3. Havalimanının geliri ile kanal İstanbul yapılabilir mi?

0
45

Eski Başbakan, TBMM Başkanı ve AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, İstanbul Havalimanı’nın 5 yıllık kirası ile Kanal İstanbul’un yapılabileceğini iddia etti.

Yıldırım konuşmasında her yıl, 1 milyar 50 milyon euro artı KDV de para alacağız,” ve “Kanal İstanbul’u nasıl yapacaksın?’ diyorlar. İstanbul Havalimanı’nın 5 yıllık kirası Kanal İstanbul’u yapar. Hiçbir yüke de ihtiyaç yok.” da dedi.

Yıldırımın mühendis olduğunu biliyoruz, 5 yılda 1 milyar 50 milyon euro toplamda 5 milyar 250 milyon euro yapar. Yıldırımın dört işlem bilmemesi mümkün değil, bilmeseydi mühendis diploması alamazdı, o halde ya kanal İstanbul’un öngörülen maliyetini bilmiyor yahut da dolar euro paritesini.

İktidar kanal İstanbul’un 15 milyar dolara mal olacağını öngörüyor ki bence bu oldukça düşük bir tahmin ve bu işleri bilenler çok daha yüksek maliyetlerden bahsediyorlar.

Diğer yandan 3. Havalimanından böyle bir gelir gelse dahi bu parayı çarçur etmek, İstanbul’un doğasına ve kent dokusuna ihanet etmek için harcamak mantıklı mıdır? Haydan gelen, huya gider mantığı ile ekonomi yönetilebilir mi?

Mesela, eğer gerçekten de gelirse bu parayı başta İstanbul olmak üzere kentlerimizi depreme karşı dayanıklı hale getirmek için harcamak çok daha mantıklı değil midir?

Çeşitli makale ve televizyon programlarında iktidara Kanal İstanbul’un nereden, nasıl, kaç para kazanacağını sordum lakin bir cevap alamadım. Sadece ben de değil siyasetçisinden bilim insanlarına, gazetecisinden televizyon muhabirlerine kadar bir çok kişi de Kanal İstanbul’un nereden, nasıl, kaç para kazanacağını sordu, lakin onlar da bir cevap alamadılar.

İş Nasrettin Hoca fıkrasına döndü, malum Nasrettin Hoca eşraftan birinden borç almış zamanı geçmiş ama bir türlü ödeyememiş. Bir gün adam hocanın kapısına dayanmış parasını istemiş, Hoca “merak etme yahu az bekle ödeyeceğim” demiş adamda “yahu hoca ne zaman, nasıl ödeyeceksin” deyince “Diken alacağım onları koyunların geçtiği yerlere dikeceğim. Yünleri dikenlere takılacak, ben yünleri toplayacağım sonra onları ip yapıp pazarda satacağım ve borcumu ödeyeceğim” demiş. Adam gülünce hoca cevabı yapıştırmış: “Hazır parayı gördün nasıl da gülüyorsun köftehor.”

Kanal İstanbul’un gelirleri işi de buna döndü, Arap’lara arsa satacağım, onlar gelecek, bina dikecek ben para kazanacağım diyorlar.
Araplar gelir mi, paralarını kanal manzaralı arsalara gömer mi bilmem, lakin eğer yapılırsa Kanal İstanbul’un gemi geçişlerinden tek bir kuruş bile kazanamayacağını iyi bilirim. Yanında sudan ucuza geçtikleri devasa bir boğaz varken, kim gemisini para ödeyerek daracık, sığ ve tehlikeli bir kanala sokar? Hangi sigorta firması buna izin verir?

İktidara çeşitli kereler Montrö anlaşmasından doğan yıllık 220 ton 24 ayar saf külçe altın karşılığı ücretlerden haberleri olup olmadığını da sordum, ona da cevap vermediler. 220 ton altın bu günkü parite ile 9 milyar dolar ediyor. Bu ücretler neden alınmıyor, bu ücretler alınamıyorsa kanaldan nasıl ücret alacaksınız? Diye de sordum buna da yanıt vermediler.

Ben sormaktan bıkmayacağım, her zaman, her ortamda bu soruları iktidara yönelteceğim, bakalım bakalım onlar cevap vermekten nereye kadar kaçacaklar merak ediyorum doğrusu.

Çoluk çocuğumuzun rızkını, geleceğini batak projelere gömmelerine elbette razı gelmeyeceğiz, itirazlarımızı dile getirmeye devam edeceğiz.

Yıldırım bu proje ile iş yaratılacak da diyor, merak ediyorum neden bir gazeteci çıkıp da “bu proje ile iş yaratmaya çalışacağınıza neden kentleri depreme hazırlama projeleri ile iş yaratmaya çalışmıyorsunuz” diye sormuyor, yoksa bu tip sorular soracak gazeteciler bu toplantılara alınmıyor mu?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz