Yılbaşında başladı, daha iki ay geçmedi zorunlu bireysel emeklik sistemi () uygulaması fiyaskoya dönüştü. Rakamlara göre iki ay içinde zorunlu olarak sisteme giren (şimdilik) 1 milyon 750 kişiden 790 bini yani yüzde 40’ı “cayma” hakkını kullanmış ve ”zorunlu tasarrufa hayır demiş.

Daha geçen hafta “zorunlu BES’ciler hayır diyor” başlığıyla “arkadaş, at ayda 50, 100 lirayı bir köşeye, gün gelir lâzım olur” denilse de daha ilk iki ayda “aydım, ben bu işten caydım” diyen bu kadarsa gelecek aylarda “zorunlu” BES’te kimse kalmayacak. Bu gidişle herkes “BES hayırcısı” olacak” ifadelerini kullanmıştık.

Bu öngörümüzün doğru çıktığı gibi, bireysel emeklilik sistemi uzmanları daha karamsar tahminlerde bulunuyorlar. Uzmanlar, nihaî toplamda zorunlu BES’in 15 milyon kişiyi kapsayacağını ancak bunun yarısının yani 7 milyonun daha ilk aşamada cayma hakkı kullanarak sistemden çıkacaklarını hesaplıyorlar.
Bir ekonomik uygulamaya bu kadar büyük tepki gösterilmesi örneğine pek rastlanılmaz. Demek zorla kesinti ve zorla tasarruf olmuyor, hayır da denilebiliyor. On yılın sonunda bu zorunlu sistemde kaç kişi kalır bilinmez ama neden bu kadar büyük bir oran neden “aydım, caydım” diyor ona bakmak gerekecek.
Çalışanlara zam vermeyeceksin, verildiyse zamlar Ocak ve Şubat enflasyonuna gitmiş, alım gücü dolardan yüzde 30 erimiş, şimdi gel “zorla tasarruf et” denilmesi hele referandum öncesi kötü bir zamanlama oldu galiba.

Görünen o ki genç kuşaklar uzun vadeli tasarruf istemiyorlar. Zaten bu kuşaklar (sistem 45 yaş altı çalışanları kapsıyor) tüketim bilinci ile büyüdüler. Üretmeden tüketmek, kredi kartı ile geleceğe borçlanarak yaşamak bir tarz oldu. Hayallerini son model cep telefonu ve otomobil sahibi olmak doldurdu. Bugünün genç kuşakları “atalım kenara üç beş kuruş gün gelir ihtiyaç olur terbiyesi almadılar. Bunun yerine günde yüzlerce anlamsız mesaj atmayı yaşamın anlamı olarak gördüler.
Bizim kuşakta olanlar, “ak akçe kara gün” ve “sakla samanı gelir zamanı” atasözlerine kompozisyon yazarak büyüdüler. Bugünkü kuşaklar için bu sözler “ak akçe dolar, altın için” anlamına geliyor. Saman da zaten ithal edildiği için saklamak diye bir dert yok.

Bizim kuşaklar nereye gittiğini öğrenemediği, hangi batık bankayı kurtarmak için harcandığını bilemediği bu zorunlu tasarruflara çok para kaptırdı. Bir de ev sahibi olacağız diye kesilen yüzde beş vardı. Hepsi uçtu gitti. Bu fonda parası birikip emekliliğinde ev sahibi olan kimseyi duymadık.
Bu sistemi tasfiye edenler tekrar başka adla vatandaşın önüne getirdiler. Tek fark istemiyorsan sistemden çıkabilirsiniz dediler. Ama anlaşılan bu defa bu iş yürümüyor, yürümeyecek. Sistemin iyileştirilmesi gerekecek. Yoksa her şeye hayır demek yeni bir yaşam tarzı olacak.

PAYLAŞ
Önceki İçerikKötüler sahnede…
Sonraki İçerik89. Oscar Ödülleri sahiplerini buldu
İsmet Hazardağlı
1984 yılında çalışmaya başladığı gazetecilik mesleğinde, çeşitli haber ajansları, dergiler, gazeteler ve televizyon kanallarında muhabir ve üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Sonsöz'de ekonomi yazıları ile sizlerle!