AKSAKAL: HERKES GİDER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ BAKİDİR

0
225

Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Önder Aksakal, ülke ve dünya gündemindeki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, ülke ve dünya gündeminde yaşanan son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Geçtiğimiz günlerde ekonomide OHAL ile ilgili ortaya atılan iddiaları eleştiren Aksakal; “Türkiye Bilimler Akademisi Asli Üyesi Prof. Dr. İzzet Özgenç isimli biri çıkıp; ‘Türk Lirasının yabancı paralar karşısındaki süregelen değer kaybı, ‘Ağır Ekonomik Bunalım’ sonucunun ortaya çıkacağı süreci başlatmıştır. Bu nedenle kaçınılmaz görünen ağır ekonomik bunalım sebebiyle ‘Olağanüstü Hâl’ ilânına (Any., m. 119), toplum olarak hazırlıklı olmamız gerekir.’ gibi akıldışı bir görüş ortaya atabiliyor. Umarım Sayın Cumhurbaşkanı bu sözde profesörün sapkın fikirlerinden etkilenmez. Bu nasıl bir aymazlıktır, bu nasıl bir suikast yöntemidir anlamak mümkün değildir.” dedi.
‘EKONOMİDE OLAĞANÜSTÜ HAL GİBİ AKILDIŞI FİKİRLER ORTAYA ATILIYOR’
Küresel salgının yarattığı olumsuzluklar, dış politika ve ekonomi konularını değerlendiren Aksakal, geçtiğimiz günlerde ekonomide OHAL kararı ile ilgili ortaya atılan iddialara değinerek sözlerine şöyle devam etti; “Bugün yaşanan olumsuzlukları yaklaşık üç senedir dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştık, çözüm önerileri sunduk. Ama gördüğümüz bir husus var ki; Sayın Cumhurbaşkanının gelişmeleri farklı bir pencereden takip ettiğini, kendisini asiste eden yakın çalışma arkadaşlarının ülke gerçeklerinden kopuk tespit ve çözüm önerilerinin sorunlara çare olamadığı, bilâkis düğümlediği gerçeğiyle artık yüzleşmek zorunda olduğunu belirtmek isterim. Türkiye Bilimler Akademisi Asli Üyesi Prof. Dr. İzzet Özgenç isimli biri çıkıp; ‘Türk Lirasının yabancı paralar karşısındaki süregelen değer kaybı, ‘Ağır Ekonomik Bunalım’ sonucunun ortaya çıkacağı süreci başlatmıştır. Bu nedenle kaçınılmaz görünen ağır ekonomik bunalım sebebiyle ‘Olağanüstü Hâl’ ilânına (Any., m. 119), toplum olarak hazırlıklı olmamız gerekir.’ gibi akıldışı bir görüş ortaya atabiliyor. Umarım Sayın Cumhurbaşkanı bu sözde profesörün sapkın fikirlerinden etkilenmez. Bu nasıl bir aymazlıktır, bu nasıl bir suikast yöntemidir anlamak mümkün değildir. ABD Başkanının Türkiye’deki ‘dostlarımız’ dediği kadronun bir parçası mıdır bu profesör? Yoksa Amerika’da ikamet eden, korunan ve kollanan terör örgütü elebaşının kripto unsurlarından mıdır?
Hazine ve Maliye Bakanı’nın gazetecilere verdiği bir demeci gündeme getiren Aksakal, şunları dile getirdi; “Sayın Hazine ve Maliye Bakanı bir gazeteci ile yaptığı söyleşide bugün ekonomide yaşananlarla ilgili olarak ‘Dışarıdan herhangi bir saldırı yok. Çok net olarak söylüyorum. İçeride birkaç manipülatif, spekülatif işlemeler var.’ diyebiliyor, sorunun esasen ekonomi politikalara olan güvensizlikten kaynaklandığını belirtiyor, ‘Bitersek hep beraber biteceğiz. Kazanırsak hep beraber. Karamsar tablo çizenler var. Onlara diyorum ki; sen maaş alıyorsun. En fazla ne kaybedersin? Enflasyonun altında ezilirsin ama ben 1000 kişiyle beraber bütün varlığımı kaybederim.’ diyor. Hakikaten akıl tutulması gibi bir konuşma bu. Bu nasıl bir anlayıştır, anlamak mümkün değil. Siz 1000 kişiyi çalıştıran bir komprador sermayedar olabilirsiniz, gerektiğinde yanlış stratejilerle kendi firmalarınızı batırabilirsiniz ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni batırma hakkına ve yetkisine sahip değilsiniz. Siz batırmak için değil kalkındırmak için oradasınız. Bu millet sizi o göreve getiren Cumhurbaşkanına bunun için oy verdi.”
‘AK PARTİ EN ZOR DÖNEMLERİNDEN BİRİNİ YAŞIYOR’
TBMM’de devam eden 2022 bütçe görüşmelerinde milletvekillerinin sergilediği hal ve tavırları eleştiren Aksakal, şunları söyledi; “TBMM’nde 2022 Bütçesi görüşmeleri devam ediyor, bu maratonun artık tamamlanması bekleniyor. Tabii, Cumhurbaşkanı tarafından hazırlanan Bütçenin öngörülen boyutunun ekonomideki son gelişmelerden sonra yarı yarıya azaldığını anlatmaya gerek bile duymuyorum. Ancak bilinen bir gerçek var ki; evet, bu bütçe kanunu Meclisten geçecek, zira Cumhurbaşkanını destekleyen ittifak partilerinin sayısal çoğunluğu bunu mümkün kılıyor. Elbette muhalefet partileri Bakanlıkların ve Cumhurbaşkanlığının bütçe tasarısında yer alan haksız, hukuksuz, insafsız ve gereksiz kalemler üzerine eleştirilerini yapacaklar ama önemli ve çarpıcı hususları, çözüm önerilerini paylaşmak yerine, Meclisin ağırlığına, ciddiyetine kurumsallığına uygun olmayan birçok tavır ve davranış içerisine girmelerini de kaygıyla izliyoruz. Herkes kendine göre bir şov yöntemi seçmiş, partisinin liderine kendini şirin göstermek için türlü şaklabanlıkları sergilemekten çekinmiyorlar.”
AK Parti’nin iktidara geldiğinden bu yana 19 sene içinde en zor hükümet dönemlerinden birini yaşadığını iddia eden Aksakal, şunları kaydetti; “Sorunlara çare üretemeyen ve toplumsal güveni tesis edemeyen muhalefet yapısı da toplumun sağlıklı bir karar üretmesinin önündeki en önemli sorun olarak karşımızda duruyor. Oksijen çadırında yaşattığınız insanlara bir yeni soluk verin. Bu ekonomi modelinizle yarın geleceğiniz nokta bugünkünden farklı olmayacaktır. Kendi Bakanınız bile aynı görüşte. Bu çok açık. Sorunun esasen ekonomi politikalara olan güvensizlikten kaynaklandığını bu ülkenin Hazine ve Maliye Bakanı söylüyor. Paramızdan 6 sıfır silmiştiniz, bunun biri geri geldi bile. Devamı çok hızlı gelir. Bunu yapmayın! Bizi kötü bilin ama siz de doğruları söylediğimizin farkındasınız. AK Parti Genel Başkanvekili Sayın Numan Kurtulmuş da tespit ediyor artık. ‘Nihayet vatandaşımızın çektiği dertlerden birinci derece sorumlu olan hükümettir.’ demek suretiyle hadiseyi sahipleniyor. Doğru olan da budur.
‘HERKES GİDER TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ BAKİDİR’
Yaklaşan seçim dönemi ile ilgili görüşlerini de aktaran Aksakal, şu ifadeleri kullandı; “Geçtiğimiz yıl ortalarında, hukukta ve ekonomide reform iddiasıyla bir dizi yasal değişiklik yapılacağı hususu bizzat Sayın Cumhurbaşkanı tarafından gündeme taşındı. Bugün geldiğimiz noktada, seçim yasalarında, siyasi partiler kanununda değişikliklerden dem vurularak çıkartılan gürültünün boş bir gürültü olduğu ortaya çıkmıştır. Ne beklenmektedir, neden beklenmektedir? Bunu sorma hakkımız var. Seçim barajı eğer hakikaten yüksek bulunuyorsa bunu değiştirmek için ille de seçim tarihinin tam 1 yıl öncesini beklemenin ne gibi bir esprisi vardır? Getirin meclise ve değiştirin. En azından samimiyet derecenizi göstermiş olursunuz. Seçim bir yıl sonra olur, iki yıl sonra olur, fark eder mi? Yasal düzenlemeleri ele geçirilen mutlak iktidarın devamını sağlamak adına yapma alışkanlığındaki zihniyetler devam ettiği müddetçe maalesef bu sistem de aynı konseptte devam edecektir.”
Seçim konusunda hem iktidar hem de ana muhalefet partisinin kararsız düşünceler ortaya attıklarını belirten Aksakal; “Sadece iktidar partisi olarak değil, ana muhalefet partisi başta olmak üzere parlamentoda grubu olan partiler olarak da bu konularda etkili bir girişime tanık olamıyoruz. Bir gün ‘seçim barajı sıfır olmalı’ diyenler, ertesi gün ‘seçim barajı yüzde üç olsun’ diye kanun teklifi veriyor. Örneğin; siyasetin finansmanı konusunda olsun, siyasi Partilere her yıl verilen ve seçim dönemlerinde üç katına çıkan Hazine yardımının hakça paylaştırılması konusunda olsun, YSK kararlarının hâşâ bir ‘kuran hükmü’ gibi kesin ve kontrolsüzlüğüne karşı sessizliğinizin bilmediğimiz bir gerekçesi mi vardır? Çok mu huzurlusunuz? 2023 seçimlerine az bir zaman kaldı, sayılı gün çabuk geçer. Gün gelir devran döner, bunu asla aklınızdan çıkarmayın. Herkes gider Türkiye Cumhuriyeti Devleti bakidir! Kara gün kararıp kalmaz, bu günlerin elbette aydınlık yarınları da olacaktır.” şeklinde konuştu.

- Reklam -