Ah bu dolar

0
92

2015 yılında Gaziantep’te toplu açılış törenine katılan AKP Genel Başkanı Erdoğan iş adamlarına da “Sakın dolar alarak köşeyi dönerim gibi bir yaklaşım içine girmeyin. Duvara çarparsınız” diye seslenmişti.

Aynı yıl başka bir konuşmasında da kurlarda yaşanan dalgalanmada faiz lobisinin çalışmasının etkili olduğunu belirten AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Merkez Bankası’nın da köşeye sıkıştırılmaya çalışıldığının altını çizmiş ve “şunu açık ve net söyleyeyim: Özellikle faiz lobisi veyahut da dolara aşırı derecede yatırım yapanlar, yaya kalabilirler” demişti.

  • O tarihte 1 Amerikan doları 2,59, 1 euro ise 2,60 liraya alınabiliyordu.

2016 Ekiminde Dolmabahçe’de Çalışma Ofisindeki yuvarlak masanın etrafında ekonomi gazetecileriyle bir araya gelen AKP’nin eski Başbakanlarından Binali Yıldırım: “Dolardan bize ne? Dolsa ne olur, dolmasa ne olur? Biz kasaya dolana bakalım. Her şeyi getirip dolara bağlamanın anlamı yok. Çıkıyor, iniyor.” demişti.

  • O tarihte 1 Amerikan doları 3,09 euro, ise 3,40 liraya alınabiliyordu.

Yakın zamanlarda saray güdümlü kanallardan birinde iktidara yakınlığı ile bilinen Ahmet Hakan söze “ben ekonomiden anlamam” diyerek başladığı programında, damat beye “Doların yükselişinden endişelenmeli miyiz” diye sormuştu. Damat bey de bu soruya “Dolarla mı maaş alıyorsunuz” gibi absürd bir soru ile karşılık vermişti. Ahmet Hakan ekonomiden anlamadığı için olsa gerek ayağına gelen bu müthiş pası kaçırıp, efendim zaten dolar ile maaş alsam sorunum olmazdı, sorunum dolar karşısında devamlı değer kaybeden Türk Lirası ile maaş alıp, hemen hemen bütün harcamalarımın dolara endeksli olmasından kaynaklanıyor diyerek topu 90’a takamamıştı.

  • Ağustos ortalarına denk gelen o tarihlerde de 1 Amerikan dolarını 7,34 ve 1 euroyu 8,67 liraya alabiliyordunuz.
  • Bugün tarih 7 Ekim 2020; 1 Amerikan doları 7,82 ve 1 euro ise 9,21 liraya alınabiliyor.

Açık ve net olarak görünen o ki döviz almayan yaya kaldı, Türk Lirası tutanın eli yandı. İktidarı dinleyen finansal varlıklarını iktidarın gösterdiği şekilde değerlendiren yatırımcılar çok büyük zarara uğradı. Allahtan siyaset yapıyorlar, yoksa yatırım danışmanlığı falan yapıyor olsalar çoktan işsiz, güçsüz kalmışlardı.

Üstelik daha da kötüsü geçtiğimiz on yılın zirvesini gören döviz kurları bu gün itibariyle gelecek on yılın dibinde olarak değerlendiriliyor, kimse dövizini satıp Türk Lirasına dönmüyor. Döviz tevdiat hesapları ve yastık altı dolar ile dolup taşıyor. Doları, euroyu beğenmeyen gidiyor altın alıyor kârına kâr katıyor, parasının pul olmasını engelliyor.

Ah bu dolar; ne Cumhurbaşkanı, ne Başbakan ve ne de damat beyin sözünü dinliyor dur deyince durmuyor, düş deyince düşmüyor, uçup gidiyor adamı söz söylediğine mahcup, bin pişman ediyor.

İşin en kötüsü kur hareketleri çok fazla oynak orta uzun vadede yükseleceği kesin olsa dahi kısa vadede kur seviyesini öngörmek mümkün değil. Bu durumda ticaret erbabının fiyatlamasını çok güçleştiriyor, doğal olarak herkes çareyi en kötüyü fiyatlayarak kendini emniyete almakta buluyor. Buda fiyatlar genel seviyesini son derecede olumsuz olarak etkiliyor. TÜİK’in üstün gayretleri ve ortaya koyduğu mucizevi sonuçlara rağmen hayat pahallılığı bu yüzden devamlı ve radikal bir şekilde artıyor.

Sadece döviz altın almayan yaya kalmıyor, çarşıya pazara giden vatandaşın da cebi yanıyor, cüzdanı alev alıyor.

Pekala yok mu bu işin bir çaresi?

Elbette var önce bu günkü ucube tek adam rejimini denge ve denetleme mekanizmalarını yeniden inşa ederek demokratik parlamanter sisteme geri döndüreceksin

Sonra ekonomi yönetimini ekonomiyi bilen, piyasalar nezdinde güven oluşturabilecek liyakatli birine teslim edeceksin.

En sonunda da mevcut likidite krizini çözüp döviz borçlarını uzun vadeli düşük faizli taze kaynak ile yeniden yapılandırabilmek için tıpış tıpış gidip, IMF’nin kapısını çalacaksın.

Aynı 1994 ya da 2001 krizi sonrasında olduğu gibi benzer bir yöntemle sorunun acil kısmını çözeceksin.

Yeter mi yetmez, bir daha aynı sorunları yaşamamak için Türk ekonomisinin yapısal sorunlarını giderecek köklü reformları yapacaksın.

Bunlar yapılmazsa ne mi olur, ne olacağını görmek için Venezuela, İran ve Arjantin’de olan bitene bakmak yeterlidir.