Ana Sayfa Yazarlar 21 Şubat: 130 milyar dolarlık kriz

21 Şubat: 130 milyar dolarlık kriz

-

Türkiye her dönem siyasi ve ekonomik krizler yaşadı ama en ağırı ve derinden sarsanı 21 Şubat 2001 günü başlayanı oldu.

Aynı gün akşam saatlerinde yapılmakta olan Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer , Devlet Denetleme Kurulu’nun Vakıfbank’ı denetlemekle görevlendirmek istemesi üzerine tartışma başladı. Başbakan Bülent Ecevit ve bazı bakanlar Sezer’in böyle bir yetkisi olmadığını öne sürerek buna karşı çıktılar. Her iki taraf da ısrarını sürdürünce tartışma Sezer’in Başbakana anayasa kitapçığı fırlatmasıyla Ecevit’in deyişiyle siyasi krize dönüşecekti ama tahmin edilemeyen ekonomideki kriz olacaktı.
Ancak bugün bile halen cevap bekleyen soruların başında sırdan bir yetki tartışmasını nasıl krize dönüştü ya da dönüştürüldü mü??
Dönüştürüldü kelimesini özenle kullanıyoruz. Çünkü 21 Şubat öncesinde böyle bir krizin olacağını kimse tahmin etmiyordu hatta beklemiyordu. Kimilerine göre kriz bazı çevrelerin 28 Şubat 1997 kararlarının uzantısıydı. Kimilerine göre de devlete daha yüksek faizlerle para satmak isteyenlerin “medya-siyaset- ticaret” üçgenini oluşturanların işiydi.
KRİZ GELİYORUM DEMEZ
Türkiye 1990’lı yıllarda siyasi ve sosyal çalkantılarla, önce 1994 Nisan’da kriz yaşamıştı. Ardından yurt dışı kaynaklı krizlerinde öncülük ettiği, 1997, 1998 krizlerini atlatmıştı.Her kriz sonrasında ağır devalüasyonlar, bankalara el koymalar, zamlar birbirini tekrar ediyordu. Vatandaş bunarın getirdiği yüksek enflasyonla yaşamaya alışmıştı. 2001 krizi öncesinde ekonomi nispeten toparlanmış gözüküyordu. Öyle ki kriz öncesindeki günlerde IMF, Dünya Bankası, Avrupa Birliği, bazı uluslar arası bankalar ekonomiyle ilgili olumlu, destekleyici ve övgü dolu mesajlar veriyorlardı.
Buna karşın IMF’in hükümetten Türk lirasının belli bir bant içinde dalgalanması talebi her gün daha da artıyordu. 21 Şubat’ın öncü krizi sayılan Kasım 2000’deki dalgalanma sonrasında IMF Türkiye’yi yakın izlemeye aldığını açıklaması belki de bu süreci tetiklemişti.

Ancak krizin temel nedeni ise 1990’lı yıllardan itibaren önü alınamayan kamu kaynakların cömertçe, hesapsızca harcanmasıydı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne 1990-2001 döneminde uygulanan yanlış ekonomi kararlarını bedeli 195.2 milyar dolardı. Ve bazı sonuçlar:

Bankalar bir yanda yüzde 500’lere varan oranda para ararken verdikleri kredilere yüzde 7 binlerin üzerinde faiz uygulayarak geri almaya çalıştılar.
Merkez Bankası’nın serbest kura geçmesiyle lira bir günde dolar karşısında 685 bin (o zamanın değeri) liradan bir buçuk milyon liraya çıktı.Bir doları olan milyoner olmuştu ama yüz binlerce kişi işini kaybetmişti.

2011 yılında Devlet Bakanı Ali Babacan’ın yaptığı değerlendirmede kriz enflasyona uyumlu olarak devlete 251.6 milyar liraya (o zamanki değerle yaklaşık 130 milyar dolar) mal olmuştu. Bunu ödemek için Hazine’nin borcu 381,8 milyar liraya ulaşmıştı.
IMF’nin verdiği 35 milyar dolarlık kredinin geri ödemesi yıllar alacaktı. Sonrasında siyasetteki karmaşık ve yetersizliklerle 2002 seçimlerine gidildi ve yılların köklü partileri sandıkta silindi. Geriye AKP ve CHP kalmıştı.
NEDEN VE ÇÖZÜM AYNI
Bugüne gelirsek, koalisyon hükümetlerinin devri kapandı ama ülkeyi 2001 krizinin ana nedenleri olarak gösterilen aşırı kamu harcamaları, borçlanmalar, bütçe açıkları gibi temel sıkıntıların benzerini “her ne kadar kontrol altında” denilse de bugünlerde yine yaşıyoruz.
IMF defteri 2014 Gezi olayları öncesinde kapandı ancak geçen beş yıl sonrasında yine bazı köşelerde çare IMF görüşleri dillendiriliyor. Kamu ekonomisi sürdürülebilir gözükse de iş dünyasının ve sokaktaki vatandaşın ekonomisinin belirsizliğe sürüklenmesi dikkat çekici.
Geçmiş krizlerin nedenleri ve çözüm yolları hep aynı. Umarız gelecekte bu yılların ekonomisini inceleyenler “Ağustos 2018 dalgalanması bunun ilk habercisiymiş” diye söze başlamazlar.

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İsmet Hazardağlı
İsmet Hazardağlıhttps://sonsoz.com.tr
1984 yılında çalışmaya başladığı gazetecilik mesleğinde, çeşitli haber ajansları, dergiler, gazeteler ve televizyon kanallarında muhabir ve üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Sonsöz'de ekonomi yazıları ile sizlerle!

Bu Haberler Kaçmaz!

Mevsim geçişleri bulaşıcı hastalıkları artırıyor

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Gülay Kılıç, mevsim geçişlerinde zayıflayan bağışıklık sisteminin bulaşıcı hastalıkları da beraberinde getirdiğini söyledi. Kılıç, “Bulaşıcı...