“2021-2022 YILI DÜNYADA YAŞLILARIN YILI OLARAK KUTLANMIŞ OLACAK”

0
40
- Reklam -

Dünya Yaşlanma Konseyi Başkanı Getontolog Dr. Kemal Aydın önderliğinde pek çok katılımcının katkıları ile 1 Ekim 2021 Dünya Yaşlılar Günü başlayacak olan “Uluslararası Yaşlılara Saygı ve İnsan Hakları Yılı ve On Yılı” projesi tanıtıldı. Özel Engelli Bakım Merkezleri Derneği Genel Başkanı Hüseyin Kahveci de yaşlılarımız için neler yapılması gerektiği üzerine önerilerde bulundu.

Esma ALTIN/ANKARA

- Reklam -

Dünya Yaşlanma Konseyi Başkanı Getontolog Dr. Kemal Aydın önderliğinde pek çok katılımcının katkıları ile 1 Ekim 2021 Dünya Yaşlılar Günü başlayacak olan “Uluslararası Yaşlılara Saygı ve İnsan Hakları Yılı ve On Yılı” projesi tanıtıldı. Yaşlılarımızın haklarının ve yaşam standartlarının daha da iyileştirilmesi gerektiğini savunan Aydın; “2021-2022 yılı dünyada yaşlıların yılı olarak kutlanmış olacak. Sadece Avrupa’da 125 milyon yaşlı insan var. Dünyada 1 milyar yaşlı var. Yaşlılarımız için bir platform bir kurul oluşturmuş olduk. Bu anlamda akademisyenlerimiz, özel sektör temsilcilerimiz, vakıflarımız, STK’lar var. Yine Avrupa’daki göçmenlerle ilgili bu sene göçün 60’ıncı yılı ve Avrupa Göçmen Yaşlılar yılı olarak onların da insan haklarını dünya gündemine taşıyacağız.” dedi.

‘DÜNYA ÜZERİNDE 1 MİLYAR YAŞLIMIZ VAR’

Yaşlı hakları ile ilgili geliştirdikleri stratejiler hakkında açıklamalarda bulunan Aydın sözlerine şöyle devam etti; “10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü Dünya Yaşlılık Kurultayı hazırlıkları içerisindeyiz. 1 Ekim Dünya Yaşlılar Gününde dünyadan çok büyük bir katılım ile bu kurultayın bir üst aşaması gerçekleşmiş olacak. 2021-2022 yılı dünyada yaşlıların yılı olarak kutlanmış olacak. Sadece Avrupa’da 125 milyon yaşlı insan var. Dünyada 1 milyar yaşlı var. Yaşlılarımız için bir platform bir kurul oluşturmuş olduk. Bu anlamda akademisyenlerimiz, özel sektör temsilcilerimiz, vakıflarımız, STK’lar var. Yine Avrupa’daki göçmenlerle ilgili bu sene göçün 60’ıncı yılı ve Avrupa Göçmen Yaşlılar yılı olarak onların da insan haklarını dünya gündemine taşıyacağız.”

Yaşlılık konusunun herhangi bir siyasi parti olayı olarak değil de ülke ve dünya genelinde topyekûn üzerinde çalışması gereken bir konu olduğuna dikkat çeken Aydın şunları ifade etti; “Yaşlılık olayı bir partinin değil ama tüm partiler ile çalışmak zorundayız. Tüm partiler yaşlılarımız ile ilgili birer tüzük hazırlasınlar, yaşlılar merkezi, yaşlılar koordinasyon merkezi kursunlar diye uğraşıyoruz. Yaşlı hakları ile ilgili bir fon oluşturulmalı, bir kütüphane oluşturulmalıdır. Bu konuda bir yüksek lisans, doktora talebeleri yetiştirilmelidir. Katılım sağlayan Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Ankara Şubesi Başkanı Mehmet Oymak Bey ile Türk Edebiyatı’nda Yaşlılık konulu bir projeyi de birlikte yürüteceğiz. Edebiyatta ak saçlı, ak sakallı, ihtiyar, güngörmüş, gibi yaşlı kelimesinin aslında ‘yaş’ yani hala taze, işi bitmiş olarak algılamamak gerektiği üzerinde durulacak.”

YAŞLILARIMIZ İÇİN ‘ÜÇÜNCÜ YAŞ ÜNİVERSİTESİ’

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ)’nin bu anlamda önemli çalışmalara adım atmaya hazırlandığını belirten Aydın şunları aktardı; “ASBÜ Ankara için gerçekten büyük bir şans. Sosyal kurumlarda bir araştırma üniversitesi olması açısından çok önemli. Rektörlük düzeyinde de yaşlılarımız ile ilgili konuya sahip çıkılması çok değerli bizim için. Biz buna üçüncü yaş üniversitesi diyoruz. Akdeniz Üniversitesi’nde değerli bir hocamız olan İsmail Tufan Bey ‘Tazelenme Üniversitesi’ başlattı. 60 yaşın üzerinde Akdeniz’de üniversiteye gidiliyor. Biz de bunu şu an Ankara’da dünyadaki, literatürdeki adı ile ‘Üçüncü Yaş Üniversitesi’nin kuruluşu için en kısa zamanda işbirliği protokolü imzalayacağız. ASBÜ’de Üçüncü Yaş Üniversitesi, Ekim ayında kayıt yapıp gelecek sene Mayıs’ta yıllık diplomalar şeklinde olacak. Normal şekilde derslere giriliyor, girilemediği zaman da online olarak dersler takip edilebiliyor. Bunlar ülkemizde yapılması gereken ve geç kalınmış projelerdir. Zaten ülkemizde bu hayat boyu öğrenme beşikten mezara kadar Selçuklu’da, Osmanlı’da vardı. Külliyede 70 yaşında da eğitim alıyordunuz. Yani 3 yaşında başlayıp 100 yaşına kadar devam eden bir eğitim söz konusuydu. Dönem yaş ayrımcılığı yoktu. Son zamanlarda üniversitelerin biraz da ticari bir role bürünmesi sebebi ile sadece bir diploma ve sadece gençlere yönelik eğitim veriliyor. Ancak üniversitelerin görevi herkese eğitim vermektir. Sadece bir gruba değil, bütün topluma eğitim vermektir. O toplumu bilimle geliştiren bir bilim ve geliştirme merkezidir.”

‘KORONA VİRÜS DÜNYA ÜZERİNDEKİ TÜM YAŞLILARIMIZI AYAK ALTINA ALDI’

Özel sektör ve bakım hizmetleri alanında ne eksiklikler var ve bu yeni sektörden Türkiye faydalanabiliyor mu, bu anlamda neler yapılması ile ilgili açıklamalarda bulunan Özel Engelli Bakım Merkezleri Derneği Genel Başkanı Hüseyin Kahveci şunları dile getirdi; “2010 yılında yaşlılarımıza yönelik bir faaliyete geçme konusunda bir seçim yaparak Türk insanının hakikaten sevgi dolu olduğunu gördüm. Bizim insanımızın vermiş olduğu değerler çok farklı. Avrupa’da pek çok yerde yaşlı bakım tesislerini dolaştım. Ama Covid-19 yaşlı ve engelli bakım sisteminde yer alan dünyadaki bütün yaşlılarımızı ayak altına aldı maalesef. Onlar yaşlı, zaten ölecekler denilerek ölüme terk edildiler. Biz bundan ders alıp kim hata yaptı diye yola çıkmadık. Ama İngiltere’de bir gerçek vardı, yaşlısına sahip olduğunu gösteren bir yatılı hizmet sektörü vardı. Şu anda 586 kuruluşumuz var ve 57 bin kişiye bakıyoruz. Toplam vaka sayımız bin 926, vefat sayımız 169’dur. Devletin 9 bin yatak kapasitesi vardır. 2 bin 600 vakası vardır, bin 900 vefatı vardır. Biz personelimiz ile birlikte kapıları kapattık, onlarla birlikte yaşadık. Türkiye’de ortalama yüzde 100 çalışanımız Türk’tür. Yüzde 97!si kadın, yüzde 3’ü de erkek personeldir.”

Salgın döneminde bütün dünyada yaşlı ve engelli bakımı ile ilgili görüşlerini aktaran Kahveci şunları söyledi; “Bu süreçte tüm dünya yaşlı ve engelli bakımında başarısız oldu. Hatta Amerika başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde bakım hizmetlerinde savaşmak yerine sessiz ve kaynakları kullanmama amacını seçmişlerdir. Salgın sürecinde savunmasız hasta, yaşlı ile bu salgını yürütmek gerçekten zordu. Savaşmak için sınırsız kaynakların yanında büyüklere göstereceği sevgi ve saygının eksik olmaması lazımdı.”

‘YAŞLI VE ENGELLİ BAKANLIĞI OLSUN İSTERİM’

Türkiye’nin salgın döneminde savunmasız hastalar ile ilgili neler yaptığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kahveci şunları kaydetti; “Biz bu süreçte devletimizi de arkamıza alarak ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ şeklinde kendimize bir yol çizdik. Türkiye’de 2009’dan bu yana TSE 9000/2015 kalite yönetim standartları uygulanmaktadır. Ama pandemi bize hala eksiğimiz olduğunu gösterdi. Hala yaşlımıza sunmamız gereken alternatif yaşam merkezleri var. Ne olursa olsun ülkemizde yaşlılarımız dünyadaki gibi yüzüstü bırakılmadı. Bizler ve çalışanlarımız ortalama 45 ile 75 gün kapalı olarak kaldık. Birebir olarak yaşlılarımız ile ilgilendik. Kendi bakım standartlarımızın içerisinde yatay binalara dönmemiz gerekiyor. Yaşam alanlarının aktif yaşama çevrilmesi gerekiyor. Aktif yaşam alanlarının içerisinde hiçbir yaşlı odasında sıkılmadan bahçesine çıkıp her türlü faaliyetini yapması lazım. Avrupa’ya göre hareket etmek lazım. Bana ve kesinlikle ülkeme ihtiyacı olan her kesime hitap etmem lazım. Ayrıca şunu da isterim ki bir yaşlı ve engelli bakanlığı olsun. Çünkü hepimiz yaşlanıyoruz. Bugün Amerika’da saatte 10 bin kişi 65 yaşını dolduruyor. O yüzden kurum bakımında da ziyade yapacağımız yaşam merkezlerinin yaşlımızın geçmişte yaşadığı ortamın aynısını yapmamız gerekiyor. Yaşlılara özgü onların serbest, özgür ve kaliteli yaşam standartlarına uygun yaşam köyleri yapılmalıdır.”

Yaşam köylerinin yayılması gerektiğini savunan Aydın şunları belirtti; “Ülkemizde yayılmasını istediğimiz yaşam köylerinde, yaşlılarımız için gerekli evde bakım hizmetlerinin de verilmesini istiyoruz. Hiç kimseyi evinde koparmak gibi bir niyetimiz yok. Benim istediğim onların evini, yerini yurdunu dağıtmak değil, onları mutlu etmek. Ayrıca Birleşmiş Milletler (BM) bizi ve bakım sistemimizi kabul ediyor. Dünya kabul ediyor ama sigorta firmaları ödemelere geldiği zaman orası Türkiye Cumhuriyeti diyor. Bu algıyı yıkmamız lazım. İnsan gibi yaşam hakkı elde edilmelidir. Bizler yaşlılarımız için gönül bahçesi yapmak istiyoruz, yaşam merkezi yapmak istiyoruz. Bu yaşam merkezi de bütün dünyaya açık ve iş imkanı bekleyecek herkese istihdamı sağlayacak, ekonomimize katkı katacak bir sektörü yaratmak için önemlidir.”

Korna Virüs salgın sürecinin sadece yaşlı bakımı alanındaki eksiklikleri değil sağlık sistemlerine erişim ile ilgili de eksiklikleri gösterdiğini söyleyen Kahveci şunları ifade etti; “Sağlık sisteminde erişimin kısıtlanırken hiçbir yaşlımız da gencimiz de engellimiz de maalesef sağlık hizmetini tam anlamıyla alamadı. İzole ediyoruz derken onları hayattan küstürdük. Yaşam merkezlerinin oluştuğu yerlerde aktif faaliyetler devam etti. Biz kurum bakımından verdiğimiz hizmeti evde bakımda veremedik. Türkiye’de 560 bin evde bakım ücreti ödediğimiz rakamlar vardır. Ölümlerin çoğu evde bakım insanlarıdır. 12 bin kişi yaşamını yitirdi. Biz yaşam merkezlerinde bu sorunu da çözmek istiyoruz.”

‘AMACIMIZ, YAŞLILARIMIZA GÖNÜL BORCUMUZU ÖDEMEKTİR’

Yaşlılarımızın hayat standartlarını daha yaşanabilir hale getirmek ve onların halen daha aktif birer birey olmaları için çalıştıklarını vurgulayan Kahveci şunları ekledi; “Bizim amacımız yeni bir dünya düzeni kurmak değildir. Var olan, gerçek değerimiz olan, bizim insanımız olan yaşlılarımıza gönül borcumuzu ödemektir amacımız. Ben Adnan Kahveci’nin yeğeniyim. Onun yolundan giderken hiçbir zaman kendim için düşünmüyorum. Söz konusu hizmetleri verebilmek için yeni bir hayat kurmak lazım. Bu hayatı da sektörün temsilcileri ile kurmak lazım. Sektörün içinde yıllarca emek vermiş, yanlışlarını görmüş her konuya açık olan bu yatırımları alırken onlardan destek almak lazım. Pandemide kısıtlama gelen yaşlılarımız evlere kapandığı gibi kurumda olan yaşlılarımızı da buralara kapattık. Biz onları dışarı çıkarmak istiyoruz. Bu yaşam merkezleri kurulmadan da dünyadan hiçbir destek almayı düşünmüyorum.”

yaşlılarımız için birlik olarak planlı bir çalışma sistemi ile onlara hizmet verilmesi gerektiğine vurgu yapan Kahveci; “Yaşlılarımızın yaşamlarını kısıtlamamamız lazım. Onları denize, kaplıcaya, kahve içmeye götürmek lazım. O yüzden bize destek verin derken bu sektörün gideceği yolu göstermeye çalışıyoruz. Biz ortalama 1.3 kişiye bir personel çalıştırıyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar bonkör istihdam sağlayan başka bir sektör yoktur. Gelin birlik olalım, kanunları değiştirelim. Ama yaptığımız her şey yıllarca yaptığımız plansız çalışmaların sonucunda ortaya çıktı. Yeni bir hayat kuralım.”şeklinde konuştu. 

- Reklam -