90’lar geri mi geliyor?

0
323

Yeni nesiller bilmez, eskiler ise hatırlar mı ben bilmem ama 1998’de düzenlenen Türkbank ihalesine Alaattin Çakıcı’nın müdahale ettiği ses kayıtları ile ortaya çıkmış ve bu skandal üzerine Mesut Yılmaz hükümeti devrilmişti.

1998’in başlarında süreci başlayan ihaleye girmek için hazırlanan bir çok iş insanı vardı. Hayyam Garipoğlu, Mehmet Emin Karamehmet gibi isimler Türkbank’la ilgileniyordu. Ancak Alaattin Çakıcı, Mayıs ayında Korkmaz Yiğit adına devreye girerek bu iş insanlarını tehdit etmiş ve ihaleden çekilmelerini istemişti.

Bu konuşma kayıtları basına sızınca ya da sızdırılınca büyük bir skandal patlak vermiş TBMM’ye verilen bir gensoru önergesi sonucunda, yapılan güven oylamasında ise ANAP, DSP koalisyon hükümeti düşmüştü.

Bu olay üzerine TBMM’de Mesut Yılmaz hakkında bir soruşturma komisyonu kurulmuş, ancak sonuçlanmamıştı.

2002 seçimlerinde AKP iktidar, CHP’de tek muhalefet partisi olarak parlamentoya girince

ise yarım kalan ya da kadük olan dosyalar tekrar açılmıştı. Türkbank dosyası da açılan bu dosyalardan birisiydi.

Hakkında Türkbank dosyası nedeniyle, dönemin Devlet Bakanı Güneş Taner ile birlikte Meclis Soruşturması açılan Yılmaz, “Türkbank ihalesine fesat karıştırarak devlet zararı oluşmasına neden olduğu” iddiasıyla Yüce Divan’a sevk edilen ilk Başbakan olmuştu.

Türkbank ihalesine fesat karıştırdıkları iddiasıyla Yüce Divan’da yargılanan Mesut Yılmaz ve Güneş Taner hakkındaki gerekçeli kararda, “Yılmaz’ın, eylem ve davranışlarının cezai sorumluluğu gerektiren nitelikte olduğu” kaydedilmişti.

Dava, kamuoyunda “Rahşan Affı” olarak bilinen 4616 sayılı Şartla Salıverilme Yasası uyarınca erteleme kapsamına girmiş, konu kapanmış, gitmişti.

15 Temmuz sonrası ortaya çıkan bazı bilgi ve belgeler FETÖ terör örgütünün de bu ilişki yumağı içinde yer almış olabileceğini göstermektedir.

90’lı yıllar hem ekonomik,hem siyasi ve hem de asayiş açısından fevkalade kaotik zamanlardı, tarihe kara birer leke olarak düşülen bir çok olay yaşandı bu yıllarda. Aslında birazda bu yaşananların verdiği güven kaybı, bıkkınlık ve çaresizlik AKP’yi iktidara taşıyan o iklimi yaratmıştı.

Milletimiz AKP’nin bu tip ilişkilerden muaf ve daha masum bir siyasi hareket olacağına inanmış ve AKP’nin “yolsuzluk, yasaklar ve yoksulluk ile mücadele” sloganına güvenmiş, bu partiyi ciddi bir oy oranı ile tek başına iktidara taşımıştı.

Elbette 90’lara damgasını vuran tek olay Türkbank ihalesi değildi meşhur “Susurluk” skandalı ile sadece bir otomobil kazası yaşanmamış, Türk siyasetine de adeta kamyon çarpmıştı…

Bakınız tarih ders almak için vardır geçmişte olanları öğrenir ve iyi bilirsek aynı çukurlara tekrar düşmekten kaçınabiliriz.

Ben bir ekonomistim, yatırımı, üretimi, kalkınmayı ve halkın refahını savunurum, bunları gerçekleştirecek yol ve yöntemleri araştırır, bulduğum yahut da fark ettiğim yol ve yöntemleri iktidar sahiplerine ve yatırımcılara anlatmaya çalışırım. Şunu da çok iyi bilirim ki yolsuzluğun, rüşvetin, terör ve organize suç örgütlerinin pervasızca cirit atabildiği bir ülkede kimse yatırım ve iş yapmak istemez. Yolsuzluk ve mafyatik düzenler yoksulluğun en önemli sebeplerinden biridir, bakınız son derecede zengin doğal kaynaklara sahip olan ülkeler bile eğer bu tip mafyatik örgütlenmeler, yolsuzluk ve rüşvet ile mücadelede başarılı olamazlarsa kalkınamamaktadırlar. Rusya bunun en önemli ve güzel örneğidir bu ülke sahip olduğu onca zengin doğal kaynağa rağmen bir türlü kalkınamamakta, zenginleşememektedir.

Ülkemiz ne yazık ki çok uzun bir zamandır PKK, FETÖ, İŞİD, ve benzeri terör örgütleri ile organize suç örgütlerinin daimi tehdidi altında kalmaktadır.

Bir terör örgütünün amacı ve hedefi önemli değildir, kime yakın olduğu ise hiçbir anlam taşımaz aynı şekilde organize suç örgütlerinin de iyisi kötüsü olmaz, kime hangi siyasi görüşe yahut da ekibe yakın olduğu hiçbir mana ifade etmez, bu tip yapıların siyaset ve devlet üzerinde tahakkümü ve vesayeti asla ve kat’a kabul edilemez. Eğer birileri tarafından kabul edilir, o ya da bu sebeple mazur görülürse sonuçları hem ekonomik açıdan ve hem de siyasi açıdan son derecede yıkıcı olur.

15 Temmuz tarihinde yaşadığımız FETÖ terör örgütü kalkışması bu ülkedeki herkese ders olmalıdır, devlet, iş insanları ve siyasiler ile içli dışlı olan bu tip yapıların yaratabileceği felaketlerin en önemli örneği kesinlikle 15 Temmuz hain kalkışmasıdır.

Siyasi görüşü her ne olursa olsun bu ülkeyi seven tüm vatandaşlarımızın ve özellikle de iktidar sahiplerinin olaylara bu bilinçle yaklaşmasında büyük fayda vardır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz