Ana Sayfa Güncel Haberler 945 Yıllık Ayaş'ın İlk Kadın Adayı

945 Yıllık Ayaş’ın İlk Kadın Adayı

-

Ayaş Belediye Başkanlığı için bir ilk yaşanıyor. 945 yıllık ilçenin yönetimi için ilk defa bir kadın, aday adaylığını koydu. Aday gösterilmesi durumunda ise kazanacağından oldukça emin.


Her zaman kadınların aktif bir biçimde siyasette söz sahibi olması gerektiğini dile getiriyoruz. Ancak ne yazık ki toplum olarak kadınların siyasette aktif bir rol almasının önünü açamıyoruz. 35 yıllık eğitimci Emine Ataol ise 945 yıllık bir ilçe olan Ayaş belediye başkanlığına CHP’den aday adaylığını koydu.

Daha önce birçok kadın aday gördük ancak Emine Ataol’u diğer kadınlardan ayıran en önemli özelliği böylesine uzun bir tarihi olan ilçede daha önce hiç bir kadın yöneticinin olmaması. Ataol ise bu yönetime talip.

Ataol kadınların siyasette olmasıyla ilgili olarak,

“Kadınların siyaset içinde bulunması çok önemli bir konu. Ayaş 1073 yılında kurulmuş. Ayaş tarihinde ilk kez bir kadın olarak ben aday adaylığımı koydum” diyor. Sloganı ise oldukça güzel. “Var eden kadın, yar eden kadın, başarının ne arkasında, ne önünde ta içindedir kadın”

Ayaş’ın yönetimine talip olan Ataol ile seçilmesi durumunda Ayaş’ın ilk kadın yöneticisi olarak neler yapacağını konuştuk.

– Kendinizi tanıtabilir misiniz?

Emine Ataol: 24 Temmuz 1960 Ankara doğumluyum. Ankara Ayaşlıyım. 35 yıllık evliyim 3 kız annesi, bir kız anneannesi sahibiyim. Kızlarımı da okuttum. Büyük kızım benim gibi öğretmen, ortanca kızım Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ni bitirdi şu an Almanya Hannover’de Kimya üzerine doktora yapıyor. Küçük kızım da Hacettepe Üniversitesi’nde Nükleer Enerji Bölümünü bitirdi çalışıyor. Emekli olalı 12 yıl oldu, 15 yıldır da dershane de öğretmenlik yapıyorum.

Emekli olduktan sonra da partiye atıldım, aktif olarak siyaset hayatıma devam ediyorum. Önce Mamak ilçesinde başladım. Mamak ilçe kadın kolları sonra Ankara il kadın kolları yönetiminde çalıştım. 3 sene kadar da 5+1 Basın Medya Halkla İlişkilerin sekreterliğini yaptım. Şimdi de memleketim Ayaş’a belediye başkanlığı için CHP’den aday adaylığımı koydum.

– Siyasi faaliyetlerinizden bahsedebilir misiniz?

Ataol: Kadın kollarında çalışmaya başlayınca alan çalışmalarında çok bulundum. Birde bundan önceki seçimlerde ikinci bölgeden milletvekili aday adaylığını yaşadım. O yüzden Ankara’nın bütün ilçelerini gezdim. Ankaralı olarak, Ankara’yı tanıma şansım siyasete girince oldu. Ankara’nın birden çok sorununu gördüm. Aktif olarak devam ediyorum.

– Adaylığınız kesinleşti ve belediye başkanlığını kazandınız diyelim, Ayaş’ta neleri değiştirmeyi düşünüyorsunuz?

Ataol: Öncelikle Ayaş hakkında bilgi vermek isterim. Ayaş, Türkler 1071’de Anadolu’ya girdikten iki yıl sonra 1073’de kurulmuş. 1334 yılında da Osmanlı toprağına geçmiş. Bir sürü medresesi var. Manevi açıdan çok önemli ve Ankara’nın en eski ilçesi olmasına rağmen maalesef pek tanınmıyor.

Okur yazar oranı çok yüksek.

Mesela benim köyümde ilk okul 1928’de kurulmuş. Okula gitmeyen hiç kimse yok, kız erkek ayrımı yok. Herkes eğitimini almış ama çok fazla göç vermiş. Şu an Ayaş en silik ilçelerden bir tanesi.

En basitinden bir örnek verecek olursak:

Şu an Ayaş’ın ulaşımı en büyük sıkıntı. Ayaş’a gidip gelen insanlar Beypazarı- Nallıhan otobüslerini kullanıyorlar. Belediye’nin bir otobüsü yok. Ayaş’ın konumu gereği yokuş olması insanları bir hayli zorluyor. İşe gidebilmeleri için o yokuşu çıkıp, iniyorlar. Ulaşım çok büyük bir sıkıntı.

Hacı Bayram Veli’nin damadı Bünyamin Ayaşi, Ayaşlıdır ve hiç tanıtılmamıştır. Bir Mevlana gibi tasavvufi açıdan tanıtılabilir. Her yıl sempozyumlar düzenlenebilir.

Ayaş’ın Selçuklulardan kalma termali var.

Bu termaller değerlendirilebilir. Ben aday adaylığımda şunu gördüm: Bir sürü okumuş insanlar, özellikle de kadınlar telefon ettiler, “Eğer siz aday olursanız biz aktif olarak yanınızda kalacağız. Proje vereceğiz ve projelerinize destek olacağız” dediler. Birincisine bu diyebiliriz.

İkinci olarak Ayaş’ın bir anaokulu yok.

Şu an merkezde 6 bin nüfus var ve anaokulu yok. Anaokulunu kuracağız. Taş okullarımız var ama hepsi boş. Taşımacılı eğitim yapılıyor çünkü genç yok. Köyler birbirine yakın. Bütün hepsini Ayaş’ın içine taşımak yerine yakın köylerdeki çocukları toplayıp oradaki bir okulu daha aktif hale getirebiliriz. Onun dışında, Ayaş’a gitseniz oturabileceğiniz bir kafemiz yok. İnsanların misafirlerini ağırlayabileceği, ya da evden sıkılınca oturabileceği bir yer yok. Bunlar yapılmalı. Bir sürü göletlerimiz var. Bu göletler değerlendirilebilir, balıkçılık yapılabilir, turizme açılabilir.

Bunlar dışında tarihi kaya oyma evleri var.

Çayda kanyonlar var, bunların hiç biri ortaya çıkmış durumda değil. Yine aynı şekilde bunlar araştırılarak turizme açılabilir. Tarihi de baya değiştireceğini düşünüyorum.

Birde çok uzun zamandır olan yetiştirme yurdumuz var. Şu an engelliler üzerine faaliyet gösteriyor. Onlar için çalışmalarımız olacak. Halk Eğitim Merkezimiz var bunu çok daha aktif hale getirebiliriz. Dil kursları açabiliriz, üniversite mezunu olup boşta olan gençleri belediye çatısı altında toplayarak eğitim anlamında öğretmenleri, mühendisleri kullanarak hem onlara iş imkanı vererek hem de gelişmelerini sağlayabiliriz.

– Ankara’nın ciddi mana da bir turizm eksikliği var. Bu eksikliği Ayaş giderebilir diyebilir miyiz?

Ataol: Kesinlikle evet. Mesela bütün sokaklarımız Arnavut kaldırımlarıydı Beypazarı’ndakilerin daha farklı bir türüydü, hepsini asfalt yaptılar. Yemeklerimizin hiç birine sahip çıkamadık. Sinsin oyunumuz vardı, onu Güdül aldı. Beypazarı güveci deniliyor, bizim güvecimizden çok farklı.

Kapamamız var ve daha bir sürü yemeğimiz var ama bunların hiç biri tanıtılamadı.

Almanya Hannover’de bir markete gittiğim de çilek şeklinde bir araçla marketin önünde bir kaç saat kalıyor, orada çilekleri sunum yaparak insanlara pazarlıyorlardı. Bizde bunu yapabiliriz. Domates şeklinde bir arabayla belediyelerin önüne koyup Ayaş’ın sebze ve meyvelerini  tanıtabiliriz. Ayaş’ta, tiftikten çok güzel çoraplar örülür. Tüm bunların değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

– Ayaş’ta iş durumu nasıl?

Ataol: Bizim en büyük sorunlarımızdan bir tanesi de işsizlik. İş olmadığı için gençler ilçeyi tamamen boşaltmış durumda. Şu an aktif olarak çalışan bir fabrika, gençlere istihdam sağlayabilecek bir iş kapısı yok. Ankara kıl keçisi yetiştirilebilir, hayvancılık yapılabilir.

Annemle sohbet ettiğimizde eskiden sebze ve meyvelerin dışında pirinç, tütün, pamuk, haşhaş  yetiştirildiğini söylüyordu. Şimdi hiç biri yok. Bir litre süt alayım deseniz, süt alabileceğiniz hayvan yok. Dağlarımız boş buralar çiftçiliğe, besiciliğe açılabilir.

Gençleri teşvik edecek bir takım faaliyetler uygulanabilir.

Mesela devlet teşvikleri de var. Ceviz, badem yetiştiriciliği olabilir. Çaylarımız güzel değerlendirilebilir. Devlet 40 yaşından küçük kişileri arıcılığa teşvik ediyor, sebze meyve yetiştiriciliğine teşvik ediyor. Gençleri döndürmek için bu konularda çaba sarf edebiliriz.

Ayaş’ta yamaç paraşütü yapılıyor.

Bunu da daha güzel bir hale getirebiliriz. Orada hobi evleri var daha güzel bir görüntüye kavuşması için peyzaj mimarı gençlerimize iş imkanı verebiliriz. Hem de orada bir tertip, düzen olmasını sağlarız. Yurtdışında tur amaçlı birçok ülkeyi gezdim, bizim ülkemiz gerçekten çok güzel.

Termal havuzumuz, Ayaş içmecelerimiz var. Her sene Kilis’ten Haymana kaplıcalarına 5 otobüs kadar ziyaretçi gidiyor ancak hiç kimse Ayaş’ın bu yönünü bilmiyor. Bizim kaplıcamız Selçuklulardan kalma olmasına rağmen kimse bilmiyor. Bu üzücü bir durum. Eskiden Dut Festivali olurdu onu da kaldırdılar. Türkiye’nin en büyük yarı açık cezaevi Ayaş’ta şu an atıl durumda. Bura üniversite yapılabilir ya da turizm amaçlı değerlendirilebilir.

Benim hedefim üreticiden aracı olmadan direkt tüketiciye götürmek.

Bu sene kirazı aracılar 1 buçuk liradan alıp burada 5 liradan satıyorlardı. İnsanlar çaba sarf ediyor, emek gösteriyor neden aradaki fark başkalarına gitsin ki?

Ayaş’ta şu an fırın yok.

Ekmek Beypazarı’ndan, Sincan’dan geliyor. Devlet hastanemiz, adliyemiz yok. Usulen bir askeriye var. Hepsi gitti. Ayaş canlandırılabilir, canlandırmak için canla başla çalışmak gerek. 24 saat değil 25 saat çalışmak gerekli.

Bunun için masaya yumruğu vurmak gerekli, gerektiğinde kavga, gürültü çıkartmak gerekli. Bunların hepsini beraber yapacağız. Tek başına olacak bir şey değil. Bunun için güç olacağız, birlikten kuvvet doğar.

– Ayaş için üvey evlat muamelesi görüyor diyebilir miyiz?

Ataol: Biraz siyasi politikalarla alakalı olduğunu düşünüyorum. Çünkü insanlar şu ana kadar gelen belediye başkanlarının hiç bir şey yapmadığını söylüyorlar. Bu hem sağ hem de sol için geçerli. Bu dönem Ak Parti’de, bundan önce ki dönem CHP’deydi.

– Bir sloganınız var mı?

– Ataol:  Var eden kadın, yar eden kadın, başarının ne arkasında, ne önünde ta içindedir kadın. Çünkü kadının toplumda örücü bir görevi var. Erkek arkadaşlar alan çalışmalarında tek başlarına gidip bir kapıyı çalamıyorlar. Bir kadın olduğu zaman çok rahat bir biçimde kapıyı çalabiliyor, sohbet edebiliyor. Eğitimci olduğum için bu konuda iyi olduğumu düşünüyorum, ikna kabiliyetim yüksektir.

– Peki, kadınların siyaset içinde bulunması noktasında neler düşünüyorsunuz?

Ataol: Kadınların siyaset içinde bulunması çok önemli bir konu. Ayaş 1073 yılında kurulmuş dedim. Ayaş tarihinde ilk kez bir kadın olarak ben aday adaylığımı koydum. Hem milletvekilliğinde hem belediye başkanlığı için. 12 bin olan Ayaş nüfusunun yarısı kadın, bu kadınlarında elbette bir söz hakkı olmalıdır.

Bizim toplumumuzda maalesef erkekler kadınlara pek söz hakkı tanımıyorlar. Alan çalışmalarında kadınları yanlarında istiyorlar ama kadının öne geçmesini, kendilerini yönetmesini istemiyorlar. Bu yüzden çok büyük bir sıkıntı var.

Bizim bölgemizde kadınlar erkeklerle birlikte tarlalarda çalışıyorlar.

Her işte beraber çalışıyorlar, mirasta her şey eşit oluyor, okulda her şey eşit oluyor ama siyasette maalesef bu olmuyor. Mücadele etmek gerek. Ben bu mücadele için yola çıktım, belki başarırız belki başaramayız.

İl başkanının odasına gittiğim zaman ben Ayaş’ı istiyorum dedim. Kalabalıkta gitmedim, çünkü ben güçlü bir kadınım. İstediklerimi söyleyebilirim. Artık takdir onların, başvurumuzu yaptık. Onların önüne iki tane üniversite diploması koydum, üç tane pırıl pırıl çocuk yetiştirdim.

Ben toplumda her alanda varım.

Trafikte varım, 20 yıldır köyde tarımda yapıyorum, sebze ekiyorum, ot yoluyorum , çapa da yapıyorum, buraya geliyorum öğretmenlik yapıyorum. Hem anneyim, hem anneanneyim torunuma bakıyorum.

– Kadınlara yönelik çalışmalarınız olacak mı?

Ataol: Kadınlarımız çok pasivize, Ankara’nın birçok ilçesini bilmiyorlar. Mesela kadınlarımızı alıp, Nallıhan’da Kuş Cenneti var oraya götürebiliriz. Bunu gibi geziler düzenleyebiliriz. Başka ilçelerden kadınları da Ayaş’a getirebiliriz.

Mansur Yavaş belediye başkanlığı döneminde kadınları evlerinden çıkarttı. Erişte yaptılar, mantı yaptılar. Aynı şekilde bizde yapabiliriz. Örgülerimizi, yemeklerimizi kadınlarımızla birlikte tanıtabiliriz.

– Aday adaylığınız noktasında sizin için hava nasıl?

Ataol: Adaylığım açıklanırsa bir sürü eğitimli insan benim yanımda yer alacak, hepsi bekliyorlar. Çok olumlu bir hava var. Partim adaylığı bana verirse seçimi kazanacağımdan yüzde yüz eminim. Çünkü çok hırslıyım, çok istiyorum etrafımda olan insanların hepside eğitimli ve destek olacaklar.

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Mehmet Akgün
Mehmet Akgünhttps://sonsoz.com.tr
2016 yılında Kocaeli Üniversitesi Gazetecilik bölümünden mezun olup, Sonsöz Gazetesi'nde 2017 Mart ayından beri aktif gazetecilik yapmakta...

Bu Haberler Kaçmaz!

İran: ABD kendi droneunu vurmuş olabilir

İran Dışişleri Bakanı Yardımcısı Abbas Irakçi, Trump’ın İran’a ait bir insansız hava aracının düşürüldüğü iddialarına