10’a yol göründü

0
9

Geçtiğimiz akşam Merkez Bankasında yaşanan deprem sonucunda Erdoğan’ın “faiz sebep, enflasyon sonuçtur” görüşüne muhalif olduğu iddia edilen üyelerin görevlerine son verildi ve yerlerine yeni atamalar yapıldı.

Gene bir gece yarısı kararnamesi ile Merkez Bankası’nın bağımsızlığı berhava edilince sonuç hemen tabelaya yansıdı ve kurlar yeni rekor seviyelerini gördü.

Piyasalarda Erdoğan ile Merkez Bankasının partili başkanı Şahap Kavcıoğlu arasında bir soğukluk olduğu, Şahap Beyin de işine son verilebileceği konuşuluyordu Şahap Bey en azından şimdilik koltuğunu koruyabildi, lakin kabak muhalif olduğu söylenen üç üyenin başına patlamış oldu.

- Reklam -

Geçtiğimiz günlerde Erdoğan ile TCMB Başkanı Kavcıoğlu bir araya gelmişti. Sonrasında ise TCMB Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Semih Tümen, TCMB Başkan Yardımcısı Dr. Uğur Namık Küçük, Para Politikası Kurulu Üyesi Prof. Dr. Abdullah Yavaş görevden alındı. Boşalan Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı koltuğunu, BDDK Başkan Yardımcısı Taha Çakmak devraldı. Para Politikası Üyeliğine ise Prof. Dr. Yusuf Tuna atandı. Boş kalan bir başkan yardımcılığı koltuğu için de önümüzdeki günlerde atama yapılması bekleniyor. Mart 2021’de başlayan Şahap Kavcıoğlu dönemi öncesinden bir tek Dr. Emrah Şener kaldı.

Merkez Bankası’nın bağımsızlığının tartışmaya açıldığı, büyük bir güven erozyonu yaşandığı böyle bir dönemde neden böyle bir değişikliğe gidildi? 

Birçok kaynaktan gelen bilgiyi dikkate alırsak, Erdoğan’ın faiz indirim çağrılarıyla aynı fikirde olmayan isimlerle yolları ayırdığı düşünülüyor.

Bu noktadan sonra olacak artık bellidir; Merkez Bankası Erdoğan’ın “faiz sebep, enflasyon sonuçtur” iddiasını test etmek üzere faiz indirimlerine devam edecektir.

Faiz indirimleri devam edince kurlar radikal bir şekilde artacak ve kısa sürede dolar kuru da çift haneye sıçrayacaktır. Dolar kurunda 10 seviyesinin yılsonundan önce görülmesi artık hiç de şaşırtıcı olmayacaktır.

Bu kur seviyesi ile birlikte daha yeni açıklanan OVP’de yapılmasının üzerinden birkaç ay geçmeden çöpü boylamış olacaktır.

Yüksek kurların enflasyonu arttıracağı ise kesindir. Enflasyonu düşürmeden faizleri yapay olarak düşürmeye çalışmak her daim bir sarmal yaratır ve enflasyon daha da büyük bir hızla artar.

Türk ekonomisi ithalata aşırı derecede bağımlıdır, sadece tüketim mallarını değil üretimde kullanmak zorunda olduğu ham ve ara malları da ithal etmektedir. Dünyada emtia ve enerji fiyatları yükselirken buna kurun radikal bir şekilde artmasını da eklerseniz enflasyonun bir hiperenflasyon sürecine girmesini de kolayca tetikleyebilirsiniz.

Birçok yazı ve söyleşimde bu kışın çok zor geçeceğini söylemiştim, bu son yaşanılanlardan sonra doğal olarak endişem daha da artmış bulunmaktadır.

Eğer iktidar enflasyon karşısında eriyen gelirleri telafi edecek bir yol ve yöntem bulamaz, pandemi sürecinde gelirsiz kalmış bulunan milyonlarca insanın gelire ulaşabileceği bir çare yaratamazsa bu kış sandığımızdan çok daha zor geçecektir.

Yokluğun pençesinde kıvranacak milyonlarca fakirin yaratacağı sosyal ve hatta siyasal sorunların çözümü ise çok ama çok güç olacaktır.

Erdoğan’ın girmiş olduğu yanlış yoldan dönmeye niyeti olmadığı “inadım inat dediğimi yapacaksınız” diye tutturduğu artık kesindir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan bizler ise bu inadın bedelini refahımızın düşmesi ile ödeyeceğiz.

Atalarımız “elle gelen düğün bayram” demiş ve herkesi etkileyen bu tip durumları kabullenip sineye çekmiştir ama bu sürecin bazılarına düğün bayram yaşatırken bazılarına ise kan kusturacağı ortadadır.

Kurt kışı atlatır ama yediği ayazı unutmazmış, neticede bu yaşananların hesabı sandıkta sorulacaktır.

Benim de dâhil olduğum onlarca, belki yüzlerce ekonomist bu konuda iktidarı kırk defa uyardık artık ne diyelim kendi düşen ağlamaz…

- Reklam -