Aslında İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerilim uzunca bir süredir karşılıklı hamleler ile artıyordu. 

ABD ordusu aralık ayının son günlerinde İran’a yakınlığıyla bilinen Haşdi Şabi’nin en güçlü kollarından Ketaib Hizbullah örgütünün Irak ve Suriye’deki 5 hedefini vurmuştu. Yetkililerce Ketaib Hizbullah örgütüne yönelik saldırının, örgütün 28 Aralık’ta Doğal Kararlılık Operasyonları Birleşik Görev Gücü’nün (CJTF-OIR) bulunduğu üslere düzenlediği saldırılara misilleme olduğu ifade edilmişti. 

Bu olayların arkasından Irak’ta bulunan Şii milis gücü Haşdi Şabi taraftarları, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği binasını basmış, elçiliğin giriş duvarını ateşe vermişti. Iraklı Şii protestocular ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği binasının içlerine kadar girmişti.

Büyükelçilik binasının işgal edilmesinin ardından Amerika’nın cevabı geldi ve Amerika Şii Milislerin en önemli komutanı olan Kasım Süleymani ve yanındakileri Bağdat Havaalanı yakınlarında düzenlediği bir dron saldırısı ile öldürdü. Amerika’nın Trump’ın emri ile Kasım Süleymani ve yanındakileri öldürmesi tam bir şah mat operasyonu oldu. 

Suikastin ardından Irak ve İran’da kalabalık ve görkemli cenaze törenleri düzenlendi, cenazede halk Amerika’ya karşı nefret kustu. İran yetkilileri Amerika’ya karşı intikam naraları atıp, tehditler savurdu. 

Dünya nefesini tutup İran’ın vereceği cevabı beklerken, İran Irak’ta bulunan iki Amerikan üssüne balistik füze saldırısı düzenledi. Bu saldırı ile üslerin ne kadar hasar gördüğü ve can kaybı olup olmadığı konusu ise henüz belirsiz.

Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin ardından Trump bir tweet atmış ve “Bu bir uyarı olsun: İran Amerikalılara veya Amerikan unsurlarına saldırırsa biz  52 İran sahasını hedef almış bulunmaktayız. Bazıları üst düzey ve İran ve İran kültürü açısından çok önemli. Bu hedefler ve İran’ın kendisi çok hızlı ve çok sert bir şekilde vurulacaktır.” demişti. İran bu tehdide aldırış etmedi ve Amerikan unsurlarına saldırdı bu durumda Trump’ın geri adım atacağını beklemek fazla iyimserlik olacaktır.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump açık ve net olarak Amerikalıların canına kast edilecek herhangi bir eyleme orantısız güç kullanarak cevap vereceklerini söylemiş ve açıkça İran’ı tehdit etmişti bu saatten sonra artık Orta Doğu’da yeni bir savaşın başlaması kaçınılmaz olarak görünüyor,

Gelişmeler sonucunda İran Hürmüz boğazındaki petrol trafiğini askeri bir müdahale ile engellerse, dünyada petrol fiyatlarının artması kaçınılmaz olur. Böyle bir fiyat artışı petrol üretip ihraç eden Rusya gibi ülkelerin işine yarayacak olsa dahi enerjide dışa bağımlı, petrol ve gaz ithal etmek zorunda olan Türkiye gibi ülkelerin ekonomisini oldukça olumsuz yönde etkileyecektir.

İran Afganistan yahut da Irak gibi zayıf bir ülke değil, üstelik Rusya ve Çin gibi süper güçler ile de oldukça sıkı ekonomik ve askeri işbirlikleri var. Son dönemde Orta Doğu’da bulunan Şii nüfus vasıtası ile ciddi ve etkin bir güç haline geldi. Sorun hızla Amerika Birleşik Devletleri, İran savaşı olmaktan çıkıp bir Sünni, Şii savaşına da dönüşebilir. Böyle bir savaş kısa sürede sona ermez ve muhakkak ki Orta Doğuyu çok uzun sürecek, çok kanlı bir mezhep savaşına sürükler. 

Orta Doğu’da meydana gelebilecek böyle bir savaşın Türkiye ve Türk ekonomisini derinden etkilemesi kaçınılmazdır. Şu anda Türkiye’yi boğan mülteci sorunu dahi böyle bir savaşta inanılmaz bir tırmanış gösterebilir, Türkiye’ye İran ve Irak’tan yığılabilecek milyonlarca yeni mülteci ülkemizin hem sosyal, hem ekonomik ve hem de siyasi yeni sorunlar ile uğraşmak zorunda kalması demektir.

Diğer yandan hem İran ve hem de Irak Türk ekonomisi için çok ciddi birer ihraç pazarıdır. Bu pazarlarda savaş çıkması ve ihracatımızın sekteye uğraması ekonomimizi çok olumsuz bir yönde etkileyecektir.

Unutmayalım ki geçmişte Vietnam savaşı Amerikan kaynaklarını tüketmiş çok ciddi bir enflasyona yol açmıştı. 1971’de Nixon, Vietnam savaşı nedeniyle yükselen  enflasyonun da etkisi ile Bretton Woods sistemini tek taraflı olarak sona erdirmek zorunda kalmıştı. 

Olası bir Amerika İran savaşı halihazırda krizden çıkmaya çalışan Amerikan ekonomisini de olumsuz yönde etkileyecektir. Dolar hızla değer kaybedecek, altın, petrol ve diğer emtia fiyatları ise artacaktır.

Türk ekonomisini yönetenler ve ekonominin tüm aktörleri böyle bir olasılığa karşı hazırlıklı olmalıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz