24 HAZİRAN BORSASI..!

654

Memleketin pürmelaline bir bakalım;
Demokrasinin şarteli indirilmiştir,
Tiranlığın çatısı çatılmıştır,
Emperyalistler Şark dosyasını yeniden açmıştır,
Hükümranlık alanlarımız gasp edilmiştir,
Terörün namlusu, üzerimize çevrilmiştir,
Memleket tefecinin ipoteğine girmiştir,
Paramız pul olmuştur,
70 Sente muhtaç hale gelinmiştir,
Elde avuçta satacak bir şey kalmamıştır,
İç barış bozulmuştur,
Devlet aygıtının dişlileri kırılmıştır,
Güven, güvenlik, adalet silikleşmiştir,
Feodalite alan genişletmiştir,
Cinnet hali geniş alana yayılmıştır,
Yoksulluk, sefalet, israf, hesapsızlık, kitapsızlık diz boyuna çıkmıştır,
Çeteleşme, kabileşme, ayrışma, rövanşist duygu, olağanlaşmıştır,
Çocuklarımız uyuşturucunun esiri olmuştur,
Yeryüzünden kopulmuştur,
Kutsallar çürümüştür,
Bilimin üzerine toprak atılmıştır,
Memleket çölleşmiş, tarım yok edilmiş, ot, saman ithal edilmiştir,
Beton ve demir tapıncı, din olarak tedavüle girmiştir,
Doğa çevre diyenler, dövülmüş yargılanmış katledilmiştir,
Mesleksizlik meslek olmuştur,
Cezaevleri, balık istifi yüzbinlerce insanla dolmuştur,
Özgürlük, tarafsızlık, bağımsızlık, itibar memleketten çekip gitmiştir,
Siyaset erbabı(iktidarı-muhalefeti) ve bürokrasi boğazına kadar kirlenmiştir,
Sınırlar kevgire dönmüş, Beş milyonun üzerinde sığınmacı kaçak, yabancı uyruklu insan, memleketi işgal etmiştir,
Eğitim öğretim imha edilmiştir,
Birçok devletin gizli servis elamanı, memleketi mesken tutmuştur,
Kifayetsiz muhterisler, devlet gemisinin dümenini bırakmamak veya ele geçirmek için akıl almaz düzenbazlıklar yapmıştır,
Kim hain, kim vatansever, sapla saman misali karışmıştır,
Cami, Cemevi, okul, hastane, adliye, bilumum kamu ve özel yapı dükkanlaşmış, yetkilileri ise esnaflaşmıştır,
Medya pravdalaşmıştır,
Daha birçok konuyu da ekleyeceğimiz bu kabarık listedeki hastalıkların takatsız düşürdüğü memleketi bu hale getiren ve ondan memleketi kurtaracağını iddia eden zevatı izliyorum!
Aman Allah’ım…
Yukarda ifade etmeye çalıştığım vahim tabloyu bile bile, Vatandaşın oyunu fiyatlandırarak bir borsa yaratılar. 24 Haziran borsası!
Vah ki vah…
Karamsarlığım, kaygım, korkularım bir faninin taşıyacağı yükün üstüne çıkmış vaziyette!
Promosyon siyaseti doludizgin gidiyor…
İşportacılar; tezgahlarının etrafında dönen ahaliye yıldızları vaat ediyor…
Avazı çıktıkları kadar bağırıyorlar: O ne veriyorsa, ben beş lira daha fazlasını veriyorum, İki alana bir bedava, batan geminin malları bunlar…
Gel vatandaş gel, Hasan almaz basan alır…
Hal böyle olunca; bu tabloyu kritik etmek ve öngörülerimi sizinle paylaşmak istiyorum…
Bu değerlendirmemde;
Merhum Süleyman Demirel’in: “siyasette 24 saat çok uzun bir zamandır” sözü aklımı zorlasa bile, bu süreçle ilgili kesin hüküm cümleleri kurmaktan kaçınmayacağım!
“Böyle gelmiş böyle gider” lafının tedavülde olduğu bir toplumda, söylediklerimin beni karamsarlık suçlamasıyla karşı karşıya bırakacağını bilerek, öngörülerimi ve tespitlerim açık edeceğim!
Bir devir kapanıyor!
24 Haziran seçimleri, Türk siyasetinin son mizanıdır…
Siyasetin aktörleri ve kurumları için; 24 Haziran seçimleri, sonun başlangıcıdır!
24 Haziran gecesi, siyasi partilerin kocaman genel merkez binalarında ki aktörler için, çok zor bir gece olacaktır!
Bu hal; Cumhur ittifakının içinde ki partiler içinde, Millet ittifakının içinde ki partiler içinde, caridir!
Zira kazandığını düşünenlerde, aslında kayıp ettiklerini,  önlerine gelen mizandan göreceklerdir!
Ve bir birini tetikleyen erken seçimler, kaçınılmaz hale gelecektir…
Belki de!
Ortaya çıkacak bu hercümerçte, akıl vicdan devreye girebilirse! yeni siyaset aktörlerini, yöntemlerini, kurumlarını çıkaracak ve demokrasiyi  yeniden inşa edecek bir imkanı, belki bulabiliriz…
Bunun olabilmesi için; memleketin gerçeğini milletin idrak etmesi elzemdir. Münevverlerimize, kanaat önderlerimize, vicdan akıl sahibi vatanseverlere büyük iş düşüyor. Onlar için seferberlik emri çıkmıştır. Zaman daralmıştır!
Fert fert bıkmadan usanmadan, siyasete ideolojiye kimliklere girmeden hastalıklarımızı konuşmalıyız!
İlk işimiz hasta olduğumuzu kabul etmekten geçer!
Hastanın hastalığını kabul etmesi, tedaviyi hızlandırır ve güçlendirir!
Cumhuriyetimizin kurucu atalarının önünde ki tablo, bugünkünden çok da farklı değildi. Kurucu atalarımızın millete vaatleri; cefaydı, çileydi, ezaydı ve yer yer ölümdü! Memleketin vatansever münevverleri; açıklıkla gerçekler anlatılarak millet bilinçlendirildi. Bilinçlenen ve gerçekle buluşan milletle, memleket ayağa kaldırıldı!
Kafayı değiştirmeden, kişileri değiştirerek kurtuluş mümkün değildir…
Millet kurtulmak istemediği müddetçe, kurtuluş mümkün değildir…
Ezayı cefayı mücadeleyi göze almadan, kurtuluş mümkün değildir…
Kurtarıcılığa soyunmuşlardan kurtulmadan, kurtuluş mümkün değildir…
Yok, eğer bu tablo karşısında akıl vicdan devreye girmezse; demokrasinin sonlanması (Mısırlaşma), otoritenin ve birliğin yok olması(Suriyeleşme) kaçınılmaz olarak kapımıza dayanacaktır! Kaldı ki; Emperyalistlerin planlarında bu seçenekleri hatırlatan epey işaretler de söz konusudur!
Dedim ya bir devir kapanacaktır…
Başta Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, mevcut siyasi partilerde ki riyaset erbabının tasfiyesi hızlanacaktır!
Siyasi partiler kendi içlerinde yarılacaktır!
Kimi siyasi partiler ise; sadece tabela nostaljisi parantezine sıkışacaktır!
Yeni diye ortaya çıkan makyajlı eskilerin, makyajları akacak ve dağılacaklardır!
Unutmayalım; bu bataklıkta debelenenlerden “iyi” çıkmaz!
İyisi de kötüsü de, eskisi de yenisi de, bu tablonun müsebbibidir ve gideceklerdir!