Ahmet Rasim

87

Romantik aşk hikâyelerini ve aile facialarını konu alan romanlarında, İstanbul hayatına ait renkli ve realist tasvirlere yer veren yazar Ahmet Rasim(1865-1932), roman, öykü, monografi,tarih,anı,gezi türlerinde eserleri ve özellikle şehir hayatına dair gözlemlerini içeren yazılarıyla edebiyat tarihinde yerini aldı.

II.Abdülhamit devrinin İstanbul’unu bütün özellikleri ile eserlerine aktardı. Ahmet Mitat Efendi’nin teşviki ile basın hayatına atıldı ve Meşruriyetten sonra tarihi konulara ağırlık verdi.
Ahmet Rasim’in, sade, kıvrak,sıcak ve samimi uslubu ile okuyucuyla sohbet edercesine kaleme aldığı eserleri ilgiyle karşılandı. Başlıca eserleri : Şehir Mektuplar(1912-13), Makaleler ve sohbetler(1909),İslâmın rütbeleri(1909-10) Zamanın şekilleri(1918) Cidd ü Mizah (1902), Gülüp Ağladıklarım (1924) Muharrir Bu Ya (1927), Meşrutiyetten sonra tarihi konuları işlediği; dört ciltlik Resimli ve Haritalı Osmanlı Tarihi her zaman güncelliğini korumuştur.

Anıları ve İstanbul’da şehir hayatına dair sosyo-kültürel gözlemleri ile “sivil tarihci” olarak nitelendirilen Ahmet Rasim için Cevdet Kudret şöyle demiş: “ Onun eserleri ortadan kaldırıldığı zaman ,yarım yüzyıllık toplum hayatımız üzerindedeki bilgimizin ne kadar azalacağını düşünmek, bu eserlerin toplumsal değerini anlamak için yeter bir kanıttır.”
İstanbul’un Fatih semtinde dünyaya gelen ve hayatı oldukça zor koşullarda mücadeleyle geçen Ahmet Rasim, “Gecellerim” adlı anı kitabında şöyle der: “Ah! Anamı pek severim.Benim hem babam, hem de en büyük velinimetimdir.Onun el dikişi dikerek beni beslediğini bilirim. Ben afacan, zavallı kadın, maişetini istila eden mihmeti zaruret arasında komşularından da tekdir işiitir.Benim için onu azarlarlar. Ya biirinin çocuğunu döverim,ya top oynarken camını kırarım…”

Başına buyruk çocukluk günlerinden sonra, başarılı bir öğrenci olarak 1883’de Darüşşafaka’yı biirincilikle bitiren Ahmet rasim, babası gibi Posta ve Telgraf Nezareti ve Maarif Nezareti’inde çalışır. Aynı zamanda Ceride-i havadis’te kadrolu çevirmen(1884) olarak fen ve edebiyat konularında çevirileri yayımlanır.
Baba Tahir tarafından “Servet-i Fünun” yazarlarına karşı çıkarılan( 1895) “ Malûmat” dergisi başta olmak üzere dönemin önemli gazete ve dergilerinde ilgiyle karşılanan yazıları yer alır.
“Malûmat” dergisinin gündelik olarak çıkmaya başlamasıyla birlikte Ahmet Rasim burada “Şehir Mektupları” adıyla İstanbul’a ait konularda yazılar yazmaya başlar. Şehrin hayatı çeşitli halleriyle bu yazılarda anlatılır ve büyük bir ilgi görür.

Uzun süren gazete yazarlığı yanında , Hüsyin Ömrünün sonuna kadar gazetecliği sürdüren yazar bir şiirnde şunları ifade etmiştir: “İkdam’da, Sabah’ta Tercüman’da/ Kâtiplik eder nice mekânda…”
Darüşşafaka’da Zeki Dede’den müzik dersleri alan Ahmet Rasim, müzik bilgisini büyük ölçüde ilerletmiş ve çoğunun güftesi kendisine ait altmıştan fazla şarkı bestelemiştir.
Büyük önder Atatürk direktifiyle 1927’de İstanbul milletvekili seçilmiş ve 21 Eylül 1932’de Heybeliada’daki evinde hayata gözlerini yumana kadar bu görevde kalmış ve özellikle İstanbul yazarı olarak isim yapmıştır.

Yusuf Ziya Ortaç’ın dediği gibi, Ahmet Rasim “ İstanbul’un elli senelik renklerini, manzaralarını,hatıralarını toplamış yegâne film”dir.
Ahmet Rasim’in eserlerini okuyarak” Eski İstanbul Filmi’ni” izleyin.