Adana Valisi Abidin Paşa ve Karslızâdeler

2
143

Abidin Paşa 1843 yılında Preveze’de doğdu. Babası Ahmet Dino, Arnavutluk’un ileri gelen ailelerinden idi. Kendisi bu sayede iyi bir eğitim aldı. Devletin birçok kademesinde görev yaptı. 3 ay kadar süren Hariciye nazırlığından sonra 1881 yılında Adana valiliğine atandı. 4 yıl 7 ay 14 gün bu görevde kaldı. Adana’da bir valinin 4 yıl görevde kalabilmesi çok sıradışı bir durumdu. Ama Abidin Paşa kalabildi.


Bu 4 yıl süresince Adana’yı kalkındırmak için büyük çaba harcadı! Bugün Adana’nın en işlek caddelerinden birisi onun adıyla anılmaktadır. Daha sonra Ankara valiliği yaptı. Bugün Ankara’da Abidin Paşa Köşkü’nün bulunduğu Abidin Paşa Semti onun adını taşır. Bu arada bilim dünyasına da katkılar sağladı. Kitaplar yazdı, şerhler yaptı. Ama Abidin Paşa daha çok Adana, Mersin, Osmaniye’de kendisine tahsis edilen veya bizzat satın alarak sahip olduğu 70-80.000 (yetmiş-seksen bin) dönüm arazi sebebiyle ün kazanmıştır. Tabii ki bunların hepsine de yasal bir şekilde sahip olmuştur!

Adana valisi Abidin Paşa’nın bu çiftlik sevgisi aslında Preveze’de mutasarrıf olarak bulunduğu zaman başlamıştı. Doğum yerinde sahip olduğu topraklarını daha sonra Adana’da satın almak istediği büyük arazileri alabilmek için elden çıkarmak zorunda kalmıştı.
Abidin Paşa’nın Adana Valiliği, Adana Müftüsü Karslızâde İshak Efendi’nin torunlarının Adana’da büyük toprak ve nüfuz sahibi olduğu yıllara rastlamaktadır. Bu toprak ve nüfuz kazanma yarışında yeni Vali Abidin Paşa’nın, Müftü İshak Efendi’nin torunları Mennân Bey’den ve Abdünnafi Efendi’den hiç de geri kalmadığı anlaşılmaktadır.
Adana belediye başkanlarından Kasım Ener’in büyük dedesi olan Mennan Bey’in, Yüregir ve Tarsus ovalarında Akdam, Terkeşen, Boğalı, Kestel ve Bulduk isimli aile çiftlikleri vardı. Bunlardan başka Tanrıverdi, Kayarlı köylerinde Ermenilerden arazi satın almış; Kızıltahta ve Danişmend köylerinde çiftlikler kurmuştu. Abidin Paşa’nın valiliği döneminde Mennan Bey’in oğlu Kasım Bey ve onun oğlu Zeki Bey modern ziraat aletleri getirerek çiftliklerinde ileri tarım yapmışlar, böylece Adana eşrafının seçkinlerinden olmuşlardı( Kasım Ener, Tarih Boyunca Adana Ovasına Bir Bakış, 7. Baskı, İstanbul 1986, s.232).


Adana’nın yeni valisi göreve başlar başlamaz bütün Çukurova’ya hâkim durumda bulunan bu ayân ailesi ile yakın ilişki içerisine girmişti. 14 Ekim 1881 tarihli dilekçesi ile bu aileden Kasım Bey ile Abdünnafi Efendi’nin oğlu Mahmud Efendi’ye 2. Dereceden rütbe verilmesini teklif ediyordu. İşin daha ilginç yanı ise Adana Müftüsü Karslızâde İshak Efendi’nin torunlarını “Adana’nın eşref hânedanından ve meşhur Ramazanzâde familyasından” olarak göstermekte hiçbir sakınca görmüyordu. Bu aile Osmanlı Devleti uğrunda canlarını siper ederek çalışan vatandaşlardı. Bu dürüst, bu zeki insanlara rütbe verilmesi devlet için elbette yararlı olacaktı ( COA, İrâde Dahiliyye, 841- 67628-1-1).

Devlet için bu kadar vazgeçilmez olan bu büyük insanlar da, devletin yeni valisinin de önünü açmışlar ve 4 yıl huzur içerisinde yaşaması için gerekli ortamı sağlamışlardı. Bu sayede Abidin Paşa, Adana, Mersin, Tarsus, Osmaniye, Kozan, Bahçe bölgelerinde ne kadar boş, verimsiz, bataklık arazi varsa bunları toplayarak “ıslâh etme” yolunda inanılmaz bir çalışma içerisine girmişti. Hatta kendisinin gücü kesildiğinde muhterem eşi Ümmügülsüm Hanım devreye girmiş ve bazı arazileri kendi adına tapuya geçirtmiştir. Bütün amaçları ise, bu verimsiz arazileri ülke ekonomisine kazandırmaktı!
Şimdi biz arsa, arazi deyince birim olarak “metrekare” cinsinden söylemeye alışığız. Ama 1881 yılında Çukurova’da onbinlerce dönüm, evet, evet, onbinlerce dönüm bataklık ve verimsiz arazi bulunmaktaydı. 2.000 dönümlük bir arazi küçük tarla sayılıyordu. 30.000 dönüm, 50.000 dönüm araziler tapuya geçiriliyor. Tabii ki ıslâh etmek, ülke ekonomisine yararlı hâle getirmek ve bu yolda halka önderlik yapmak için! Halk görecek ki onlar da başka bataklıkları kurutup tarıma açacak…


Abidin Paşa, planlarını gerçekleştirmek için 7 Mayıs 1881 tarihinde Padişah II. Abdülhamid’e bir telgraf çekti. Telgrafında Çukurova’da bir milyon dönümden fazla bataklık, sazlık arazi bulunduğunu, bu arazilerden bir kısmı kendisine verilirse bunları ekonomiye kazandıracağını yazıyordu. 14 Mayıs’ta İstanbul’dan gelen cevapta, bu işi nasıl yapacağı sorulmaktaydı. Abidin Paşa, 29 Mayıs tarihli cevabında bölgede işsiz-güçsüz birçok insan bulunduğunu, 3-4.000 lira harcayarak 40.000 dönüm araziyi ekilebilir hale getirebileceğini bildirdi. Gereken parayı da Preveze’deki emlak ve arazisini iltizama vererek temin edecekti (Musa Çadırcı, “Abidin Paşa’nın Adana Valiliği”, Tarihte Adana ve Çukurova, C.III, Editörler: Yılmaz Kurt – Fatih Sansar, Akademisyen Kitabevi, Ankara 2016, s.19.

Bu güne kadar Abidin Paşa’nın Adana gibi netameli bir vilayette “4 yıl 7 ay 14 gün” valilik yapabilmesinin arka planı üzerinde hemen hemen hiç durulmamıştır. Aşağıda yayınladığımız belge Adana valisi Abidin Paşa ile Adana’nın sosyal ve ekonomik hayatına damgasını vuran Adana Müftüsü İshak Efendi’nin torunları Karslızâdeler arasındaki yakınlığı açıkça ortaya koymaktadır. Abidin Paşa, İshak Efendi’nin torunlarını Ramazanoğlu hanedanından kişiler olarak takdim etmekle kalmamış, bunların zeki ve devlet uğrunda canlarını verecek kişiler olduğunu da ekleyerek bunlardan ikisine rütbe verilmesini teklif etmiştir. Bu belge engellerin aşılmasındaki bölgesel desteğin kaynağını göstermesi bakımından çok önemlidir.


Abidin Paşa’nın bu destek ile birlikte onbinlerce dönüm araziye nasıl sahip olduğunu ve 1906 yılında ölümünden sonra oğlu Rasih Efendi’nin bu topraklara yeniden sahip olabilme çabalarını ayrı bir yazıda ele alacağız.
Ek 1:
Ma‘rûz-ı çâker-kemîneleridir ki:
Adana’nın eşref hânedânından ve meşhûr Ramazanzâde familyasından rif‘atlu Kāsım Bey ile Musul Vâlisi sâbık sa‘âdetlü Abdünnâfi Efendi Hazretleri’nin mahdûmları rif‘atlu Mahmud() Bey bendeleri bu havâlinin birinci hânedânı oldukdan başka fâmilyaları dâ’imâ devlet-i ‘aliyye uğurunda sâdıkâne ve can-siperâne ibrâz-ı hıdemât etmiş ve mûmâ ileyhümâ her-bâr nüfûz-ı hükûmet-i mahalliyeyi tezyîde sâ‘î ve hadd-ı zâtlarında müstâkîm ve zekî iki bendeleri olub ve bu gibi vücûhun taltîfi iktizâ-yı şîme-i celîle-i hânedân-perverî-i veliyyü’n-ni‘amîleri olduğu hasbe’l- ،ubûdiyye çâkerlerince dahî der-kâr olduğundan mîr-i mûmâ ileyhümâdan Kasım Bey bendelerine rütbe-i sâniye sınıf-ı mütemâyizi ve Mahmud Bey bendelerine dahî rütbe-i sâniye sınıf-ı sânîsinin tevcîh buyurulması bâbında istirhâma cür’et eyledim. Ol bâbda ve kātıbe-i ahvâlde emr ü fermân hazret-i men lehü’l-emrindir. Fî 20 Zi’l-ka،de sene 1298 ve fî 30 Eylül sene 1297 ( 14 Ekim 1881) Bende (Mühür Âbidîn) Kaynak: Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi, İrade Dahiliye, 841-67628-1-1 () Bu kişinin adı Sicill-i Osmânî’de Mehmed Bey olarak geçmektedir.

2 YORUMLAR

  1. Abidin Paşa, planlarını gerçekleştirmek için 7 Mayıs 1881 tarihinde Padişah II. Abdülhamid’e bir telgraf çekti. Telgrafında Çukurova’da bir milyon dönümden fazla bataklık, sazlık arazi bulunduğunu, bu arazilerden bir kısmı kendisine verilirse bunları ekonomiye kazandıracağını yazıyordu. 14 Mayıs’ta İstanbul’dan gelen cevapta, bu işi nasıl yapacağı sorulmaktaydı. Abidin Paşa, 29 Mayıs tarihli cevabında bölgede işsiz-güçsüz birçok insan bulunduğunu, 3-4.000 lira harcayarak 40.000 dönüm araziyi ekilebilir hale getirebileceğini bildirdi. Gereken parayı da Preveze’deki emlak ve arazisini iltizama vererek temin edecekti (Musa Çadırcı, “Abidin Paşa’nın Adana Valiliği”, Tarihte Adana ve Çukurova, C.III, Editörler: Yılmaz Kurt – Fatih Sansar, Akademisyen Kitabevi, Ankara 2016, s.19.

  2. Abidin Paşa’nın bu destek ile birlikte onbinlerce dönüm araziye nasıl sahip olduğunu ve 1906 yılında ölümünden sonra oğlu Rasih Efendi’nin bu topraklara yeniden sahip olabilme çabalarını ayrı bir yazıda ele alacağız.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz