Altı Nokta Körler Derneği

Altı Nokta Körler Derneği Genel Başkanı Avukat Suha Sağlam, “ Bir görme engellinin doğumundan ölümüne kadar olan hayatın her aşamasında ki sorunlarıyla ilgilenmek ve onlara çözüm yolu üretmek istiyoruz” dedi

87

Söz yetki karar engellilerin

Altı Nokta Körler Derneği Genel Başkanı Avukat Suha Sağlam, “ Bir görme engellinin doğumundan ölümüne kadar olan hayatın her aşamasında ki sorunlarıyla ilgilenmek ve onlara çözüm yolu üretmek istiyoruz” dedi

Toplum bilincinin oluşması o toplum içinde yaşayan her insanın refah seviyesini yükseltecek önemli bir etken. Bilinçli yöneticiler, bilinçli vatandaşlar engellerin aşılmasında yapılacak tüm hamlelerin daha başarılı bir hal almasını kolaylaştıracaktır. Altı Nokta Körler Derneği Genel Başkanı Avukat Suha Sağlam’da 30 yıldır içinde bulunduğu dernekte toplumun bilinçlenmesi için her alanda çalışmalar yapmış bir isim. Sağlam ile yaptığımız röportajda görme engellilerinin sorunları, kat ettikleri yollar, devletin engellilere bakış açısını, devletin engellilerle ilgili çalışmalarını ve daha birçok konuyu masaya yatırdık.

Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Altı Nokta Körler Derneği Genel Başkanı Avukat Suha Sağlam uzun yıllardır Altı Nokta Körler Derneği içinde üyelik, başkan yardımcılığı gibi çeşitli görevlerde bulunduktan sonra genel başkan oldum. Bir dönemde Türkiye Körler Derneği Federasyon Başkanlığı yaptım.

Altı Nokta Körler Derneği’nden bahsedebilir misiniz?

Altı Nokta Körler Derneği 1950 yılında kendisi de görme engelli olan merhum Doç. Mithat Enç tarafından kuruldu. O zaman ki kurulma amacı Türkiye’de engelli vatandaşların eğitimine ilişkin her hangi bir çalışma yokken görme engellilerinde eğitim alması, onun için körler okullarının açılması ve eğitim almış görme engellilerinde almış olduğu eğitim çerçevesinde istihdama dâhil olup üretken birer insan olması için kuruldu.

Biz bu amaçları daha da genişletip ilerleyerek bir görme engellinin doğumundan ölümüne kadar olan hayatın her aşamasında ki sorunlarıyla ilgilenmek ve onlara çözüm yolu üretmek istiyoruz. Tabi bütün bunları yaparken ülkede karar verici olan siyasi iktidarlarıda geniş manada engelliler konusunda bilgilendirmek ve çıkacak kanunların engellileri de kapsayacak şekilde onlarında gözetilebileceği şekilde etkilemek. Diğer bir değimle lobi yapmak istiyoruz.

Altı Nokta Körler Derneği
Altı Nokta Körler Derneği
Ülkemizde engellilerin ne gibi sıkıntıları var?

Ülkemiz de devlet istatistik enstitüsünün denetleme yöntemleriyle yaptığı istatistiklere göre nüfusun yüzde 1’i ya yüzde 100 ya da az gören şekliyle görme engelli, yüzde 40 ve üzerinde görme engeli olanlar bu yüzde1’i oluşturan kesim. Bununda bu günkü karşılığı 750 bin civarında insan oluyor. 750 bin civarında görme engelli vatandaş olunca sorunlarda çok oluyor.

Siz ülke gayrisafi milli hasılasının on binde 30’unu eğer görme engellerin eğitimi için daha doğrusu bütünlüklü olarak engellilerin eğitimi için ayırırsanız. Engellinin istihdamını, uyumunu, sosyal hayatını gibi her türlü giderlerinin bütçeden karşılanması diye bakarsanız ister istemez Türkiye de engellilere ayrılan bu bütçe sorunlarını çözmek için finansmanına yetmiyor. Çünkü bu bütçe sadece 750 bin görme engelliye ayrılmıyor.

Ülke nüfusunun yüzde12.29’u buda Devletin verisi, engelli sayılıyor. Bununda karşılığı 7 buçuk 8 milyon civarında engelli vatandaş demektir. Dolayısıyla devasa bir rakamın karşılığında siz 10 bin de 30 gibi bir rakamı bütçenize koyar ve harcarsanız engellilerin problemleri çözülerek gelmez. Büyüyerek artarak gider.

Bu anlattıklarım işin bütçe kısmı birde toplumun genel olarak engelliye bakış açısı ve bürokrasinin siyasilerin engellilere bakış açısı var. Toplumun engelliye, sahip çıkan ona yardımcı olan yolda giderken bir ihtiyacı varsa yöntemleri karışıkta olsa terste olsa tekniğine uygun olmasa da yardım etme arzusu var. Halkın böyle bir duyarlılığı var. Ama siz bir halk olarak değil de bir bürokrat olarak, bir işveren olarak, bir siyasal parti olarak engelli ile karşı karşıya kaldığınız zaman bütün çevreler engelliyi adeta bir tüketici birey olarak, bir işe yaramaz kişi olarak değerlendiriyor. Şöyle aman ben seni işe alamam aman ben seni okutamam ve siyasette sen böyle geride dur. Senden daha paralı cevval adaylarımız var diyerek bizleri geriye atıyor.

Altı Nokta Körler Derneği
Altı Nokta Körler Derneği
Altı Nokta Körler Derneği’nin amacı nedir?

Bu alışkanlıkları yıllar içinde değiştirebilmemiz için örgütlenmemiz görme engellilerin ve diğer engelli vatandaşların bir araya gelip sivil toplum kuruluşu haline dönmesi gerekirdi. Bu çalışmalar yapıldıktan sonrada biz sesimizi topluma, bürokratlara, siyasilere ancak iletebilmeye başladık. Çünkü bir engelli tek başına sorununu anlatmakta sıkıntı çekiyor. Ama yüz engelli bin engellinin sesleri daha gür çıkar. O zaman örgütlenip birleşip haklarımızı aramamız lazım noktasına geldik. 30 yıldır bu derneğin içindeyim ‘söz yetki karar engellilerin’ sloganı ile 30 yıl önce yola çıktık ama o zaman Altı Nokta Körler Derneği’nin Türkiye deki toplam üye sayısı 400’dü bu gün 10 bin.

O zaman Altı Nokta Körler Derneği’nin Türkiye’de ki şubeleşme sayısı 3’dü bugün 32 yani bugün düşünün Bingöl, Van, Diyarbakır gibi doğudan batıya 32 ilde şubemiz var. Bizim amacımız da ana amacımız olan engellilerin sorunlarının çözümünü aramakken aynı zamanda bir engelliyi evinden çıkarıp hayatın her aşamasına dâhil edebilmektir.

Bir insan evden dışarı nasıl çıkar ya birinin yardımıyla çıkar ya eşine bağımlı ya çocuğuna bağımlı ya da arkadaşlarına bağımlı. Biz diyoruz ki hayır görme engelliler tek başlarına beyaz baston eğitimini alırlarsa tek başlarına güvenlikli ve bağımsız bir şekilde gidip gelebilmesi gerekir. Güvenli bir şekilde gidip gelebilmesi için beyaz baston eğitimi şart ki bizim ülkemizde normal vatandaşlar bile çoğu zaman kaldırımlarda güvenli yürüyemiyor. Yollar bozuk kaldırıma araç koyan duyarsız sürücüler var. Yola inmek zorunda kalıyorsunuz. Kaldırımlardaki şeritler bozuk. Bu süreçte elbette ki aileler çoluğunu çocuğunu yaşlısını orta yaşlısını tek başına dışarı çıkarmak istemiyor. Çünkü güvenlik sorunu var. Ya düşerse, ya çarparsa, ya ağaca duvara vurursa, ya herhangi bir çukura düşerse dolayısıyla biz bu beyaz bastonun eğitimini de vererek adım attığı yeri kontrol etmeyi öğretirsek o zaman görme engelli arkadaşlar beyaz bastonu eline alır. Kendi başına gideceği yere ulaşır. Bu durumda bizim için ciddi bir şey yani görme engellileri evlerinden çıkarıp hayatın içine katmak en önemli görevlerinden birisidir.

Biraz öncede söylemiştim. “Söz yetki karar engellilerin” biz bu sloganı 30 yıl önce söylüyorduk. Bugün ne oldu bu söz? Bakın Birleşmiş Milletler engelli hakları sözleşmesi imzalandı. 2006 yılının sonun da Türkiye de bunu 2007 yılında imzaladı. İhtiyarı protokolde uyguladı. Birleşmiş Milletler Engelli Hakları sözleşmesinin en önemli maddelerinden bir tanesi şudur ki eğer devletler engellilerle ilgili bir düzenleme yapıyor ise bunu engellilere ve engelli sivil toplum örgütlerine kuruluşlarına sorarak yapması gerek.

Şimdi 7 milyona yakın nüfusu olan bir şehirde diyelim ki Sincan Belediyesi’nin Keçiören Belediyesi’nin ben engelliler için bir park yaptım dediği 30 mahallelik bir ilçede o parka o engelli nasıl gidecek?

Engelli bu toplumun içinde yaşıyor. Çünkü parka gidebilmem için misal ben Kurtuluş’tan çıkıp buradaki parkı bırakıp atıyorum Dikmen’de ki bir parka gitmem kadar abes bir şey olamaz. İki saat parkta oturmak için iki saat yol mu gideyim? Bizde o zamanlar yerel yönetimdeki arkadaşlara diyorduk ki; arkadaşlar bakın şu insanlarla alay etmeyin park yapıyorsanız herkes için yapın. Nedir bu bir mahalleye bir park yaptığınız zaman buranın nüfus yapısını bilin. Engelli var mı? Var. hamile kadınlar olabiliyor mu? Evet. 60-70 yaşını geçmiş elinde bastonlu yaşlı insanlarımız var mı? var. Bebeği olup çocuk arabası süren ebeveyniler var mı? var. O zaman şimdi biz herkes için ayrı ayrı park mı yapacağız hayır. Ama herkesin özellikle bu saydığım özelliklere sahip insanlarımızın kullanabileceği bir parkı sen planlamak zorundasın.

Sen biz engellilere sordun mu bilmem nerede engelliler için park yaparken. Bu park benim işime mi yarıyor? Senin reklamını mı yapıyor? Hayır, sormadın o zaman bizde diyoruz ki Birleşmiş Milletler Engelli Hakları katılım ilkesi engellilerle ilgili devletler ve onları oluşturan organlar herhangi bir işleme koyarken ön çalışmada gideceksin ilgili kuruşlarıyla engellilere danışacaksın. Bu kuruluşlarla nasıl bir şey yapalı mı müzakere edeceksin. İlk zamanlar projeler engellilerin ihtiyaçlarını karşılamak için yapılıyordu. Şimdi yeni yapılan parklara gidin bakın elbette farklı farklı uygulamalar var. O ayrı mesela gidiyorsunuz adam engelli rampası yapmış. Bunu kim için yapmış yürüme engelli vatandaş için iki engelli değil ama çocuk arabası kullanan vatandaşlar için yapmış. Kenarından eğer tutacak varsa ki çoğunda var, kaldırım çıkamayacak veya merdiven çıkamayacak yaşlılar için yapıyor. Bunun için ayrı park yapmaya gerek var mı? Şuraya basamaklı merdiven yaparsın şuraya da rampa ayrı park yapmaya ne gerek var. Aman körler havuza düşmesin diye bir şey düşünebilir misin? Bunun için ayrı bir park gerekir mi? Çocukta düşüyor havuza. O zaman ne yapacaksın eğer havuz yaptıysan o havuzun çevresindeki gerekli güvenlik tedbirlerini basamağıyla korkuluğuyla alacaksın.

Bizimde söylediğimiz buydu buda giderek büyük şehirlerde yaygınlaşmaya başladı. On yıl kadar önce Ankara da kaldırımlardaki sarı çizgileri yaptılar. Bize hiç sormadılar. 170 bin metre kaldırım yapacaklar. Gelip de bize danışmadılar. Bu sarı çizgiler yapıldı. Biz dedik ki yanlış yaptınız. Bir kere Ankara karasal bir iklime sahip yazları sıcak kışları soğuk niye bu şeritleri yaparken plastik madde kullanıyorsunuz?

Bu plastiklerin iki sıkıntısı var. İlkesel olarak bakıldığında şunu da belirteyim sokaktaki sarı çizgiler görme engelliler için faydalı. Fakat kullanılan malzeme ve teknik sıkıntılı sorun orada. Belediyeler bunları yapılsın diye müteahhitlere veriyor. Umarım şu şekilde yapacaksın diye bir sözleşme yapıyordur. Peki, şunu demen gerekmez mi arkadaşım sarı çizgi giderken önünde hiçbir engel olmayacak. Bir gidiyorsun karşına büfe çıkıyor, ağaç çıkıyor.

Bu projelere kim onay veriyor. Belediyelerin müdürleri koordinatörleri onay veriyor. Niye böyle bir işe onay veriyorsun? Bu boşa yapılmış bir çalışma haline geliyor. Sarı çizgiler bizim için çok önemli ben eğer bir yere bir dakikada gidiyorsam sarı çizgiler olduğu zaman yarım dakikada gidiyorum. Çünkü diyorum ki bu sarı çizgi yolu bana ayrılmış bir yol üzerinde herhangi bir yabancı cisim olamaz. Çukur, direk, levha, ağaç çünkü orası benim güvenli yolum. Hadi bu durumu geçelim bunlar hata ile yapıldı yanlış proje bir kaz kaza mahkemeleşme ile çözülür.

Bizim kültürümüzün kötü bir tarafı birinin canı yanmayınca sorun giderilmiyor. Bu yollar plastik malzeme yazın kavlıyor. Yazın Ankara normalde 35, 40 derece güneşin altında 50 derece oluyor. Malzeme dayanmıyor. Bu yol kavladığı andan itibaren bana tuzak değil mi sağlıklı insanlara bile tuzak özellikle topuklu ayakkabı giyen kadın vatandaşlarımıza. Kışın ne oluyor? Azıcık yağmur yağsın buzdan beter kaygan oluyor. Soruyoruz niye bunu böyle yaptınız, düşünemedik. Düşünebilmen için bunu bizimle müzakere etmen lazım bize danışman lazım. Biz teknik adam değiliz ama teknik adam kadar bu işler üzerine kafa yorduğumuz için bilgi sahibi olduk. Kışın sarı çizgilerde ben düşmedim yanımda yürüyen sağlıklı adam kaydı düştü kolunu kırdı. Bunu bize sorsalardı böyle olmazdı. Maalesef, ticari düşünülüyor. Bir hizmeti adam akıllı verebilmek için yapılmıyor.

                                    Devletin görme engelliler için çalışmaları nelerdir?
Altı Nokta Körler Derneği
Altı Nokta Körler Derneği

2011 yılında devlet körler için gören göz yaptı dediler. Telefonun içinde navigasyon cihazı görme engelli vatandaşların kullanabilmesi için üretiliyor. O tarihte de piyasada daha kaliteli cihazlar var. Dediler ki gideceğin yeri kodlayınca oraya götürecek. Tanıtımını yaptılar ve dağıttılar. Ankara’yı da pilot bölge olarak seçtiler. Teknolojiyi en iyi düzeyde kullanan arkadaşlarımız bile doğru adrese gidemedi. Başlarına çok iş geldi. Bir navigasyon da on metre, yirmi metre sapma olurda bu alet 3 yüz metre saptırıyor, 5 yüz metre saptırıyor.

Aletin teknolojisi çok eski piyasaya çıktığı zaman üç, dört yıl önceki yazılım vardı içinde. Hiçbir görme engelli arkadaş kullanamadı. Devlete teşekkür ettik. Körleri düşünerek bir şey yapma arzusu içinde olduğu için ama işe yaramadıktan sonra ne yapacağız biz o aleti. Bütün arkadaşlarımız o aletleri 150 liraya sattı. Çünkü körler ile ilgili bölümü kapatınca normal telefon haline dönüyor. Şimdi devlete bu çalışmanın maliyeti neydi o zamanın parasıyla bir telefonun maliyeti bin 700 lira. Daha kaliteli kullanılabilir aletlerde aynı fiyattaydı. Bir işi yaparken o işle ilgili muhataplara danışarak konuşarak yapılması gerekli. Bu şekilde hem işin maliyetini azaltırsınız hemde bu ülkenin kaynakları çarçur olmaz. Hem enerjinizi boşa götürmez hem de hizmet etmek istediğiniz hedef kitlenizi mutlu eder.

Bizim derneğimizde bu ve benzeri bütün sorunlarla tarafız. Bu sorunlar ile çalışmalara katkı sunmak için bilgilerimizi aktarıyoruz. Görme engelli arkadaşların birincil olarak kendilerine yetmeleri için gereken desteği beyaz baston kullanımı, bilgisayar kullanımı, eğitim alanında varsa sınavlara hazırlık kursları, görme engelli insanların müzik alanında yetenekli olduğu söylenir onlara enstrüman eğitimleri gibi onların donanımı için hayata bağlanması için gerekli ne varsa genelde ücretsiz olmak üzere sunmaya çalışıyoruz.

Çeşitli mücadelelerle 2002-2011 yılları arasında mecliste AK Parti’den bir milletvekili arkadaşımız da vardı. 67 yıllık toplam dernek hayatımızın içinde şunu söyleyebilirim; Görme engelli ve engellilerinde bu toplumun bir parçası olduğunu fırsat verilmesi halinde akranlarıyla eşit düzeyde başarılı olabildiklerini ve desteklenmeleri halinde diğer normal insanlarla aynı başarıyı gösterebildiklerini ispat etme gayretimiz sürmüştür.

Bugün geldiğimiz noktada epeyce yol kat ettik. Siyasilere bile şunu öğrettiğimizi çok açık söyleyebilirim. 1991 seçimlerine kadar Türkiye de Demirel ekolu vardı, o ekol sağ sol herkesi etkilerdi. Çünkü meydanlara çıktıklarında vaatler de benim köylüm, benim memurum, benim işçim derdi. 1991 seçimleriyle birlikte artık benim engellimi dedirten biziz 1991 seçimlerinde geri sıralarda da olsa engellinin oylarına tav olmak için engellileri de geri sıralardan da olsa aday listelerine almaya başladılar. Bunların hepsi derneğimizin toplam mücadelesinin sonucudur. Engelli vekiller etkili midir? Evet çoğu zaman etkilidir. 2005 yılında çıkartılmış olan 5378 sayılı engelliler yasasının çıkarılması için en azından temenniler manzumesi olmaktan çıkarılmasın da bizim ciddi önerilerimizdendir.