Geçtiğimiz günlerde tüm dünyada 10 milyon vaka ve 500 bin ölüm eşiği geçildi, vaka sayılarında herhangi bir azalma trendi yok, hatta tam tersine bazı bölgelerde trend artış yönünde.

Yaz gelince havalar ısınır ve bu salgın kendiliğinden sona erer söyleminin de içinin ne kadar boş olduğu artık açık ve net olarak ortaya çıktı. Temmuz ayına geldik, fakat dünyanın en sıcak bölgelerinde bile salgın tüm hızı ile devam ediyor.

Salgının ekonomik etkileri ise daha yeni yeni başlıyor, tamam tüm dünyada kapatılmalar, karantinalar, sokağa çıkma yasakları çok şiddetli bir ilk şok dalgası yaratmıştı fakat bu şokun geçici olduğunu hemen herkes biliyordu. Oysa şimdi önümüzde ne kadar süreceğini  hiç bilemediğimiz, hiç öngöremediğimiz fakat insanların tüketim ve taleplerini çok ciddi ölçüde daraltacak bir süreç var ve asıl yıkıcı olan da bu olacaktır.

Üreticiler için talebin ne zaman yeniden canlanacağı fevkalade belirsiz ve öngörülemez olunca doğal olarak herkes en kötü senaryoya göre hareket ediyor, strateji geliştiriyor, radikal tedbirler alıyor.

Açıkçası hane halkı kaynaklı talebin uzun bir süre daha toparlanabileceğini hiç düşünmüyorum, bu yüzden kamusal talep acilen canlandırılmalı, küresel ölçekte kamu kurum ve kuruluşları eli ile talep yaratılmalıdır.

Eğer kamusal talep canlandırılmaz ve hane halkı talebinin canlanması, tüketimin artması beklenirse emin olun birçok firma iflas eder ve çok hızlı bir ekonomik çöküş trendine gireriz.

Bazıları ekonomik krizde dibin görüldüğünü düşünüyor, bence bu çok çok iyimser bir yaklaşımdır. Diğer yandan dip şu anda bile o kadar derinde ki bir çok firmanın soluğu tekrar yüzeye çıkmak için yetersiz kalacak, bir çok firma bu derinlikte bile boğulacak.

Bu günküborçluluk yapısı ile bir hiperenflasyon yaratılmadan ve paraların değeri ciddi manada düşürülmeden birçok firmanın ve hatta bir çok devletin borç sorunu aşması mümkün olamayacaktır.

Tek sorun virüs salgını yüzünden insanların eve kapanması değil elbette, salgın yüzünden kapanan işletmeler ve artan işsizlik yüzünden gelirsiz kalan yada geliri düşen hane halkının istese dahi riski göze alıp sokağa çıkması, tüketimi artırması ve talep yaratması mümkün olmuyor. Hükümetler eğer helikopter ile para dağıtmaya başlamazlar ise hane halkının tekrar tüketim moduna geçmesi ve talep yaratması hiç kolay olmayacaktır.

Böyle bir kriz esnasında doğal olarak her ülke ve her toplum öncelikle kendi paçasını kurtarmaya çalışacak, her koyun kendi bacağından asılır anlayışı hakim olacaktır. Oysa Uluslar arası dayanışma ve işbirliği olmadan bu küresel salgın sorunu ile başedebilmemiz asla mümkün değildir. Hem salgını yerküremizin her noktasında durdurmadan, virüsü her noktada yok etmeden ve hem de ekonomik canlılığı her noktada tekrar yeşertmeden bu krizin tıbbi, ekonomik, sosyal ve siyasal sonuçları ortadan kaldırılamaz. Bencillik virüse karşı alınacak önlemleri muhakkaktır ki sekteye uğratacak ve ekonomik toparlanmayı da geciktirecektir.

Çok uzun bir süredir küresel ölçekte liderlik göstererek, işbirliği ve dayanışmayı arttıracak devlet adamlarına hiç bu kadar ihtiyaç duyulmamıştı. Daha da kötüsü bu çapta devlet adamları da hiç bu kadar az olmamıştı ve maalesef bu salgına başta Amerika olmak üzere egosu yüksek, popülist politikacıların iktidarı döneminde yakalanıldı.

Yani işimiz virüsün insafına, doğanın merhametine ve popülist politikacıların hizaya gelmesine bağlı görünüyor, en azından kısa vadede durum bu.

Türkiye özelinde ise zaten çok ciddi bir ekonomik krizin; daha dibi, başı, sonu görülmemişken bu yeni kriz patlak verdi. Tabiri caizse L tipi krizimiz aniden merdiven tipi bir krize dönüşüverdi. Sanırım bu tabiri ilk benden duyuyorsunuz, bir çok iktisatçı Türkiye’de yaşanan krizin L tipi olduğunda hemfikirdi. L tipi derken de dibe inilip dipte uzun süre kalınacak bir kriz tipini işaret ediyorlardı. Krizin tipi, biçimi konusunda pek tartışma yoktu, tek tartışılan husus dibe varılıp, orada yatay hatta geçilip geçilmediğiydi. Bana göre ise ara ara yatay hatlara geçiliyor olsa dahi düşüş sürüyor, merdiven şeklindeki iniş devam ediyor ve dip hala çok belirsiz bir uzaklıkta. Bu yüzden ekonominin tüm aktörlerine nefeslerini çok idareli kullanmalarını, yüzeyden hızla uzaklaşıldığını ve dibi bulmak için daha epey bir yol olduğunu anlatmaya çalışıyorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz