Akkoyunlu:”Deprem travmatik bir olgudur”

0
28

Geçtiğimiz hafta İzmir’de yaşanan ve yüzlerce canımızı kaybettiğimiz depremin yaraları sarılıyor. Deprem sonrasında psikolojik bir destek alınmasını savunan uzmanlar depremin bir travmatik olgu olduğunu belirtmekteler. Depremin ruhsal etkilerini açıklayan Uzm. Dr. Serkan Akkoyunlu gazetemize bilgi verdi.

Özgür ALTIN/ANKARA

Türkiye fay hatları ve coğrafyası nedeni ile depremler ile karşı karşıya kalmakta. Deprem sonrasında vatandaşlarda travmatik bir etki yaratan bina, beton ve şehirler ruh sağlığına etki etmekte. Deprem sonrasında travmatik anılar, rüyalar ve flashbackler yaşanmakta. Ruhsal açıdan yaşananları aktaran Akkoyunlu; “İstenmeyen anılar, rüyalar, flashback dediğimiz o anda olayı yeniden yaşar gibi hissettiği ve davranabildiği yaşantılar ve fizyolojik uyarılma ile beraber zihne gelmesiyle ayrıca, depremi hatırlatan durumlar ve yerlerden kaçınma veya buralarda sıkıntı çekme ile kendini gösterir.” ifadelerini kullandı.

DEPREM SONRASI HAYAT

Deprem sırasında yaşanılanların ruhsal açıdan etkilerinin olduğunu ifade eden Akkoyunlu sözlerine şöyle devam etti; “ Deprem travmatik, kişinin fiziksel bütünlüğünü bozma ihtimali de olan bir yaşantıdır. Diğer travmatik yaşantılar gibi deprem de birçok psikiyatrik bozukluk ile ilişkilidir. Bunların başında akut stres bozukluğu ve travma sonrası stres bozukluğu gelmektedir.  Bu durumlar kendisini depremin ve sonrasında olanların istenmeyen anılar, rüyalar, flashback dediğimiz o anda olayı yeniden yaşar gibi hissettiği ve davranabildiği yaşantılar ve fizyolojik uyarılma ile beraber zihne gelmesiyle ayrıca, depremi hatırlatan durumlar ve yerlerden kaçınma veya buralarda sıkıntı çekme ile kendini gösterir. Bu duruma  yabancılaşma veya gerçek dışılık hisleri, çabuk irkilme, öfke denetiminde zorlanma, uyku bozukluğu eşlik edebilir. Bazen de içe kapanma, olumlu duyguları içermemeyi de içerebilir. Yaşanan deprem gibi büyük çaplı travmalarda kayıpların olması yas süreci ile ilgili problemlerin bu belirtiler ile iç içe girmesine sebep olabilir, fiziksel bir kafa travması varsa belirtiler daha da karmaşıklaşabilir.  Yapılan çalışmalar bu durumun oranlarının yüzde 20’lerin üzerinde olabileceğini ve kadınlar ve yaşı küçük olanların, daha öncesinde psikiyatrik bozuklukları olanların bu durumdan daha fazla etkilendiğini göstermektedir. Panik ataklar ve tekrar gelmesinde korkma ile giden panik bozukluğu, diğer kaygı bozuklukları ve depresyon, sorunlu yas tepkileri de yaşanabilmektedir. Bu durumdan sadece deprem anını yaşayanlar değil bu şekilde bir yakınını kaybedenler, sonrasında enkazlara, depremin ardında bıraktıklarına maruz kalanlar da muzdarip olabilir.”

Depreme kapalı bir yerde yakalanan vatandaşlarda bazı belirtilerin görüldüğünü ifade eden Akkoyunlu şunları aktardı; “ Depreme kapalı bir yerde yakalandıysanız bu tip alanlar korku, tehdit ile ilişkilendirilerek panik benzeri belirtiler, daralma, çarpıntı, nefes darlığı gibi ortaya çıkmasına sebep olabilir. Bunun sonucu olarak da kapalı yerlerde kalmak zorlanılan ya da kaçınılan bir hal alabilir.”

‘DEPREM OLUMSUZ DÜŞÜNCELERE NEDEN OLABİLİR’

Deprem anında yaşanan psikolojik durumun daha sonrasında olumsuz düşüncelere neden olabileceğini ifade eden Akkoyunlu sözlerine şöyle devam etti; “ Deprem anı tabiki bir korku, dehşet anıdır, tüm benliği kaplar başka bir şeye odaklanmak, düşünmek pek mümkün değildir  ve bir an önce tehditten uzaklaşmak, kaçmak istenir ve öyle davranılır. Korku anında verdiğimiz tepkiler içerisinde gerçek dışılık hissi yabancılaşma ve tepkisizlik yani dona kalma gibi tepkiler olabilir. Sonrasında bazı insanlar deprem anını ve sonrasında olanları  tam olarak hatırlamakta zorluk çekebilirler. Deprem sonrasında kişinin dünya ve kendisi ile ilgili bildikleri sarsılabilir. Güvendeyim, bana bir şey olmaz gibi inanışlar her an kötü şeyler olacak hiçbir şeyi kontrol edemem gibi olumsuz inançlar ile değişebilir ve kişinin güvenlik algısı bozulabilir. İşlevsel olmayan nedensel atıflarda bulunabilir kendini suçlayabilir, başkalarına öfkeli olabilir. Dini inançları dahi sarsılabilir.”

Deprem anında balkondan atlayan vatandaşların tehditten kaçmanın bir yolu gibi gördüklerine değinen Akkoyunlu o an yaşanan psikolojiye vurgu yaptı. Akkoyunlu: “ Tehdit anında zihnimiz tehditin nereden geldiğine ve nasıl kurtulacağına ancak odaklanabilir. Bu kişinin her zamanki yargılamasını bozabilir ve yanlış kararlar vermesine sebep olabilir, yüksekten atlama aslında tehditten kaçmanın bir yolu gibi gözükebilir. Bazen gerçekten de şansını denemekten başka bir çözümü de olmayabilir.” ifadelerini kullandı.

‘DEPREM YAŞAMIŞ İNSANLAR ŞEHİR HAYATINDAN UZAKLAŞMAK İSTEYEBİLİR’

Deprem acısını yaşamış insanların özellikle çok katlı binalardan ve şehir hayatından uzaklaşmak isteyebileceğini ifade eden Akkoyunlu sözlerine şöyle devam etti; “ Evet deprem yasamış kişi tehdit olarak algıladığı, belki de kendisine travmatik anı ve ilişkili duygu, duyum ve düşünceleri hatırlatan apartman şehir hayatından uzaklaşmak isteyebilir. Sosyal yaşamdan hem duygularını kontrol etmek için hem de gelecekten beklentilerinin azalması, yaşama bakışının değişmesi ve istencinin azalması sebebi ile uzaklaşabilirler.”

NASIL DESTEK ALMALIYIZ?

Deprem ile karşı karşıya kalan vatandaşların özellikle sevdiklerini de kaybetmeleri sonraki hayatlarında psikolojik destek almalarını gerektirebilir. Deprem sonrası neler yapılması gerektiğini açıklayan Akkoyunlu şunlara dikkat çekti; “ Deprem sonrası kayıplar yas süreçlerini tetiklemektedir. Yas süreci hepimizin kayıpları sonrasında yaşadığımız tek başına bir bozukluk olarak kabul etmediğimiz bir süreçtir. Yas sürecinde acıların paylaşılması, sosyal desteğin sağlanması, kişinin kaybını fark etmesi ve acısını yaşamasına alan açılması, Corona sürecinde mümkün oldukça ölüm ritüellerin (cenazeye katılım, dua, mevlit gibi)  gerçekleştirilmesinde fayda vardır. Depremde çoklu kayıpların olabilmesi, ani ve travmatik kayıp olması, sırasız kayıp olması yas sürecinin sorunlu hale gelme ihtimalini arttırır. Eğer yas süreci uzarsa, daha önce konuştuğumuza benzer belirtiler eşlik ederse, yoğun suçluluk pişmanlık duyguları veya intihar düşünceleri gibi belirtiler olursa, kişinin günlük yaşamını sürdürmesini etkilerse bir psikiyatrik değerlendirmeden geçmekte, gerekli ise ilgili duruma yönelik ilaç ve psikoterapi tedavisi almakta fayda vardır.”

Deprem sonrasında destek alan vatandaşların tedavileri sonrasında olumlu sonuçlar aldıklarına dikkat çeken Akkoyunlu şunları aktardı; “ Depremin psikolojik etkisi sebebi ile yardım arayışı olmaktadır. Krize müdahale uygulamaları içinde ilgili kurumlar, üniversiteler ve sağlık bakanlığı vasıtası ile çeşitli çalışmalar yürütülmekte görevlendirmeler yapılmaktadır. Ülkemizin ve kurumların, derneklerin bu konuda belli bir deneyimi mevcuttur. Gerek Türkiye Psikiyatri Derneği ve Türk Psikologlar Derneği bu konularda çalışmalar yürütmektedir. İzmir depremi sonrasında hem bölgesel olarak uzak olmamız hem de üzerinde çok süre geçmemesi sebebi ile tarafıma bir başvuru olmamasına karşın daha öncesinde benzer travmalar yaşayan kişilerin başvuruları olmuştur. Tedavi süreçleri genelde yüz güldürücü olmaktadır.”

Corona Virüs Salgını nedeni ile evde kal çağrıları tüm yurtta uygulanmakta ancak deprem bölgesinde yaşayan vatandaşlar evlerine giremedikleri için hem deprem ile hem de salgın ile mücadele etmekteler. Bu mücadelede güvenli bir ortam oluşturulursa umutların daha hızlı yeşereceğine dikkat çeken Akkoyunlu şunları aktardı. Akkoyunlu: “ Deprem sürecinde bunla başa çıkılmakta olduğunu göstermek kişilerin güvenlik algılarını oluşturmak için önemli. Eğer gerekli adımlar atılırsa, barınma desteği, diğer yardımlar konutların güvenliğinin kontrol edilmesi, kriz yönetiminin iyi gerçekleştirilmesi ve Covid-19’a karşı önlemlerin bu süreçte gözetilmesi, bırakılmaması gibi yöntemler ile kişilerin güvenlik algısı tesis edilebilir ve umutları yeşertilebilir.”