Basın yürütme, yasama ve yargının ardından dördüncü güçtür. Güçlerin ayrılığı esasına göre kamu adına görev yapar, eleştirir, sorgular, yorumlar, kamuoyunu bilgilendirir. Görev alanı anayasa ile koruma altındadır. Fikir ve ifade özgürlüğünün yanı sıra sansür edilemez, haber kaynağı sorulamaz, sorgulamaz.

Ne güzel değil mi? Bunlar ve mesleki haklar için verildiği 10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü var. Bugün için ne söylenecek? Şu klasik cümleyi nasıl yorumlayacağız:

“Basın demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biridir”.

Demokrasi var mı yok mu bunu bir kenara bırakın, basın var mı?

Hani bizim bildiğimiz basın!

Manşetleriyle yer gök inleten, Cumhurbaşkanlarını, Başbakanları, bakanları titreten, istifaya zorlayan, yolsuzlukları, haksızlıkları, adaletsizlikleri günlerce gündemde tutup karar vericilerin kararlarını değiştiren basın, yani 4. güç.

Dünyada bizim basın sektörü kadar hem sahibi hem de çalışanlarının değiştiği, değiştirildiği başka bir memleket yoktur. Bir o kadarda işsiz gazeteci sayısının sayılamayacak kadar çok olduğu.

Eskiden “gazeteciyim” dediğiniz zaman, insanlar şöyle bir irkilirdi, biraz da çekinirlerdi. Fark etmezdi nerede çalıştığınız. Her şeyi bilen, fikri sorulan, saygın ve itibar sahibi insanlardı.

Hatta hatırlarım, yaz aylarında beyaz gömlek giymek ve görülecek bir şekilde üst cebine sarı basın karı koymak ayrıcaklı bir hava verirdi gazetecilere. En çok eleştirilen bir o kadar da “yardım edin” diye çağrılan onlardı.

Polis copuna maruz kalan ama bir o kadar da işlerine geldiğinde politikacıların başköşeye oturttuğu, aleyhlerine yazsalar dahi özel uçaklarına aldıkları gazeteciler ve siyasetçiler bugün nerede?

Dahası haddine mi düşmüştü birisinin kalkıp da gazeteciye “haberi şöyle yaz, yazmadan önce göreyim” demesi? Ya da telefon açıp işten attırması?

Geçmişte diğer bir gazete ile aynı manşeti taşıdığı için utanç duyulurken bugün diğerleriyle aynı manşeti atmadığı için dışlanmaktan korkuluyor.

Tek soru soralım: 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolaysıyla bugün Türkiye’de en tepeden en aşağıya bir kamu görevlisine bilgi ve haber almak için soru sorma özgürlüğü var mı?

İktidardaki siyasilere soru sormamak veya sadece şu soruyu soracaksın denildiğinde çalışan gazeteci olmak nasıl bir duygu acaba?

Doğru ya bunun tersini yapanlar “10 Ocak Çalışamayan, Çalıştırılmayan Gazeteciler Gününü” kutluyor,

Gazetecilerin haber alması yerine gazeteciye tek taraflı olarak haber verilmesi, hatta ne yazacağına, manşetine karar verildiği bir süreçte “çalışan gazeteci” sıfatını taşımanın ağırlığı eziyor.

YENİ BİR GÜCE DOĞRU

Tüm anayasal yönetim güçlerinin yeniden tanımlandığı bir dönemde kendine yer bulamayan basının yeni bir güç kazanma zemini oluşuyor. Yıllardır (ki bugün de) mali ve teknik sorunlarıyla boğuşan yerel medya, gazeteleriyle, televizyonlarıyla habercilikte yeni bir ivme kazanıyor.

Son yıllara bakın, ulusal medyada birinci sayfada yayınlanan haberin büyük bölümü yerel medya kaynaklı. Kars’taki bir küçük kızın akıbetini günlerce yerel basından izlemedik mi? En vahşi cinayetleri, trafik kazalarını, akla hayale gelmeyen aile kavgalarını hep yerel medyadan öğrendik.

Her konuda gözlerinin önünde olup bitenleri yazan, yayınlayan ve ulusal basını besleyen yerel basına dikkat edin, çok farklı haberlere ulaşacaksınız.

Gazeteciyi güçlü yapan yazdığı haber ve yorum, gazeteyi güçlü yapan da okuyucusudur.

Şimdi çalışanlarıyla, okuyucularıyla 4. güç yerel basın zamanıdır..!

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.