Aç kalırız aç

0
104

Bakın gelin, köylüye çiftini çubuğunu bozdurmayın…Yapmayın etmeyin, millete tarlasını tabanını terk ettirmeyin…Gözünüzü seveyim, ineğini davarını kestirmeyin çobana…Yoksa aç kalırız aç…

Yarın paranız olsa dahi ithal edecek gıda maddesi bulamayacaksınız, ithal edecek gıda maddesi bulsanız ithalatı yapacak dövizi bulabileceğiniz de şaibeli zaten. Bu gidişin sonu iyi olmaz, tuttuğunuz yol yol değildir.

Çiftçiyi, köylüyü perişan ediyorsunuz, her yaptıkları iş zarar yazıyor, çiftçi köylü borca batık tarlası, traktörü ve hatta davarı bile icralık, haraç mezat satıldı satılacak.

Taa Güney Amerikalardan et, bilmem nereden mercimek, Hindistan’dan nohut ithal etmekle çözülmez bu işler. Bulgaristan’dan saman ithal ederek beslenemez inekler…

TBMM tutanaklarından aynen aktarıyorum, Mustafa Kemal Atatürk 1 Mart 1922 tarihinde, TBMM Üçüncü Toplanma Yılı Açış Konuşmasında diyor ki;

Efendiler,

Adli politikamızdan sonra, milli yaşamımızın en çok ilgili bulunduğu ekonomik durumumuz hakkındaki düşüncelerimi de arz edeceğim. Bu konuya girmeden önce görüşümü açıklamak için yüce heyetinize ve bütün dünyaya bir soru sormama izin veriniz.

Türkiye’nin sahibi ve efendisi kimdir? Bunun cevabını derhal birlikte verelim: Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üreticisi olan köylüdür. O halde herkesten çok bolluk, mutluluk ve varlığa hak kazanan ve buna layık olan köylüdür. Bundan dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin ekonomik politikası bu önemli amacının sağlanmasına yöneliktir.

Efendiler,

Diyebilirim ki, bu günkü felâket ve yoksulluğun tek nedeni bu gerçeği ihmal etmiş olmamızdır.

Doğrusu yedi yüzyıldan beri dünyanın çeşitli yörelerine gönderilerek kanlarını akıttığımız, kemiklerini topraklarında bıraktığımız ve yedi yüzyıldan beri emeklerini ellerinden alıp gereksiz yere harcadığımız ve buna karşılık daima onurunu kırdığımız ve hor gördüğümüz ve bunca özveri ve iyiliklerine karşılık nankörlük, küstahlık ve zorbalıkla uşak durumuna indirmek istediğimiz bu ülkenin gerçek sahibi huzurunda bu gün büyük utanç ve saygı ile gerçek durumumuzu alalım.

Efendiler,

Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftçilikteki çalışmasını çağın ekonomik tedbirleri ile en yüksek düzeye çıkarmalıyız. Köylünün işlerinin sonucu ve çalışmasının semeresini kendi yararına en yüksek düzeye çıkarmak ekonomik politikamızın ana prensibidir. Bundan dolayı bir yandan çiftçinin çalışmasını artıracak ve verimli kılacak bilgi, araç ve fenni aletlerin tamamlanması ve sağlanmasına ve diğer yandan onun bu çalışmasının sonucundan en fazla yararlanmasını sağlayacak ekonomik tedbirlerin alınması için çalışmak gereklidir. Şimdiye kadar yolun olmaması, modern taşıma araçlarının bulunmaması, değişim usullerinin çiftçi aleyhine olması ve hükümet kanunlarının çiftçiyi korumaması gibi engellerin kaldırılması gereklidir. Bu noktada özellikle zirai ürünlerimizi buna benzer yabancı ürünlere karşı koruyamaz duruma düşmemizden dolayı milletimizi bu günkü ekonomik sefalete düşüren kaldırılmış kapitülâsyonların feci durumunu hatırlatmadan geçemem…

1 Mart 1922 tarihinde yapılan bu konuşmanın üzerinden nerede ise yüz yıl ve onlarca iktidar gelmiş geçmiş? Bugün geldiğimiz noktada durum ne? Hala köylü aç, çiftçi perişan; çift çubuk bozuluyor, tarla taban terk edilip köyden kente aş, iş bulurum umudu ile göç ediliyor.

Bakın bu böyle sürüp gitmez, yarın öbürsü gün aç kalınca “vay ben ne yaptım” demek de bir fayda sağlamaz. Tedbiri bu günden almak, çiftçiyi köylüyü toprağı ile barıştırmak, borç harç derdini çok acilen çözmek gerekiyor yoksa bu işin sonu kötü olacak, demedi demeyin…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz