102. YIL KUTLU OLSUN

0
283

Bugün 27 Aralık. Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 102. Yılı. Kutlu olsun.

27 Aralık, ulusumuz ve cumhuriyetimiz açısından çok önemli bir gündür. 19 Mayıs 1919 günü Atatürk’ün Samsun’a çıkışıyla başlayan ve ulusla birlikte mücadeleye karar verdiği yolculuğu 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelişiyle tamamlanmıştır. Bu yolculuk Milli Mücadele için hazırlıkların yapılacağı bir sürecinde başlangıcıdır. Bu hazırlık bozkırın ortasında bir kasaba görünümünde olan, ancak güneş gibi parlayan Ankara’da uygulamaya konuldu ve 9 Eylül 1922’de başarıya ulaştı. 24 Temmuz 1923 günü Lozan Barış Antlaşmasıyla taçlandırıldı.
27 Aralık, Ankara’lıların “Kızılca Gün” diye adlandırdığı bir gündür aynı zamanda. O gün Ankara’nın köylerinden, kasabalarından koşup gelen atlı ve yaya Seğmenler ve Ankara halkı Atatürk’ü Dikmen sırtlarında bağrına bastı, bir daha da bırakmadı. Bu karşılamaya şaşıran ve çok duygulanan Atatürk, ”Merhaba efeler! Niye zahmet ettiniz, neden geldiniz?” diye sorar. Seğmenler hep bir ağızdan “Uğrunda ölmeye, millet yolunda kanımızı akıtmaya geldik Paşam!” diye cevap verirler. Atatürk “Fikrinizde sabit misiniz?” diye sorduğunda ise “Andolsun” derler.
Mustafa Kemal Atatürk anılarında 27 Aralık günü Ankara’da karşılanışını şöyle anlatmaktadır: “Ankara’ya ilk kabul olunduğum gün, sadece bir vatandaş, ulusun bir bireyi idim. Hiçbir sıfatım, selahiyetim ve ünvanım yoktu. Böyle olmakla beraber Ankara ve havalisi tamamıyla çocuklarıyla, kadınlarıyla, ihtiyarlarıyla beraber Ankara şehrinden Dikmen Tepesine kadar bütün sahrayı doldurmuş ve beni karşılamıştır. İstasyondan Hükümet dairesine kadar uzayan caddenin iki tarafı eski Türk kıyafetline girmiş, bıçakları ve tabancaları ellerinde Ankara gençleriyle dolmuştu. Seymenler ve onlarla beraber bütün halk: “Vatanı ve milleti düşmandan kurtarmak için hepimiz ölmeye hazırız, emrinizi bekliyoruz” diye bağırıyorlardı. … O zamana kadar Ankara’lıları ölü ve Ankara’yı bir harabe zanneden yabancılar, bu yüce tezahür karşısında kaygılarını belirtmekten kendilerini alamamışlardır.”
Ayrıca 2 Ekim 1922 de Ankara’lılar Mustafa Kemal’e onursal hemşehriliği önerirler. Buna karşılık yaptığı seslenişte: “Beni Ankara’nın yurtsever hemşehrileri arasına girmeye davet suretiyle beliren iltifatınıza en derin ve içten şükranımı bildiririm. Sevgili ulusumuzun tüm dünyanın düşmanlığına karşı zaferle taçlandırdığı Kurtuluş Mücadelesi tarihinde, Ankara adı en aziz bir yeri koruyacaktır. Büyük Millet Meclisi sizin yüksek yakınlığınız sayesinde, korkusuz, kurtuluş mücadelesini sürdürebilmiştir….”
Sina Akşin’in 4 cilt olarak yazdığı “İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele” kitabının 2. Cildi olan “Son Meşrutiyet” kitabının 168.sayfasında Atatürk’ün Ankara’yı tercih edişi şu şekilde anlatır: “ Heyet-i Temsiliye’nin Ankara’yı tercih etmesinde Sivas’a göre İstanbul’a daha yakın olmasının, demiryolu bağlantısının şüphesiz payı vardı. Ama bu mantığa göre Konya ve Eskişehir de uygun sayılabilirdi. Belki Ankara’da Mustafa Kemal’in yakın ülkü arkadaşı Ali Fuat’ın komuta ettiği Kolordu’nun karargahının bulunması bir tercih sebebiydi. Ne var ki, Konya’da da Refet Bey’in az çok etkisi altında bir kolordu vardı. Öyle görünüyor ki, Ankara’nın esas tercih nedenini Ankara halkının ta başından beri milli mücadeleden yana koyduğu cesur ve tavizsiz tutumda aramak yerinde olacaktır. Hatta görülüyor ki, 20. Kolordu’nun Konya Ereğli’sinden Ankara’ya intikal ettirilmesinde bu gerekçe de göz önünde bulundurulmuştur. Ankara’lılar, dar imkanlara rağmen Heyet-i Temsiliye’ye hazırladıkları muhteşem bir karşılama töreniyle (27 Aralık) duygularını açıkça dile getirdiler.”
Celal Binzet’in “(Cumhuriyet’ten bugüne Ankara’nın sanat-politiği) Kentler ve İzler” kitabının 8 sayfasında Ankara’nın önemini şöyle dile getirilir: “Ona (Ankara’ya) öncelik vermemizin ilk nedeni cumhuriyet ideolojisinin odak noktasında durmasında yatıyor. Bir anlamda cumhuriyet ve Mustafa Kemal Atatürk’le birlikte yeniden doğmuş bir kent burası. Orta Anadolu’nun küçük bir kasabasından çağdaş bir başkente evrilmenin izlerini taşıyor. Ayrıca, ne denli genç bir kent sayılsa da, geçmişinde büyük uygarlıkların ayak izleri var.”
Atatürk’ün Ankara’ya gelişi ve Kurtuluş Savaşıyla ilgili yüzerce kitap yazılmıştır. Bunları listelemeye kalksam bu sayfa yetmez. Araştırıp okumanız dileğiyle sağlıklı günlerde bol okumalar diliyorum.

- Reklam -

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz