Ahlak

146

Afrika’daki garibanlar yiyecek ekmek, içecek su bulamazken Avrupa’dakiler ne kadar önemsiz konularla uğraşıyorlar diye düşünmeden edemiyorum bazen. Tamam, uğraşsınlar da, bu kadar sündürmenin, enine boyuna uzatmalarının ne gereği var, kısa kes, makasla bitsin gitsin. Ama yok yapmıyorlar, enine boyuna konuyu uzatıyorlar.

Fransa’da genelev yasak biliyorsunuz. Oysa randevu evleri oradan çıkmadır.
Son günlerde, daha çok, feminist kadın gruplarının başlattığı tartışma sonucu, dillerine dolamışlar “genelev yasak”, “şişme kadınların kullandırılması da yasak” diye. Aslında tam da bizim ülkemize göre bir hizmet olurdu.
Tabi Fransa’da olunca biraz daha farklı oluyor durum. Adamın birisi akıllılık edip öyle bir yer açmış ve bir saatine 89 € alıyor muş. Şişme kadınlar patlarsa sigortası var mı onu bilemiyorum ama merakta etmiyorum, sermayenin sahibi düşünsün. Öyle adamın ekmek teknesi sonuçta.
Neyse. Fransa şimdi bu şişme kadınların kullanılma şeklini  konuşuyor. Adam tıpkı bir genelev işletir gibi, silikondan yapılmış, şişme kadınları, genelev çalıştırır gibi kullandığı için, duruma itiraz ediliyormuş. Başka ne için kullanılacaktı demeyin, bu şişme kadınların parayla kiralanması işi genelev pozisyonuna geçiriyor. Ama bunun ne sakıncası var diyecekler için söyleyeyim, Fransa’da genelevi yasak. Adamların geneleve ihtiyacı da yok çünkü. Olaya ahlaki yönden bakıyorlar. Tabii bu da onların, son günlerdeki önemli(!) tartışma konularını oluşturuyor.

Afrika’dakiler yiyecek ekmek, içecek su bulmasa ne olur, onların Evian’ı var yeter. Yemek istedikleri her şey marketlerde sebil. Sömürülenler ise yokluğa, yoksulluğa  mahkûm. Eminim şişme kadınların kimseye zararı yoktur, bilakis, camdan da uzak dururlarsa, erkek milletinin sağa sola zarar vermesini  engellemeye katkıları oluyordur. Ama bu kadar uzun tartışılması, meclisin toplanması filan, ilginç… Bizde de şişme kadın tartışmaları olmuştu hatırlarsanız, ama biz farklı yönlerden bakmıştık konuya. Bence bu konsept bize uyar ama 89 € vizite ücreti uymaz. TL olarak bile çok gelir.

Kimseye zarar vermeden toplum refahı sağlanacaksa eğer, bence sakıncası yok. Kim ne yaparsa yapsın yeter ki bir canlıya zarar vermesin.
Medeni ülke insanlarının farkı burada. Her şeyin önce ahlaki boyutu, topluma konan kuralların uygulanmasına bizzat toplumun katılması önemli. Almanya’da toplu taşıma araçlarında bilet almadan seyahat etmek yasaktı, çoğu ülkelerde olduğu gibi. Üstelik 40 Euro da cezası vardı. Ama geçtiğimiz günlerde insan haklarına aykırı bulunarak, bu ceza kalktı, yakalanana ceza uygulanmayacak. Böyle olunca dedim ki, artık kimse bilet almaz.
Yanılmışım, arabam servisteyken binmek zorunda olduğum otobüslerde, herkes şoförden bilet alma kuyruğuna giriyordu, metrolarda da bilet makinelerinden istisnasız bilet alıyorlardı. Oysa artık ceza yok, almasalar kim ne diyecek? Ama medeniyet bu, kurallar ceza zoruyla değil, bilinçle kabullendiriliyor. Korktukları için değil, doğru buldukları için yapıyorlar. Farklı inançlardan insanların bile aynı davranışı göstermesinin sebebi ise, işin ahlâkî boyutudur. Yani hangi inançtan olursa nasıl olsun, ahlaki değerleri olmayan bir insanın topluma, devlete, medeniyete bir katkısı olamaz, aksine zararı olur.
O yüzden batıdan dilimize geçen deyişiyle etik veya eskiden beri kullandığımız şekliyle ahlâk, bir toplumun, gelişmesine katkıda bulunur, gelişmişlik düzeyini gösterir. Bir toplumdaki ayıp, başka bir toplumda normal sayılabilir. Bu küçük detaylara kafa yormak yerine, genelde içinde yaşadığımız toplumun ahlaki kurallarına uyduğumuz zaman sorunlar ortadan kalkmış olur. Ahlâk hepimize gerek.