AB hukukun üstünlüğünü tartışıyor

64

Avrupa Birliği bugüne kadar Türkiye’ye üye olması için gerçekten yeşil ışık yakmadı. Burada, tartışmalı kararlar da yer alıyordu. İlk zamanlar Avrupa Birliğine uymayan sosyal ve hukuksal devlet düzeni, ekonomi, din, Nüfus fazlalığı gerekçeydi yıllar geçtikçe bunların üzerine başka şeyler eklendi.

En önemlileri de, Türkiye’nin bir hukuk devleti olmayışı ve demokrasinin işlemeyişi iddialarıydı. Türkiye yıllardır bunların birer bahane olduğunu, Türk toplumunun Müslüman olduğu için istenmediğini ileri sürdü. Her şeye rağmen bir yandan da Avrupa Birliği’nin kapı ziline parmağımızı basılı tutmaktan vaz geçmedi. Bir yandan “evet kriterlerinize uyacağız derken, bir süre sonra o kriterler sadece bize uygulanıyor dendi.. Elbette nüfusu Almanya kadar geniş ve üstelikte Müslüman olan Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesi, uzak bir hayal gibi karşımızda bize bakıyor. Ancak Avrupa Birliği her zaman tekrarladığı, “hukukun üstünlüğü” ilkesinden vazgeçen ülkelere de parmağını sallıyor ve Avrupa Birliği’nden çıkarmakla tehdit ediyor. Bu tarz hamleler oyun gelir rahatsız etsede en azından bizleri rahatlatıyor ki çifte standartlara karşı bir nebze, tarafsız bir yaklaşım olarak algılanıyor.

Kızlar Avrupa Birliği’nin başı üç büyük ülkeyle dertte. Macaristan, Çekya ve Polonya. Polonya en ön sırada ve defalarca uyarıldı.
AB Komisyonu, şu sıralar, tartışmalı reform yasaları nedeniyle Polonya’ya yaptırım uygulamaya hazırlanıyor. AB tarihinde ilk kez işletilecek 7’nci madde ile Polonya’nın oy hakkının iptal edilmesi de gündeme gelebilecek. Bunlar önemli yaptırımlar ve Polonya’nın ekonomisine büyük darbe olacak.

AB Komisyonu, Varşova’daki milliyetçi muhafazakar hükümetin son iki yılda yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ilkelerine ciddi tehlike oluşturacak toplam 13 yasayı kabul ettiğini belirterek, çıkarılan yasaların ortak noktasının, Polonya’da iktidarın yargı sistemine “sistematik” müdahalesini mümkün kıldığını söylüyor. Bu Avrupa Birliği’nin ilkelerine tamamen aykırı. Türkiye’ye de aynı şekilde aynı uyarıyı yapmışlardı ama biz Çifte standartdan söz etmiştik oysa şimdi önümüzde Polonya örneği var.

Avrupa Birliği’nin tam üyesi nüfusu da kalabalık bir ülke olarak, Türkiye örneğine yakın duruyor. Komisyonun uyarıları Polonya’ya gözdağı vermek için mi yoksa gerçekten yaptırımları uygulamak için mi uygulatamıyorsa da birlikte dışarı atmak için mi yapılıyor bunu yakında göreceğiz. Ancak AB’de, Avrupa’nın doğusuyla batısı arasında Hukuki ve demokrasi açısında anlayış ve uygulama farklılığı olduğu bir gerçek. Avrupa Birliği üyesi ülkelerin batısındakilerle doğusundaki ülkelerin birbirinden oldukça farklı yapıda olduğu iddia ediliyor. Aslında pek yanlış sayılmaz. Birliğin batısındaki ülkeler, çevre ve insan haklarına, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye İnancı en hassas olanlar iken, birliğin doğusundaki ülkeler için aynı değil. Çifte standartlı bulduğumuz Avrupa Birliği ise üye ülkeler arasındaki bu farklılıkdan rahatsız. Ellerinden geldiğince Avrupa Birliği’ni ayakta tutmaya çalışsalar da siyasetin hukuku ve demokrasiye karıştığı bir ülkeyi birlik içersinde görmek istemiyorlar ve derhal çıkarma yolunda adımlar atacaklarını açıklıyorlar. Bundan sonrası uyarılar ülkelere kalmış bir şey. Bugüne kadar hiç böyle ciddi uyarılar ve yaptırımlardan söz edilmemişti. Polonya bu konuda bir ilk olacak Avrupa Birliği içinde. Ancak son olacağı benzemiyor, arkasından Macaristan ve Çekya ile ilgili uyarılar ve hatta yaptırımlar da gelebilir.

Polonya halkı, yargının siyasallaştırılmasına karşı eylemler düzenlemiş, ancak pek etkili olamamıştı. Hani hep diyoruz ya Avrupa Birliği Türkiye’deki muhalifleri destekliyor diye, buyurun size bir örnek; AB, sadece Türkiye’de değil, Polonya’daki muhaliflere de destek verdi. Protestocular bir sonuca ulaşamadılar ama en azından Polonya’nın altı birliğinden çıkarılmasına kadar tartışılan bir konuma getirdiler. Ben Polonya’nın ligden çıkacağını inanmıyorum çünkü beslenebildiği en önemli yer Avrupa Birliği. Aldığı yardımlar olmadan ayakta durabilecek bir ülke değil Polonya. Zaten Avrupa’nın en çok göçmen yollayan ülkelerinden birisi olan Polonya’nın, nüfusunu da hesaba katarsak ekonomik sıkıntının ne kadar büyük olduğu konısunda fikir edinebiliriz. Şimdi Avrupa Birliğini önemli kararlar ve yaptırımlar bekliyor. Bakalım Polonya’nın karşıladımı ne olacak?