Zurnanın “zırt” dediği yerdeyiz!

0
43

Adı “Atilla Davası” olarak değişti ama, Çarşamba günkü duruşmanın yıldızı yine Zarrab’tı…

Geçmişe göre geçtiğimiz imaj değiştirmiş bir Zarrab vardı salonda… Eskiden sakalları varken şimdi “sinekkaydı” tıraş olmuştu… Ayakları yine kelepçeliydi ve üstüne hapishane kıyafeti vardı, yine de…

Kendi isteğiyle, ifadesini Türkçe verdi…

Sözlerinin başında ‘neden itirafçı’ olduğunu “ABD ile işbirliği yapmak sorumluluğu kabul etmek ve cezaevinden çıkmak için en hızlı yoldu” diyerek açıkladı…

İran’ın gaz ve petrol satışlarından elde ettiği geliri kullanamadığını savundu ve “Yaptırım kuralları konusunda en iyi bilgiye sahip kişinin Hakan Atilla olması nedeniyle onu aradığını” söyledi…

Bir önceki duruşmada Hakan Atilla’nın avukatlarının “cezaevinde infaz koruma memuruna rüşvet vererek alkol ve cep telefonu temin ettiği” yolundaki iddialarını da kabul etti… Hatta rüşvet karşılığı bir gardiyanın cep telefonunu kullandığını söyledi…

Ayrıca bir otel odasında olduğu iddialarını reddetti ve “FBI gözetiminde olduğunu” söyledi…

Savcı’nın, eski AB bakanı Egemen Bağış’ın fotoğrafını göstermesi üzerine, Zarrab “Bağış’ın aracı olarak Aktif Bank CEO’su ile bir görüşme ayarladığını” bildirdi ve İran eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejat ile olan bağlantısını da kabul etti…

İfadenin en dikkat çeken bölümü ise, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’la nasıl tanıştığı ve Halkbank’la olan ilişkisi hakkında anlattıkları oldu… Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’dan randevu almaya çalıştığını ancak bunu başaramayınca, Zafer Çağlayan ile irtibata geçtiğini ve Çağlayan’ın kendisine “Yüzde elli yüzde elli kârla” çalışmayı teklif ettiğini, kendisinin de bunu kabul ettiğini söyledi…

Toplamda Çağlayan’a 45-50 milyon Euro rüşvet verdiğini söylemesi ise; şaşkınlık uyandırdı…

Bu ifadelerin peşinden Zarrab’ın ayaklarındaki kelepçe çıkarıldı… Sonraki duruşmalara normal giysilerle gelmesi bekleniyor artık…

Bu duruşmada olanlar, gelecekte olabilecekler hakkında, Türkiye açısından insanı çok ciddi endişelere itiyor…

Allah’a sığınmak almacıyla milleti dua etmeye çağırmanın da bir faydası olmayacak…

Çünkü “ancak haklı olduğu halde haksızlığa uğramış olanların” duası kabul olurmuş…

Kimseye kızamayız… Türkiye kendi kendini soktu bu belaya..!

Reklam
Paylaş
Önceki İçerikUzman’dan şoförlere kişisel gelişim semineri
Sonraki İçerikAvukat İstiyorum!
Mehmet Ali Yula

Gazeteciliğe 1965 yılında Ankara’da başladı. 1970’de Hürriyet’e geçti. 1977’da ek görev olarak İsveç Devlet Radyosu. 1991’de Nokta Dergisi. 1993’da Akis Dergisi. 1994’de Inter Star Televizyonu. 1998’de mesleği terketti. 2006’da emekli oldu.