2 TRİLYON DOLARLIK 2023 HEDEFİ YALAN OLDU

0
18
- Reklam -

AKP İktidarı tarafından 2013 yılında yayınlanan, debdebeli bir şekilde duyurulan 10. Kalkınma Planı’nda açıklanan 2023 hedeflerini incelediğimizde, GSYH’nin 2023 yılında 2 Trilyon dolara çıkmasını hedefleyen iktidar, kişi başına düşen milli gelirin de 2023’te 25.000 $’a yükseltilmesini hedeflemişti.

Daha sonra 8 Temmuz 2019’da Cumhurbaşkanı tarafından meclise sunulan 11. Kalkınma Planı’nda ise 2023 GSYH hedefi 1,08 Trilyon $ iken, kişi başına düşen milli gelir hedefi ise 12.244 $ olarak revize edilmişti.

- Reklam -

10.Kalkınma planında ihracat hedefi 500 milyar dolardı sonra bu hedef 11. Kalkınma planı ile 226,6 milyar dolara düşürüldü.

10.Kalkınma Planında işsizlik yüzde 5 olarak hedeflenmişti 11. Kalkınma Planında yüzde 9,9’a yükseltildi.

Son açıklanan Orta Vadeli Programda 2022 için dolar cinsinden gayrisafi milli hasılanın 850 milyar dolara çıkması, 2023’de bu rakamın 925 milyar dolar olması, 2024’te ise 1 trilyon doları aşması öngörüldü.

Bu rakamları takiben kişi başına düşen gelirin 2022’de 9 bin 947, 2023’de 10 bin 703 ve 2024’te de 11 bin 465 dolar olması hedefe girdi.

Dış ticarete ilişkin programdaki hedeflere bakıldığında 2022 için ihracat hedefinin 230,9 milyar dolar, programın son yılı olan 2024 için ise 255 milyar dolar olduğu görülüyor.

İthalat tarafına bakıldığında ise 2024’te ithalatın 309 milyar dolar olması bekleniyor. Böylelikle program sonunda dış ticaret açığının 54 milyar dolarda gerçekleşmesi hedefleniyor.

Netice itibari ile AKP’nin 2023 hayalleri buharlaştı ve hedefleri yalan oldu gitti demektir.

Son Orta Vadeli Program bu gerçeğin idrak ve itirafıdır!

Bu programdaki hedefler tutturulabilir mi tutturulamaz mı bunu tartışmadan önce bu itiraf ve idraki ortaya açıkça koymak gerekmektedir.

Elbette 2023 hayal ve hedefleri güzeldi lakin bu hedeflere ulaşabilmek için yapılması gereken işlerden hiç biri özellikle de yapısal reformlar yapılmadı.

Bunlar yapılmadığı gibi birde büyük bir güven bunalımına yol açan bir rejim değişikliğine gidildi ve eksikleri olsa da iyi kötü işleyen, denge ve denetleme mekanizmalarına sahip, güçler ayrılığının bulunduğu demokratik parlamenter rejim otoriter bir tek adam rejimine dönüştürüldü. Güçler ayrılığı buharlaştırıldı, denge ve denetleme mekanizmaları havaya uçuruldu.

Sonuç ortada devasa bir ekonomik, sosyal ve siyasi kriz patlak verdi, ülke yönetilemez bir hale geldi. Bütün bunlar yetmezmiş gibi üstüne birde yüz yılda bir görülen bir sağlık krizi gelince iktidar iyice çuvalladı, ne yapacağını bilemez bir hale geldi.

Bütün bu şartlar ortada iken son orta vadeli program hedeflerine ulaşılabileceğini beklemek fazlaca iyimserlik olmaz mı?

Soruyorum;

Dolar bazında büyümek için hangi yapısal reformlar yapıldı?

Enflasyonu düşürmek için sıkı para ve maliye politikaları uygulanıyor mu ya da uygulanabilecek mi?

İşsizliği azaltmak için yatırımlar yapılmalı bu rejimde kim yatırım yapar?

Bütçe açıklarına büyük etkisi olan mülteci sorunu ne olacak?

Suriyeliler sorunu ortada dururken yeni ortaya çıkan Afgan göçü sorunu ile kim nasıl ve hangi politikalar çerçevesinde mücadele edecek?

İç ve dış askeri operasyonlara bunca para harcanırken siyasi ve ideolojik amaçlar uğruna yurt dışına aktarılan kaynaklar bütçe açıklarını arttırırken bütçe disiplini nasıl sağlanacak?

Soru çok, ama açıkçası bu sorulara verilen olumlu ve mantıklı bir yanıt yok. Demedi demeyin, hedefler kendi kendine tutmaz, hedefleri tutturmak için çalışmak, uğraşmak gerekir.

- Reklam -