Züğürt çenelere milyoner sohbetleri

0
85

Hesaplanmış, bankalarda bir milyon liranın üzerinde parası olanların sayısı yılın ilk altı ayında 10 bin 40 kişi artarak 118 bin 913’e yükselmiş. Ortalama her 665 kişiye bir milyoner düşüyor.

Konuyu “zenginin parası züğürdün çenesi” misali genişletelim. “Mevduat milyonerleri” diyebileceğimiz bu insanlarımızın paraları, toplam 715 milyar lira ve Temmuz sonu itibarıyla tüm banka mevduattın yarısına yakınını, yüzde 48’ini oluşturuyor. Bir anlamda 118,9 bin kişi banka mevduatlarının yarısına sahipler ve kontrol ediyorlar.
Milyonerler bu paranın yarısını Türk Lirası, yarısını döviz olarak tutuyorlar, 3 milyar liralık da altın gibi kıymetli maden hesapları var. Ortalama mevduat, milyoner başına 6,5 milyon lira.
Kaba hesapla milyonerlerin parasının yaklaşık yüzde 80’ini, 300 milyar lirayı, vadeli hesaplarda değerlendiriyorlar. Bu da faiz demektir. Bankaların bu tür yüksek tutardaki mevduatlara el altından daha fazla faiz veriyorlar. Bu oran, bugün için, brüt yüzde 15-16’ya kadar çıkıyor. Milyonerlerin brüt yüzde 15 oranı üzerinden aylık faiz getirileri 4 milyar lirayı buluyor. Milyoner başına aylık faiz getirisi de yaklaşık 34 bin lira, günlük 1,150 lira. Bu çoğu emeklinin bir aylık maaşı kadar.
Döviz cinsinden getiride faiz olarak fazla bir şey yok ama örneğin dolarda 5 kuruşluk dalgalanma, hesapları en azından bir milyar lira artırıyor.
Şimdi, ucuzundan “vay ne para” deyip “servet düşmanlığı” yapmamak lâzım. Bu milyonerler esasında en düzenli ve sadık vergi ödeyenler. Faiz getirisinin üzerinden yüzde 15 vergi ve stopaj kesiliyor. Aylık 34 bin liralık faiz getirisinin 5 bin lirası devlete gidiyor. Öyle vergi kaçırmak, beyan etmemek, azdı, çoktu demek yok, bu kesinti banka tarafından otomatik yapılıyor ve devlete aktarılıyor
Adam getiriyor “milyoncuklarını”, bankaya yatırıyor. Bu para da bankaya sermaye, verilecek kredi oluyor. Kayıt dışı kalmıyor. Zaten böyle bir faiz ortamında kim milyonlarını evinde, kasasında tutmak ister ki? Bir de bu kadar aylık getiri yatırım dışında çılgınca harcanmadığında, mevduata ekleniyor ve hesaplar büyüyor.
Peki, bu faizi kim ödüyor? Bankalarla her türlü parasal işi olanlar ve iç borçlanma yoluyla para emen devlet. Bu durumda bir çelişki de şöyle oluşuyor:
Devlet bir yandan “faizler yüksek düşmeli” diyor ama diğer yanda “menkul sermaye iradı” altında çok büyük gelir sağlıyor. Hem de zahmetsiz, nakit, “keş”. Böylece milyoner devletten, devlet milyonerden, banka her ikisinden kazanıyor.
Bir zamanlar hepimiz milyonerdik. Liradan altı sıfır atılmadan önceden cebimize giren para milyon lira üzerinden ölçülüyordu. O yıllarda asgarî ücretli 122 milyon lira maaşla milyonerdi. Sıfırlar atıldı, bir gecede milyarder, milyoner oldu. Milyoner olanlar da fakirleşmiş sayıldı.
O dönemlerde yabancı basında “milyoner olmak istiyorsanız Türkiye’ye gidin” diye alaycı yazılar yazılırdı. Örneğin bir dolar 300 bin liraya ve yükselmişti ve 100 dolar bozdurduğunuzda 30 milyon lira alırdınız, dolaysıyla bir anda milyoner olurdunuz.
Züğürt çenelere bir malzeme daha verelim: 118,9 kişi bir gecede paralarının tümünü çekmeye kalksalar ne olur? Hayırlı sohbetler.