden çok sevmektir.
Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun. 
Mısralarıdır Ankara’nın ruhu.
Çankaya köşkündeki sofra ve Cumhuriyet balolarında eteklerini uçuşturarak vals yapan o zarif kadındır Ankara’nın ruhu.
Ve Mustafa Kemal paşanın zeybeğidir, Ankara ruhu.
Ot bitmez denilen bataklıkta çiftlik kurmak, buğday ekmek, yetiştirip un etmektir Ankara’nın ruhu.
Ankara demek yüzyıllarca dünyaya hükümran olmuş emperyalist batı uygarlığına tarihte ilk defa bir doğu uygarlığının dur demesidir. Başarmanın, kazanmanın ve zaferin adresidir Ankara. 


Bozkırda yankılanan “Türk, öğün, çalış, güven” sedasıdır, Ankara ruhu.
Anasının, karısının desteleyip kuruttuğu yarım kilo tütünü teslim etmedi diye alnının şakından vurulan tütün köylüsünü, reji kolcusunun elinden kurtarmaktır Ankara Ruhu.
Arkaik bir istibdat düzeninin yıkılması ve karanlık egemenlerin hükümranlığına son veren yeni, pırıl pırıl, ışıl ışıl bir cumhuriyet düzenidir Ankara’nın ruhu.


Askere de gitmem, vergi de vermem, baş da eğmem diyenlere baş eğdiren Hamidiye’nin gürleyen toplarıdır Ankara’nın ruhu.
Başöğretmenden ders alan Küçük Ülkü’nün tebeşiri, ilk kadın savaş pilotu Sabiha’nın kanadıdır Ankara’nın ruhu.
Ankara’da Kemal paşa tarafından kurulan cumhuriyet, sömürgeci emelleri olan emperyalistler ve onların karanlık işbirlikçilerinin tekerine çomak sokmuştur, düzenlerini bozmuştur, bu yüzden onlar Mustafa Kemal ve Ankara’nın ruhundan ölesiye nefret ederler. 
Köhne karanlıklar bu yüzden saldırırlar Ankara’ya ve Ankara’nın değerlerine. Mustafa Kemal’in kırdığı, parçalayıp attığı emperyalist boyunduruğu, Türklere yeniden takmak, Türk aydınlanmasını tekrar karanlıklara gömmek için önce Ankara’nın ruhunu yenmek gerekir, bunu bilirler.


Ankara’nın simgelerini yıkmak, içini boşaltmak, önemsizleştirmek, Ankara’nın değerlerini yok etmek gerekir ki Ankara’nın ruhu yenilsin, yok edilsin.
Bunun için taşırlar başka başka yerlere, Ankara’nın cumhuriyet ile özdeş, simge kurum ve kuruluşlarını.
Boşaltmaya, değersiz kılmaya, boğmaya çalışırlar Ankara’yı.
Gafiller, bilmezler ki Ankara’nın ruhu yenilmez ve yok edilemezdir.
Kim uyanan bir ulusu yeniden uyutabilir?
Kim özgürlüğü eline almış bir milleti tekrar esir edebilir?
Kim eşitliğin tadını almış bir halkı tekrar kul haline getirebilir?
Kimin gücü yetebilir buna?

Bu makale ilk olarak Başkent Ankara Dergisi’nde yayınlanmıştır

- Reklam -

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz