Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derneği ve Diyabet Çalışma Grubu tarafından, ülkemizde ilk kez düzenlenen 1. Ulusal Çocuk ve Ergen Diyabet Sempozyumu.

1. Ulusal Çocuk ve Ergen Diyabet Sempozyumu konuşan Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Zehra Aycan diyabette hasta, aile, öğretmen ilişkisini ele aldı.

Aycan “Okulda Diyabet Programı Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı tarafından bütün paydaşların çok aktif bir rol oynadığı 10 yıldır devam eden bir program. Okulda Diyabet Programı aslında Türkiye’deki Diyabeti Kontrol Programı’nın içerisinde yer alan bir program.” diyerek konuştu.

Diyabetli çocuklar çok geç tanı alıyor

Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Zehra Aycan
Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Zehra Aycan

Çocukların okul yaşlarına geldiğinde diyabet tanısı aldığını söyleyen Aycan “Bizim aslında çocuklarla ilgili, okulda diyabet ile ilgili nasıl bir sorun yaşıyoruz, nasıl bir program geliştirebilirizi gerçekleştirdiğimiz bir program. Bizim diyabete dair iki önemli problemimiz bulunuyordu. Birincisi diyabetli çocuklarımız çok geç tanı alıyor olmalarıydı. Diyabetli çocukların tanı alma yaşları genel olarak okul yaşlarına gelmesiyle ancak ortaya çıkıyordu. Biz öğretmenlerimizi eğitebilirsek ya da bilgilendirebilirsek değişik yollar ile bu çocuklarımızın daha erken tanı alabilmelerine yardımcı olmuş olacağız.” dedi.

Diyabetli çocukların yaşam kalitelerinde problemler

Diyabetli çocukların yaşam kalitelerinde problem olduğunu ve bu problemlere çözüm ürettiklerini söyleyen Aycan “Bir diğer sorunumuz ise okullardaki çocuklarımızın yaşam kalitelerinde problemlerin olması. Gizlice okul tuvaletlerinde insülin yapan öğrencilerimiz vardı. Öğrenciler buna benzer bir takım daha sorunlar yaşıyordu. Okullarda çocuklarımızın diyabetli yaşam kalitelerini artırmayı hedefliyoruz. Bu nedenle çözüm önerisi olarak bu farkındalığın geliştirilmesi adına okullarla bir program yürütmeye karar verdik. Biraz önce de söylediğim gibi 2010 yılında bu protokol imzalandı. Daha sonra da üç kez protokol yenilemesi oldu. Amacımız erken tanıya kavuşmak ve yaşam kalitesini arttırmak. Bunları başarabilmek için neler yapmamız gerekiyordu? Öğretmenlerimizle, okul idarecilerimizle öğrencilerimize varsa okul hemşiresi ulaştırmamız gerekiyor. Çocuk diyabet ekiplerini bu konuda farkındalığını arttırarak eğitmemiz gerekiyordu. MEB ve Sağlık Bakanlığı yetkilileri ile iş birliği halinde çalışmamız gerekiyordu. Ayrıca tüm kamuoyuna ve topluma bilgi vermek onlarında farkındalığını bu konuyla ilgili arttırmak gerekiyordu. Bu amaçlar doğrultusunda belirlediğimiz hedef gruplarla çalışmalara başladık.” dedi.

Ulusal Çocuk ve Ergen Diyabet Sempozyumu ile çalışmalarımız gün geçtikçe büyüyor.

Çalışmalarının gün geçtikçe kapsayıcılığının arttığını özellikle belirten Aycan “İlk çalışmalar 2010 yılında başladı. İstanbul’da 500 öğretmenin katıldığı büyük bir toplantı gerçekleşti ve öğretmenlere biz eğitim vermeye başladık. Endokrin merkezleri kendi bölgelerindeki öğretmenlere, okul idarecilerine eğitim vermeye başladı. Bu eğitimler 2019 yılına kadar biraz yöntem değiştirerek devam ediyor. Örneğin biz Ankara’da kendi ekibimizle birlikte 5 bin kadar öğretmene değişik ilçelerde eğitimler verdik. 2010 yılından 2019 yılına kadar eğitim toplantıları önce öğretmenlereydi daha sonra çocukları içine kattı çocuklardan sonra da aileleri içine katarak büyüdü.

Bu program ile birlikte okuldaki yaşam kalitelerini arttırmak için Milli Eğitim Bakanlığımız daha önceden de var olan bir genelgeyi güncelledi ve Diyabetli Öğrenciler Genelgesi’ni tüm okullara gönderdi. Bu genelge ile birlikte düzenlemiş olduğumuz program ivme kazandı.” diyerek diyabetle uğraşan ekiplerin hazırlıklarını açıkladı.

Diyabetle uğraşan ekipler neler hazırladı?

Aycan “Diyabetle uğraşan ekiplerimiz öğreten mektuplar hazırladı. Çocuğumuzun diyabetli olduğunu, hangi tedavinin kullanıldığını, sınıfta hangi şikayetleri olursa öğretmenlerin nelere dikkat etmesi gerektiği gibi o bireye o öğrenciye yönelik mektuplar hazırladık. Bu mektupları hastalarımızın ailelerine vererek öğretmenlere ulaşmasını sağladık.

Diyabet hastası öğrencilerin sınavlarda çektikleri zorluklar ile ilgili birçok ilgili kurumla görüşüldü. Sınav rehberleri hazırlandı ve özellikle merkezi sınavlara öğrenciler daha rahat girebiliyor. Bütün çocuklara bireyselleştirilmiş tedavi planları hazırlandı. Bu tedavi planları ailelerle, çocuklarla ve öğretmenlerle paylaşıldı. Son yıllarda öğretmenlerimize tabi ki çok zorunlu olmamakla birlikte insülin ve glukagon uygulamaları ile ilgili bazı sorumluluklar verildi. Gerektiği durumda bu uygulamalar hayat kurtarıcı nitelikteki uygulamalardır. Geçtiğimiz 10 yıl içerisinde farkındalığı arttırmak için kamu spotu ve tv programları yaptık.” dedi.

Feyza Darendeliler “Diyabet Bir Ekip İşidir

Dernek Başkanı Feyza Darendeliler Diyabetin bir ekip işi olduğunu vurgulayarak “Diyabet bir ekip işidir bunu hepimiz biliyoruz. Doktor, diyetisyen, psikolog ve en önemlisi hasta ve ailesi. İşte bu ekibin içerisinde öğretmenlerin önemi çok büyük. Çünkü çocuklarımız zamanlarının büyük bir kısmını aslında okullarda geçiriyorlar. Dolayısıyla diyabetli çocuk ve gençlerimizin yaşamlarını daha iyi sürdürmelerini istiyorsak mutlaka paydaşlardan bir tanesi olan öğretmenlerimizi de eğitmemiz, farkındalığı arttırmamız ve onları da bu işin içerisine katmamız son derece önemli. Bu nedenle okulda diyabet programı son derece önemli. Biz dernek olarak tekrar Milli Eğitim Bakanlığımıza ve Sağlık Bakanlığımıza çok teşekkür ediyorum.” dedi.

Facebook Yorumları

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz