Ana Sayfa Yazarlar Zoraki Yeni Yıl Yazısı

Zoraki Yeni Yıl Yazısı

158
PAYLAŞ

Sonunda Pazartesi günü Ankara’ya da kar geldi.
Yeni yılın ilk haftası temiz bir sayfa ile başladı diye düşündüren beyazlıkta hem de…
Yeni yıla girmeden önce, Ankara öyle soğ oldu ki, doğma büyüme bir Ankaralı olarak, bu yıl ilk kez burada, bu kadar soğukta yaşamaktan hoşlanmadım.
Ankara’dan kaçmak istedim. Eski yılın son günü, bir şeyler yazmak üzere bilgisayarın başına oturdum, kısa bir yeni yıl mesajı yazarım diye düşünmüştüm.
Baktım klişe bir kaç cümle edeceğim, hemen vazgeçtim.
‘’Yeni yıl yazısı mı?’’ dedim kendi kendime.
Ne saçmalık, bu kadar soğuk, bu kadar ölüm, acı, dert arasında içimden yazmak gelmedi.
Evet, gelmedi içimden yeni yılı kutlamak…
O bilindik temennilerde bulunmak, sahte geldi birden.
Oysa ofiste, evde daha bir ay önceden başladık hazırlıklara.
Her yeni yıl yaklaştığında, çocukça bir sevinç kaplar içimi.
Yeni yılın renklerini, ışıklarını, bütün tüketime yönelik deyip de ötelenen o ürünleri mutlulukla sever, okşar, yaşadığım alanlarda görmek için zaman harcarım.
Bunların hepsini yaptım, ama mesaj yazmak hiç gelmedi içimden.
Biraz da, itiraf edeyim; zamanın geçişindendi kızgınlığım.
Her geçen yıl, ömürden geçiyor. Arada böyle düşününce, yeni yıla bir öfkelenme halim oluveriyor.
Tamamen kişisel bir hallenme yani.
Melih Cevdet Anday bunu 1 Ocak 1982 yılında yayınlanan bir yazısında öyle güzel dillendirmiş ki; ”… Zaman kavramımıza çok güvendiğimizden hep “geçip gitme” olayı üzerinde duruyoruz. Elbet ömrümüzü de bu araya soktuğumuzdan, üzüntüye kaptırıyoruz kendimizi. Boşuna! “Yıl” geçip gittiğini bilmiyor oysa. Bilen sadece insandır. Az şey mi? ”
Evet, çok şey ve o yüzden de kutlanmayı, umutlanmayı, mutlanmayı fazlası ile hak ediyor insan.
Ve tabii ki, ”ben” işte, yeni yılla ilgili her şeyi seven ben, birden çıktım bu olumsuz, huysuz, aksi halden.
Pazartesi ofise gelirken kanatlarım vardı sanki. Pır pır etti yüreğim, ”2016 oldu bee!” dedim, kendi kendime.
Şarkı söyleyerek geldim ofise. ”Her şey daha ve daha da güzel olacak” dedim. ”Olmalı, çalışıcaz oldurucaz” dedim.
Ve dedim ki; ” zaman geçecekmiş geçsin. Ben kendimden, sevdiklerimden, sevme ihtimallerimden geçmedikten sonra umurumda bile değil. Geçsin gitsin. ”
Yeni yıl umutla geldi, acısıyla mutlulukları ile geldi. İnsanız hepsi bizim için geldi. Yaşayıp görmemiz için geldi.
Ve tek dileğim var; yaşayacaklarımıza katılma gücümüz, karşılama gücümüz, gülümseme direncimiz ve aklımız olsun yeter.
Geriye kalan nedir ki zaten?
Tam böyle düşünürken, önüme yeni şehit sayıları, babasının ardından ağlayan 3 yaşında bir yavrucak, artık sıradanlaşan sokakta kadın ve çocuk ölümlerinin haberleri düştü.
Bembeyaz kar kırmızıya boyandı, bir yanda şehitlerimiz, bir yanda masum insanlar. Göz yaşlarımız ve bu kan durmalı. Böyle yeni yıl olur mu?
Olursa; herkesin, hepimizin yeni yılı kutlu olsun madem öyle…

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam