AĞBABA: SEN HANGİ GÜNAHIN BEDELİSİN, EY NEBATİ

0
261

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, CHP Malatya İl Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Toplantıda Bakan Nebati ve Soylu’nun son açıklamalarını eleştiren Ağbaba, son günlerde gündeme gelen “liyakat ve mülakat” konusuna ilişkin de açıklamalarda bulundu.

Nebati, şaka bile değilsin!

- Reklam -

Ağbaba, basın toplantısında şunları söyledi:

“Her şey kötü ama herkesi güldüren biri var. O da yeni doğdu, Nebati. Ne zaman televizyona çıksa bizleri güldürüyor. Dün bir kanala çıkmış, kanal da demeyelim kıraathaneye çıkmış, şu sözleri kıraathanede söylese kavga çıkar. 20 Aralık Kumpası’nı anlatırken ‘Kıpır kıpır oldum, arkadaşlara sordum biz bir şey yaptık mı? Yok efendim. Lan nasıl?’ diye bürokratlara sormuş. Bu cümleleri kullanan sıradan bir vatandaş olsa dahi insanlar kınar, ayıplar. Bir Bakan çıkmış ekranlarda “lan’lı” konuşuyor. Bitti mi, bitmedi. Ekonomiden sorumlu Bakan “ekonomi bilimi teamüllerini” reddediyor, “ekonomi rakam işi değildir” diye gülüyor. Ekonomi gıdıklama işi, gözlere bakma işi. İnsana saçını başını yoldurtan cinsten bir adamı Bakan yapmışlar. Nebati, şaka bile değilsin.”

Sen hangi günahın bedelisin, Ey Nebati

Kurtlar Vadisi kafasıyla ülke yönetiyorlar

Yılbaşı eğlencesi olarak ekrana çıksa daha iyi

“Ekranlarda resmen gözümüze gözüme baka baka zırvalıyor. Gözleri ışıl ışıl ‘Amerikan Merkez Bankası var ya” diyor, “kamunun değil ki, 5 tane ailenin.’ İllüminati’yle, Rockerfeller yalanlarıyla aklını yitirmiş, acilen tedavi edilmesi lazım. Dünya gerçeklerinden kopmuş, başka bir boyutta yaşıyor. Komplo teorileri eskiden sokakta kahvehanelerde konuşulurdu, kimse ciddiye almazdı. Şimdi Bakanlar komplo üretiyor, ülkeyi Kurtlar Vadisi kafasıyla yönetiyorlar. Türkiye, Avrupa’nın Orta Çağını yaşıyor. Ey Bakan, sen ABD’deki bankaya şaşıracağına Türkiye’ye bak, ABD’yi 5 aile yönetiyorsa Türkiye’yi bir aile yönetiyor. Damadıyla, senin gibi damat artıklarıyla ülkeyi yönetiyorlar. 5’li çeteyle ülkeye çöküyorlar. Gelen gideni aratırmış. Damat Bakanı bile aratacak cinsten bir Bakanımız var. İddia ediyorum, sokakta geçen herhangi birini bulun, bu adamdan daha mantıklı kararlar alır, daha iyi yönetir. Sen hangi günahın bedelisin, Ey Nebati. Erdoğan, ülkeyi delirtmek için seni özellikle mi seçti? Yılbaşı eğlencesi diye televizyona çıkarsalar daha anlamlı olur. İnsanın ağlanacak haline güldürten bir yapısı var. Gülüşünü, gözlerini, sözlerini al da git; ülkenin psikolojisiyle oynama.”

Soylu, hırsızlıkların günahını da yakında Allah’a atar

Başka biri söylese akıl hastanesine yatırırlar

“Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bakanlarına bakın. Piyangodan çıkmış gibi arasan bulamazsın. Nebati bir yana, bir de Soylu var. Suç İşleri’nden sorumlu Bakan… Dün çıkmış, “Sadece bizim yaptıklarımıza bakmayın. Biz kendimiz yapmıyoruz. Biz inanıyoruz ki; bize yaptıran Allah’tır, bize yaptıran Allah’tır, bize yaptıran Allah’tır” diye resmen dini istismar ediyor, suçu Allah’a atıyor, suçlarını Allah’la kapatıyor. Bu nasıl bir laftır, bu hangi inançta vardır? Seviyesizlikte, istismarda, utanmazlıkta çığır açtılar. Bunlar bu gidişle korkarım yakında Allah’ı da suçlarlar. Soylu, hırsızlıkların günahını da yakında Allah’a atar. Başka biri söylese akıl hastanesine yatırırlar. Soylu’yu tedavi edecek doktor var mı bilmiyorum, tıp o kadar gelişti mi bilemeyiz. Dolandırıcılarla boy boy fotoğraf çekil, rüşvetçilerle takıl, uyuşturucuya göz yum, ülkeyi dünyaya rezil et, sonra suçu Allah’a at. Sonra dini siyasete bulaştır, suçu Allah’a atarsam aradan sıyrılırım diye düşün. Yok öyle yağma, her iddianın tek tek hesabını vereceksin. Dünyada uyuşturucu satışı konusunda rekor kırdık. Bunu ben demiyorum, Narkotik Suçlarla Mücadele Dairesinin 2021 Uyuşturucu Raporu’nda ele geçirilen uyuşturucu miktarlarına bakınca bunu görüyoruz. Dolandırıcılık, nitelikli hırsızlık gibi suçlarda da rekor kırdık. Her gün yeni bir skandalla karşılaşıyoruz. Artık Soylu’nun hangi suçlara bulaştığını, kimlerle bağlantısı olduğunu anlamak için profesyonel bir ekibin çalışması gerekiyor.”

Soylu’nun kendisini dinleyenlerden bile haberi yok!

“Suç İşlerinden Sorumlu Bakan Soylu, Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu’nun ‘telefon dinleme’ sözlerine ‘iftiradır’ diye yanıt vermiş, hakaretlerde bulunmuş. Cumhuriyet 2018 yılı Nisan ayında manşetten “Soylu’nun dinlendiği” haberini yapmış, daha sonra dinlemenin “sehven yapıldığı” söylenmiş, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkan Yardımcılarından biri ile 7 polisin görev yeri değiştirilmişti. Kendisinin dinlendiğinden bile haberi olmayan Suç İşleri Bakanı, sanki Türkiye’de hukuk varmış gibi dinleme iddialarını yalanlıyor. TÜGVA’cılar, tarikatları Adalet Bakanlığına, yargıya doldurdular. Devleti öyle bir hale getirdiler ki, Şimdi savcının, polisin çıkıp “evet dinliyoruz” deme şansı var mı? Yasadışı işler yapan memurların hepsi zaten ya Soylu’nun adamı, ya Soylu’nun ahbabı… Bir suç örgütü tarafından yönetiliyoruz. Her türlü dinleme, yasa dışı iş bunlarda mübah. Nasılsa bu suçları yaptıran da bunlara göre Allah.. Bizim korkumuz, gizleyecek, saklayacak bir şeyimiz yok Soylu. Ne yaparsanız yapın, bu çeteyi, bu suç örgütünü başınıza yıkacağız.”

FETÖ soruları çalardı, bunlar sınav sonucunu çalıyorlar

“Bunlar FETÖ’yü geçti. FETÖ soruları çalardı, bunlar sınav sonucunu çalıyorlar. FETÖ, din istismarı yapardı, bunlar suçlarını Allah’a atıyorlar. FETÖ, devlette gizli gizli yapılanırdı, bunlar alenen, açıkça paralel devlet kuruyorlar. Türkiye, günlerdir KPSS birincilerinin mülakatta elenmesini konuşuyor. Dün Gazeteci Metin Cihan, bir liste daha açıkladı. TÜGVA’cılar devletin her yerini zapt etmiş. Yüksek Seçim Kurulu’nun bilişimine bile adam sokmuşlar. Malatya’da TÜBİTAK’ın, KOSGEB’in paralarını iç eden bir TÜGVA’cı var. KPSS 1’incisini eleyip yerine alakasız, puansız, torpillileri getirip atamışlar. Hadi atayan da vicdan yok, ahlak yok; birinin hakkına girip oraya atanan insanlarda da mı ahlak yok diye düşünüyorsunuz. Evet, onlarda da ahlak yok, ar yok. Bunlar bir kenara yazılıyor. Her kim haksız, torpille, AKP’li dayısı aracılığıyla kamuya girmişse hesabını iyi yapsın.”

2021 yılı emeğin kara yılı oldu

“2021 yılı, emekçiler için açlığın ve sefaletin adı olarak ülke tarihine geçti. Hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon altında ezilen emekçiler, günlük zaruri ihtiyaçlarını karşılamak için dahi banka kredilerine sarıldılar. Türkiye ekonomisinin her ne kadar büyüdüğü iddia edilse de büyümeden emekçilerin payına sefalet düştü. İşçiler bu yılda evine bir dilim ekmek götürebilmek için iş cinayetlerinde can verdiler. 2021 yılı; işçilerin canı pahasına çalıştığı, çalışırken yoksullaştığı, açlık sınırında yaşam savaşı verdiği, borç yükü altında ezildiği, emeğin kara yılı olarak hafızlarda yerini aldı.”

Asgari ücretlinin sofrasındaki alım gücü geçen yılbaşının gerisine düştü

“2021 yılında; evine bir dilim ekmek götürebilmek için 2 binden fazla işçi iş cinayetlerinde can verdi. Asgari ücretlinin bir yılı açlık sınırı altında yaşamaya mahkûm olarak geçti. Müjde diye sunulan yeni asgari ücrete rağmen sofradaki alım gücü bu yılın Ocak ayının da gerisine düştü. 4250 TL’yi asgari ücretlinin bugün cebine girmiş olduğunu düşünsek bile asgari ücretli ocak ayına; 1483 adet daha az yumurta, 198 adet daha az ekmek, 18 litre daha az yağ,114 kilo daha az domates, 33 kilo daha az tavuk ve 68 kilo daha az patates alabiliyor.”

Çalışanların toplam borcu yaklaşık 200 milyar TL arttı

“Türkiye 2021 de TÜİK’e göre sürekli olarak büyüdü. Türkiye büyüdükçe emekçilerin gelirleri de geriye doğru gitti. Haziran ayında işten çıkarma yasağı ve kısa çalışma ödeneğinin sona ermesi ile işsizlik ödeneği başvurularında adeta patlama yaşandı. Haziran ayından Kasım ayına kadar geçen sürede işsizlik ödeneğine başvuran sayısı 758 bin kişi artmış oldu. İşverenler fondan işsizlere göre tam 4 kat daha fazla para harcadı. Her 100 işsizin 60’ı fondan yararlanamadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan kurdaki köpüğü bir günde kaldırdık demesine rağmen aylardır kur artışına müdahale edilmemesi emekçilerin daha fazla yoksullaşmasına ve daha borçlanmasına neden oldu. Çalışanların Ocak 2021’in ilk haftasında bankalara olan ihtiyaç kredisi ve kredi kartı toplam borcu 818 milyar TL iken aralık ayının son haftasında bu borç rekor kırarak 1 trilyon TL’yi aştı. Aradan geçen sürede çalışanların toplam borcu yaklaşık 200 milyar TL artmış oldu.”

Malatya’da davul zurna çalanlar, fakirin zengini finanse etmesini kutladılar

“İktidar yetkilileri doların 18 TL’yi aşmasıyla kritik eşiğin geçildiğini ve müdahale edildiğini söylüyor. Doların 18,40 liraya ulaşması neden beklendi, bu çok önemli bir sorudur. Doların yükselmesini izleyenler küçük yatırımcıların yok olmasına neden oldular. Yeni sistemle fakirler zenginleri finanse eder durumdalar. Dolar veya kur yükselirse bu farkı Hazine karşılayacak. Peki Hazine’yi kim finanse ediyor, fakir fukara. Ömürlerinde sahte dolar görmeyen insanlar, Malatya’da faizi fakir fukaranın karşılamasını davul zurnayla kutladılar.”

Köpüğün maliyeti ağır oldu

“Bakan Nebati ‘kurda köpüklerin gittiğini’ söylüyor. AKP Genel Başkanı bir gecede ekonominin normale döndüğü söylüyor, iktidar yetkilileri doların 18 TL’yi aşmasıyla kritik eşiğe geçildiğini ve müdahale edildiğini söylüyor. Eğer her şey bir gecede normale dönecekken, kurun üzerindeki köpük bir gecede alınabilecekken, doların 18,40’ı görmesi neden beklendi, Türkiye Ekonomisi neden ‘’iflas’’ ekonomisi haline getirildi. Siz o kurdaki köpükleri alana kadar; sene başından bugüne 107 bin esnaf ve gerçek kişi ticari işletmesi iflas etti. 50 bin 267 şirket kapısına kilit vurdu. Üreticinin enflasyonu yüzde 54 ile tüm zamanların rekorunu kırdı, üretici enflasyonu zam yağmuru olup yurttaşın üstüne yağdı. Gerçek enflasyon yüzde 50’yi aştı. 1,5 milyon kişi iş bulmaktan ümidini kesti. KOBİ’lerin bankalara olan borcu 1 trilyon 17 milyar TL oldu. Bankalara borcu olan KOBİ sayısı 4 milyonu aştı. Günlük temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan dar gelirli vatandaşların bankalara olan borcu 1 trilyon TL oldu. İhtiyaç kredisi ve kredi kartlarını ödeyemediği için 1 milyon 212 bin kişi bankalar tarafından icraya verildi. İcra dairelerinde icralık dosya sayısı 23 milyonu aştı. Çiftçinin bankalara olan borcu 156 milyar TL’yi aştı.”

Çiftçi toprak ekemez, hayvanlarına bakamaz oldu

“Girdi maliyetleri nedeniyle çiftçi toprağını ekemez, hayvanlarına bakamaz oldu. DAP gübresinin bir yıllık artışı yüzde 165’e, ürenin bir yıllık fiyat artışı yüzde 256’ya, yemin bir yıllık artışı yüzde 100’ü, tohumun bir yıllık artışı yüzde 60’ı aştı. Tüketicinin ekonomiye güveni yüzde 68’e düşerek ülke tarihinin en düşük seviyesini gördü. Açlık sınırı son bir yılda yüzde 80, yoksulluk sınırı ise son bir yılda yüzde 65 arttı. Doğalgaza bir yılda konutlara 7, sanayiye ise 11 kez zam geldi. Sanayide doğalgaza yüzde 158, elektrik faturalarına ise en yüzde 22 zam geldi. Karnabaharın fiyatı yüzde 124, yumurtanın tane fiyatı yüzde 112, bir litre sütün fiyatın yüzde 114, ekmeğin fiyatı yüzde 90, patatesin fiyatı yüzde 70, bebek maması yüzde 110, domatesin fiyatı yüzde 67, kömürün fiyatı yüzde 110, mutfak tüpünün fiyatı yüzde 58 oranında arttı.”

- Reklam -