15 Temmuz ve uçurumdan dönmek

3
211

15 Temmuz 2020. Bir uçurumun ucundan döndüğümüz tarihî bir günün yıldönümü. Yıllar sonra o gün neler yaşadığımı sade bir vatandaş olarak tarihe geçirmek istiyorum.


15 Temmuz 2016 Cuma. Kızım ABD’ye dönmek için hazırlanıyor. Oğlum da Adana’dan kardeşini yolcu etmek için baba evinde bulunuyor. Saat 21.15’de uçak ve helikopter sesleri gelmeye başladı. Televizyonda bir hareketlilik oldu. Saat 23.00 sıralarında jetler alçak uçuş yapmaya başladılar. Ama o kadar alçaktan uçuyorlar ki bütün camlar zangır zangır sarsılıyor. Ha kırıldı, ha kırılacak…
Evimiz Etimesgut Bağlıca Mahallesinde. Jetler Polatlı, Yapracık tarafından geliyor ve Beştepe Cumhurbaşkanlığı tarafına doğru gidiyor. Biraz sonra bomba sesleri ve gökyüzünde bir kızıllık. Hepimiz şaşkınız. Bu saatte ihtilal olmaz. İhtilal için hiçbir belirti, gergin bir atmosfer yok. Sonra TRT spikeri bayan ekrana çıkıyor ve o meşhur, o meş’ûm bildiriyi okuyor. Yüzü kireç gibi. Baskı ve tehdit altında okuduğunu anlamak hiç de zor değil. Ama bildirinin TRT ekranlarından duyurulması oldukça moral bozucu. İhtilal başarıya ulaştı mı? Birbirimize sorduğumuz soru bu?


Başbakan Binali Yıldırım, “bir grup asker tarafından başarısız bir darbe girişiminde bulunulduğunu” duyuruyor. Ama çok açık, net bir etki yok.
Nihayet o sihirli telefon bağlantısı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vatandaşı direnmeye, demokrasiyi korumaya, meydanlara çağıran o güçlü, inançlı sesi. İşte milletin beklediği o ses ekranlarda. Demek ki ihtilal başarılı değil. İşte her şeyi değiştiren o andı. Kızım Cumhurbaşkanımızın halkı sokağa çağırmasının ne demek olduğunu tam anlayamamıştı. Ben kendisine, “Başka yapacak hiçbir şey yoktu. En doğru olanını yaptı” diye cevap verdim. Gerçekten yapılabilecek başka hiçbir şey yoktu. En küçük bir tereddüt her şeyi kayıp etmek demekti. Sonra İstanbul’dan 1. Ordu Komutanının yüreklere su serpen konuşması.
Jetler arada bir tekrar ortaya çıkıyor yine TBMM ve Cumhurbaşkanlığı yönünde alçak uçuş gerçekleştiriyorlar. Polatlı, Gölbaşı taraflarından da bomba sesleri işitiliyor. Sonradan öğreniyoruz ki Gölbaşı Polis Özel Harekat Merkezi yerle bir edilmiş. 50’ye yakın polisimiz şehit edilmiş.
Cumhurbaşkanının çağrısından sonra insanlar araçlarına binerek Kızılay yönüne gidiyorlar. İş kamyonları TIR’lar Bağlıca Bulvarı üzerinde konvoy olmuş. Etimesgut Zırhlı Birlikler’den tankların çıkışını kapatmak için çıkış kapılarının önüne gönderiliyor.

14 Temmuz gecesi Etimesgut’ta 3-4 askeri helikopter havalanmış ve Etimesgut Gölbaşı çevresinde uçmuştu. Ben herhalde gece eğitimi yapıyorlar diye düşünmüştüm. Bir gün sonra ihtilal teşebbüsü ortaya çıkınca bunun da bir keşif harekatı olabileceğini düşünmeye başladım.
Sabah 05 sıralarında artık ihtilalin başarısız olduğu ortaya çıktı. İhtilali yapanlar elemanlarına kamufle olmalarını ve kendilerini kurtarmaya çalışmalarını duyurdu. Artık rahat bir nefes alabilirdik. Ancak saat 06.15 sıralarında jetler bir daha göründü. Yine Cumhurbaşkanlığı yönüne gidiyorlardı. İşte komşumuz 5 yaşındaki Ahmet’in babası Mühendis Cuma Bey o saldırıda şehit edilmiş. İhtilalin başarısız olduğu gün gibi açıkken bile kendi halkının üzerine bomba atmak ve kendi insanını acımasızca öldürmek. Bu hangi aklın, hangi vicdanın işi. Bunu açıklayabilecek kim olabilir? Belki yüz defa düşündüm. Ama bu mantığı hiçbir şeyle izah edemedim.
O gün sokağa inmedim, inmedik. 70 yaşındaki bir dedenin sokağa inmesini belki hiç kimse beklemezdi. Ama o gün sokakta, bu akıl dışı, insaf dışı darbe teşebbüsüne karşı çıkan dedeleri gördüm. Bunu hayatımın bir eksikliği olarak hep yaşayacağım. Belki de çocuklarım ve torunlarım evde misafir oldukları için çıkamadım. Ama ezikliğini hep yaşayacağım.
Kızımın telefonuna saat 06’ya kadar hiçbir mesaj gelmedi. Saat 06.00’dan sonra ABD’deki belli mihraklar harekete geçti ve etrafa şu mesajı yaymaya başladılar. “Bu bir tiyatro”. “Böyle darbe mi olur”. “İktidarın yeni bir oyunu”. İhtilal teşebbüsünden sonra muhalefetten de “kontrollü darbe” mesajları yayınlanmaya başladı.


Oğulları darbe teşebbüsünden tutuklanmış bir tanıdığım 2 yıl sonra gayet saf bir şekilde bunun “iktidarın bir oyunu” olduğunu savunmaya devam ediyordu. İktidar, 31 Ağustos’ta ordudan atılacakların listesini hazırlamış. Her şey aylar öncesinde belli imiş. Bu bir tiyatro imiş. Vs. , vs… Peki kardeşim Gölbaşı Polis Özel Harekat Merkezini de mi “iktidar” bombaladı. TBMM’sini de mi “iktidar” bombaladı? Cevap yok. Diğerlerini ezberletmişler ama bu sorunun cevabını ezberletmemişlerdi. Saf Anadolu insanım benim, ne bilsin, ne desin?
Bir zamanlar yaptığı eğitim faaliyetleri ile her kesimden destek alanlar, devleti ele geçirmek için büyük şeytanla işbirliği yapmaktan çekinmediler. Bu kadar insan öldü. Bu kadar insan acı çekti. Ama gözlerini hırs bürümüş, kin bürümüş kişiler halen yeni mağdurlar yaratma çabasından vaz geçmiyorlar. Bu kadar olaydan sonra bile hala gözünü açamayanlar, açmak istemeyenler var. Ama artık onlar için hiçbir şekilde üzülmüyorum. Kukla bir liderin peşinden gitmeye devam etmekle kendi sonlarını kendileri hazırlıyorlar. Sonra da çıkıp mağduriyetten söz ediyorlar. Allah akıl, fikir versin.
Bütün Demokrasi şehitlerimize, bu vatan için can veren bütün aziz şehitlerimize binlerce rahmet, gazilerimize binlerce minnet. Vatan size minnetdardır.

3 YORUMLAR

  1. O gün sokağa inmedim, inmedik. 70 yaşındaki bir dedenin sokağa inmesini belki hiç kimse beklemezdi. Ama o gün sokakta, bu akıl dışı, insaf dışı darbe teşebbüsüne karşı çıkan dedeleri gördüm. Bunu hayatımın bir eksikliği olarak hep yaşayacağım. Belki de çocuklarım ve torunlarım evde misafir oldukları için çıkamadım. Ama ezikliğini hep yaşayacağım.

  2. Bir zamanlar yaptığı eğitim faaliyetleri ile her kesimden destek alanlar, devleti ele geçirmek için büyük şeytanla işbirliği yapmaktan çekinmediler. Bu kadar insan öldü. Bu kadar insan acı çekti. Ama gözlerini hırs bürümüş, kin bürümüş kişiler halen yeni mağdurlar yaratma çabasından vaz geçmiyorlar. Bu kadar olaydan sonra bile hala gözünü açamayanlar, açmak istemeyenler var. Ama artık onlar için hiçbir şekilde üzülmüyorum. Kukla bir liderin peşinden gitmeye devam etmekle kendi sonlarını kendileri hazırlıyorlar. Sonra da çıkıp mağduriyetten söz ediyorlar. Allah akıl, fikir versin.

  3. Oğulları darbe teşebbüsünden tutuklanmış bir tanıdığım 2 yıl sonra gayet saf bir şekilde bunun “iktidarın bir oyunu” olduğunu savunmaya devam ediyordu. İktidar, 31 Ağustos’ta ordudan atılacakların listesini hazırlamış. Her şey aylar öncesinde belli imiş. Bu bir tiyatro imiş. Vs. , vs… Peki kardeşim Gölbaşı Polis Özel Harekat Merkezini de mi “iktidar” bombaladı. TBMM’sini de mi “iktidar” bombaladı? Cevap yok. Diğerlerini ezberletmişler ama bu sorunun cevabını ezberletmemişlerdi. Saf Anadolu insanım benim, ne bilsin, ne desin?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz