AKP: Muhaliflerle barış ne zaman?

145

AKP Hükümeti seçimler öncesinde son hamlelerini yapıyor. Alışkanlık da oldu, son bir yılda çıkarılan ve sayısını bilinmeyen, aflar, yapılandırmalar, ceza, faiz silmeler, ötelemeler paketlerine bir yenisi eklendi. Ne arasan var misali, anlamakta ayrı bir zanaat, yeni paket de birçok düzenlemeyi içeriyor.

Parasını kaçıranlara, kaçak ev, bina yapanlarla, vergisini, primini, cezasını ödeyemeyenlere “gel, üç beş kuruş ver, af edeceğim, görmemezlikten geleceğim” deniliyor. Son pakete izah edilirken diğerlerinden farklı olarak “barış” kelimesi de kullanılıyor
Ekonomide sorunları çözmek, akla hayale gelmeyecek kalemlerden af paketleriyle kaynak yaratmaya çalışan AKP, siyaseten muhaliflerle barışmayı da gündeme getirecek mi? Onlara da paket açacak mı?
Muhalif dediğimiz kesim son 16 yıldır sadece AKP politikalarını benimsemeyen, hani “ağızlarıyla kuş tutsalar elinizle tutmadınız” diyecek kadar burun kıvıranlar değil. Her ne kadar, “biz hiç kimsenin yaşantısına, işine gücüne karışmadık, ayrım yapmadık ” deseler de haksızlığa uğrayan o kadar çok insanımız var ki! İş sadece haksızlıklarla kalsa iyi, dışlanan, ötelenen, “bizdensin, bizden değilsin” diyerek devlette, belediyede sorununu çözemeyenler, mahalle baskısıyla yaratılan mağdurlar, sürgün edilen binlerce devlet memuru, ceza evlerine gönderilenler, saymakla bitmez.
Kredi kartını başka kredi kartıyla ödeyenler, evini, arabasını ipoteğe verip icrada, hacizde kaybedenleri, mahkemelerde aylarca kapağı açılmayan dosyalardan zarar görenleri, sattığı ürünün yerine koyamayan esnafı, ektiği ürünün para etmediğini ve karnını doyurmadığı (terörü de var) görünce bir anlamda iflas edip eşeğini, ineğini, tavuğunu bırakıp yerini yurdunu, topraklarını terk edenleri, ne bugünü ne yarını olamayan 3,5 milyon gencimizi de unutmayalım.

Bunlara FETÖ’cülerin “zulmüne uğrayanlarını”, inanç, düşünce, ifade farklılıklarını yaşamak isteyenleri de eklesek muhalif ordusunun ne başını ne de sonunu görebiliyoruz.
Muhalifleri belki de en çok asabileştiren sadece siyasi, ekonomik ve sosyal politikalar değil.
Bir de, sırtını AKP’ye dayayan ve yaranmak için, inanmadığı halde, riyakarlık içinde, kılığını kıyafetini değiştiren, iş bitirmek için cami avlularını mesken tutan, her yerde en fanatik AKP’lilerden bile önde safta duran, “gökten taş yağsa partimizin icraatına bak” diyenler, bundan nemalanlar, particiliği geçim yolu yapanlar, üç günde zenginleşenler, gecekondulardan rezidanslara, traktörden Mercedes’lere zıplayanlar, dününü unutup bugün “havasından geçilmeyenler”, Genel Başkanlarını ekrana çıktığında ibadet eder gibi izleyenler de var.

Bu durumu gören Cumhurbaşkanı Erdoğan da kaç defa “halkın tepkisini çeken her türlü tavırdan, davranıştan, lüksten, şatafattan, kibir, gurur ve çekişmeden uzak durmalıyız” şeklinde uyarmamış mıydı?

İşte “barış” dediğimiz bu. Ekonomide, ister rahatlama, ister, sıkıntılardan dolayı çözümler üretme deyin, bunlar bir şekilde yoluna girer ama AKP’nin sadece sandıkta değil sokakta yarattığı muhaliflerle somut bir şeklide barışmalı Yoksa seçimler ve sonrasında bir de bakmışsınız, kendi azılı yandaşları bile söylenmeye başlamış.