1. Mutluluğu bulan bir eğitim gönüllüsü olan Ziya Şakir Yılmaz sırlarını paylaşarak herkesin mutlu olmasını istiyor. ‘Size bir sır vereyim mi?’ kitabıda adım adım sizin için bu yolları anlatıyor.

Ziya Şakir Yılmaz kariyerine sayısız başarılar sığdırmış, üst düzey firmalarda, üst düzey yöneticilikler yapmış hemen hemen herkesin hayal ettiği kariyer hedeflerine genç yaşında ulaşmış ancak tüm bunların kendisini mutlu etmediğini fark edince hepsini geride bırakmış ve mutlu olduğu işi yapmaya başlamış.

Yılmaz kendisine eğitim gönüllüsü diyor ve insanların mutlu olduğu işleri yapmasını gerektiğini söylüyor. Maaşlı iş hayatını bir hemster koşusu olarak gören Yılmaz maaşlı işlerin bir gün son bulacağı düşüncesinde.

Kişisel deneyimlerini anlattığı ‘Size bir sır vereyim mi?’ adlı kitabında insanların öğrenmesi gereken bir numaralı kuralı ‘herşey sizinle başlıyor’ olarak tanımlıyor. Yılmaz, “Hayatınızdaki başarınında, başarısızlığında sorumluluğu sizin. Önce içinize dönün. Bu kitapta önce kendini tanımayı anlatıyor. O dönüşüm nasıl başlatılır bunun sırları var” diyor. 

Yılmaz ile gerçekleştirdiğimiz keyifli söyleşiyi iki bölüm halinde sizlerle buluşturuyoruz. Hayata dair soru işaretleriniz varsa bu yazı dizisi sizin için faydalı olabilir.

– Soru: Kendinizden bahsebilir misiniz?

Ziya Şakir Yılmaz: 1972 Malatya doğumluyum. Su, elektrik ve yol olmayan bir köyde doğdum büyüdüm. Ancak ben çok şanslıydım rahmetli babam Köy Enstitülerinden mezun olağanüstü bir öğretmendi. Onun sayesinde Ankara Atatürk Anadolu Lisesi’ni kazandım, sonrasında ODTÜ Ekonomi Bölümünü kazandım. Üstüne London College Of Management’da master yaptım.

– Soru: İş hayatınız nasıldı?

Yılmaz: 18 yıl maaşlı işlerde çalıştım. Çok iyi firmalarda çalıştım, iki yıl Dubai’de yaşadım. Cankurtaran Holding’in küçük elektrikli el aletleri firmasının Ortadoğu ve Afrika ofisini de yönettim.

Bu iş deneyimimden sonra Türkiye’ye geri dönüş yaptım ve Bayer İlaç firmasının Halk Sağlığı Bölümü’nde Türkiye Ülke Müdürü olarak göreve başladım. Bu sorumluluğuma ek olarak ilerleyen yıllarda Balkanlar, Rusya, Ukrayna, Belarus, Türki Cumhuriyetler, Azerbaycan ve Gürcistan Ülke Müdürlüğü sorumluluklarını da aldım.

Olağanüstü bir firmaydı bana çok fazla şey kazandırdı ama maaşlı iş hayatının bir hamster koşusu olduğunu keşfettim. Hemsterı hiç izlediniz mi bilmiyorum ama filmin sonu hiç bitmiyor. Hangi pozisyonda olursanız olun, ne kadar iyi firmada olursanız olun koşu aynı.

Birgün yurtdışında bir otelde uyandım, hangi ülkede olduğumu bilmiyorum. O zaman kendimi sorguladım ve hemster koşusundan feragat etmem gerektiğini karar verdim. Döndüm Türkiye’ye ve belki 200 bin kişiden birinin gelebileceği güzel bir pozisyondayken insanların şaşkın bakışları arasında istifa ettim.

– Soru: Şu an ne yapıyorsunuz?

Yılmaz: Şu anda da kendime ait bir dış ticaret firmam ve bir akademim var.

Maaşlı iş hayatında yada genel hayatımızda birçok insan alma peşinde. Statü almak istiyor, saygı görmek istiyor, koltuk sahibi olmak istiyor, ev almak istiyor, araba almak istiyor. Sürekli almak istiyor, sistemde bizi buna zorluyor. Yani Bayer’de bir üst araba segmentine geçmek o kadar prestijli ve önemliydi ki, bir özel odanızın olması yada bölgenizin büyümesi.

İş hayatınızın çoğu adım adım sizi o hemster koşusunun içine sokuyor. Bir havuç uzatıyorlar onu aldığınızda başka bir havuca koşuyorsunuz, onu alıyorsunuz başkasına koşuyorsunuz. Filmin sonu gelmiyor. Birçok insan ne yazık ki sahte hayatlar yaşıyor. Biz akademizde de bir video getirip Türkçe’ye çevirdik orada şunu söylüyor; ‘İnsanlar 25 yaşında ölür, 75 yaşında gömülür’ Maaşlı iş hayatının çoğunun böyle olduğuna inanıyorum. 

İnsanlar sevmediği bir işi, seçmediği insanlarla, seçmediği yöneticilerle, seçmediği sektörlerle sırf geçim için ömrünün sonuna kadar yaşıyor. Sabah 6.30 da servise binerken maskesini takıyor, akşam 7’de servisten inerken maskesini çıkarıyor. 12 saat maske takıyor, 30 yıl çalışıyor ve vakti gelince ölüyor. Bana sorarsanız 25 yaşında ölüyor, 75 yaşında gömülüyor.

Ben artık maskeli yaşamak istemiyordum. Her çalıştığım firmada keyifle çalıştım, elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Ne yaparsanız yapın bir çift dudak arasındasınız. Ne kadar olduğunuzun hiç bir önemi yok. Biri geliyor bir dudak ve sizi atabiliyor. Kendi hayatımın iplerini kendi dudaklarımın arasına almak istedim. Kolay mı? Değil. Değiyor mu? Kesinlikle evet.

– Soru: Kararı aldığınız süreç zorlu oldu mu?

Yılmaz: İnsanlar sadece filmleri görüyor, sonrası yok. Bize yıllar yılı sizden şahane savaşçı olur dediler at üstünde savaştırdılar. Sonrasında bir dönem geldi sizden şahane çiftçi olur dediler tarlaya saldılar. Şimdi ki dönemde de bize diyorlarki sizden şahane maaşlı çalışan köle olur ve çalıştırıyorlar.

Bakın Bayer’de ülke müdürüyüm, 72 ülkeye seyehat etmişim, 80’den fazla ülkeye ihracat yapmışım artık ticareti çok çok iyi biliyorum. Dedim ki kendi şirketimi kuracağım, artık girişimci olacağım

1 Ocak 2010 tarhinde karar aldım 10.10.2010’da istifa edeceğim diye. Peki 10.10.10 geldiğinde sizce ne yaptım? Tabiki istifa edemedim. Çünkü sülalem memur, girişimcilik ruhumuzda yok. Dedim ki bir yıl daha, en kolay iş ertelemektir. 11.11.2011’de istifa edeceğim. O tarih gelince ne yaptım sizce? Edemedim.

Bu seferde 12.12.2012 için istifa kararı aldım ama bu kez bir şeyi farklı yaptım. Bu sefer kendimi bağladım. İnsanlara da bunu tavsiye ediyorum. Nasıl Hayrettin Paşa gemileri yakmış dönüşü olmayacak bir yola sokmuş bu sefer kendim için dönüşü olmayacak bir yola girdim. 

Kendi kendime 12.12.2012’de de istifa etmezsen en ağır sözleri hak ediyorsun dedim. O kadar ağır bir söz ettim ki kendi kendime o vakitten itiberen yapmama olasılığı bırakmadım.

İnsanlar A, B, C alternatifi olunca her türlü devam etmek zorunda kalıyorlar. Bu sefer yaptım. Şirketimin kuruluş tarihi sizce kaçtır? 12.12.2012.

– Soru: Peki bu kararı alırken neler yaptınız?

Yılmaz: Uyandım hangi ülkede olduğumu bilmiyorum, dedim ki istediğin hayat bu mu? Evet Bayer’desin, evet ülkeler müdürüsün, maaşın çok iyi, araban çok iyi, statün çok iyi, her gittiğin yerde 5 yıldızlı otellerde kalıyorsun, çok iyi ağırlanıyorsun herkesin olmak istediği konum ama hayatım gitmiş.

Ayda 3 buçuk hafta seyehat ediyorum. Havaalanları, uçaklar, oteller dünyada en çok zaman geçirdiğim yerler. Gerçekten istediğim bu mu? Yine bunları yapabilirim ama iki dudak arasında olmadan. O zaman peki ne yapacağım diye kendime sordum. İstifa ederim yeni bir işe girerim. Başka işe girsemde aynı.

Girişimci olmak kolay mı? Hayır, içerisinde bin bir risk barındırıyor. En kötüyü hesaplarım, övünmek için söylemiyorum satranç Ankara şampiyonluğum, Türkiye altıncılığım vardır. 3-5-10 hamle ilerisini görmeye çalışırım. Hiç bir iş yapamadım battım, en kötü ne olur? Pazarda limon satar mısın dedim. Evet ben köyde doğdum, büyüdüm neden gocunayım ki? Battığımda en kötü ihtimalle alnımın akıyla pazarda limon satar yine geçinirim dedim.

Kazanmak için kaybetmeyi göze almalısınız. Neyi kaybedeceğinizin son hizası sizi rahat tutuyorsa ondan sonra gözü kara olun ve devam edin. O an dedim ki tamam, dönüyorum ve istifa ediyorum.

– Soru: Maaşlı çalışan insanlar bu cesareti nasıl bulacaklar?

Maaşlı çalışan arkadaşlarımla konuşuyorum, yüzde 99’u mutsuz. Nereye kadar diyorum, gittiği yere kadar diyorlar. Bilmedikleri şey; Şu an maaşlı işler ne kadar güvenli? Yarın kovulabilir misiniz? Ya da bugün? Birçok arkadaşımda yaşadı hatta, hiç beklemediği bir anda kovuldular. Kovulduktan sonra da şok yaşıyorlar çünkü B planları yok.

Japonların çok sevdiğim bir atasözü var. ‘Susadığınız gün kuyu kazmak için çok geçtir’ Susamadan önce başlamanız gerekir. 

Bütün maaşlı çalışanlara tavsiyem şudur; Şu an A varken ölene kadar A’nın devam edeceğini, kendilerinin hiç kovulmayacağını zannediyorlar. Herkes için geçerli, B planını başlatsınlar. Bir anda A’sız kaldıkları zaman kuyu kazmak için çok geç.

Peki bunu yapabilirler mi? Burada da insanlara tavsiyem şudur; Etrafınızdaki 5 kişiye bakın. Etrafınızdaki 5 kişi sürekli negatif, sürekli olumsuz her bir fikriniz olduğunda sizi aşağı çekiyor, sadece dizi, film ve maç izliyorsa hayatına hiç bir değer katmayıp kendini yukarı çekmiyorsa sizide aynı şekilde yapıyor. Etrafınızdaki 5 kişinin ortalamasısınızdır.

İnsanlar bir şeyler yapmak istiyorlarsa, kendisini yukarı çekebilecek etrafında yeni 5 kişi oluşturabilmelidir. Her şeyi bilemezsiniz ama sizden önce o yoldan giden insanları takip edin. İnsanların başarı hikayelerini, biyografilerini okuyun. Bir yola gitmek istiyorsanız o yol sizden önce defalarca kez gidildi. Hataları, doğruları yapıldı. Gidin o yoldan geçmiş insanların ayak izlerine basın. Herkes için bu mümkün.

– Soru: Bu işin bir matematiği var diyebilir miyiz?

Yılmaz: Kesinlikle diyebiliriz. Artık Youtube var, gazeteler var, internet var. Yeterki bir şeyi yapmak isteyin. O kadar fazla kaynak varki ama bunun için bedel ödeyeceksiniz. Hem konfor alanından çıkmayım hergün dizimi izleyim, maçımı izleyim hiç bir şey yapmayım hemde başarılı olayım, zengin olayım. Böyle bir dünya yok.

Bunun için bedel ödemeye hazırsanız bunun kitapları var, videoları var birçok yol ve yöntemi insanlar sizinle paylaşıyor. Bende kitabımda sizinle 25 tane sırrı paylaştım. Sadece kitaptakileri bile okusanız hayatınızda bazı gelişimler olacak.

– Soru: Kitapta temel olarak nelerden bahsettiniz?

Yılmaz: Önce kitabın nereden çıktığını anlatayım. Whatsapp üzerinden hergün 100 bin kişiye ulaşan ‘günün başarı sırrı’ diye mesaj paylaşıyorum. İnsanlar o kadar sevdilerki, aileleriyle, iş arkadaşlarıyla, kardeşleriyle birçok sosyal çevresiyle paylaşmaya başladılar.

Birgün dediler ki biz bunları duyuyoruz ama bunların herkese ulaşması lazım, kitabını yazar mısınız? Şu an 365 gündür aralıksız hergün yapıyorum. Nereye gidersem gideyim paylaşmaya devam ediyorum. Çünkü bu bir özveri ve disiplin işi. Burada en çok hoşuma giden 25 maddeyi aldım.

Bir kere değişim zorunludur, mecburen değişmek zorundasınızdır. Gelişim ise seçimdir. İnsanlar öncelikle bir şeyleri seçmeli. Bu kitapta da hep bunu yapıyorum. Önce kendine dönmeli. İnsanlara bakıyorum kazandıkları paradan şikayetçi, işden şikayetçi, ülkeden şikayetçi.

İnsanların öğrenmesi gereken bu kitaptaki bir numaralı kural ‘herşey sizinle başlıyor’ Hayatınızdaki başarınında, başarısızlığında sorumluluğu sizin. Önce içinize dönün. Bu kitapta önce kendini tanımayı anlatıyor. O dönüşüm nasıl başlatılır bunun sırları var.

Kitabında zaten arka sayfasında Hacı Bektaş-i’nin bir sözü var ‘Ne ararsan kendinde ara’ önce insanların kendini tanıması, kendini keşfetmesi ve hayatında ki herşeyin sorumluluğunu kendisinin alması gerektiğini anlatıyorum. Ondan sonrası zaten kendiliğinden akıyor.

2. DÜNYA DEĞİŞİYOR
ADIM ADIM MAAŞLI İŞLER YOK OLUYOR

Kendisini eğitim gönüllüsü olarak tanımlayan Ziya Şakir Yılmaz misyonu olarak bir milyon insanın hayatını değiştirmeyi belirledi. Yazdığı ‘Size bir sır vereyim mi?’ adlı kitapla da insanların hayatlarına dokunmayı hedefliyor.

İlk bölümünde Ziya Şakir Yılmaz ile hayata bakışını değerlendirdik. İkinci bölümde ise daha derinlere iniyoruz. Yılmaz ikinci bölümde maaşlı işlerin adım adım yok olduğunu anlatıyor. İnsanların artık maaşlı işler yerine alternatif çözümler üretmesi gerektiğini de sözlerine ekliyor.

– Soru: Sizin diğer kişisel gelişim kitaplarından farkı nedir? İnsanlar neden sizi okumalı?

Yılmaz: Ortalığa bir bakıyorum herkes kişisel gelişim uzmanı, iki gün kurs alan herkes uzman oluyor. Beni diğer insanlardan ayıran farkları anlatayım. 

Ben köyde doğdum. Bugün gidip bir köyde yemek yesem herkes bizden der. Diplomatların olduğu bir toplantıya girsem bizden derler. Her seviyede gerçekten yaşadım.

İkinci olarak kişisel gelişimcilerin bir grubu hayatında bir tane satış yapmamış sadece satış eğitimi almış ve onun eğitimini verir. Sadece teorisyen. Bir grupta sadece alaylı, hiç bir bilimsel altyapısı yok ama pratik yaparak bir noktaya gelmiş. Ben hem olağanüstü eğitimler aldım, hem de bunların hepsini sahada yaptım.

Bir grupta sadece bölgesel yapıyor. Bugüne kadar 72 ülkeye seyahat ettim. Bu demektir ki 72 ülke kültürünü tanıyorum. 80’den fazla ülkeye ihracat yaptım. Her bir ülkedeki yaklaşımları öğreniyorsunuz. Dolayısıyla bu kadar geniş hem aktif ticari bilgisi, hem de bu kadar dünya bilgisi oluşuyor.

Şu ana kadar her halde binden fazla kitap okumuş, 10 binden fazla video izlemişimdir. Her gün en az 1 saat kendimi geliştiririm. Hala da bu konuda uzman olmadığımı iddia ediyorum. Ben sadece bir eğitim gönüllüsüyüm.

Rahmetli babam Köy Enstitülerinden mezun olağanüstü bir öğretmendi. Ondan aldığım kültürü aktarmaya çalışan bir eğitim gönüllüsüyüm. Dolayısıyla diğerlerinden daha iyi miyimdir, kötü müyümdür kararı okuyanlar verecek. Bu kitapta yazanları keşke 18 yaşındayken bilseydim.

İnsanlar hatalar yapıyor. Hatalarınızdan ders alır mısınız? Mutlaka insanlar hatalarından ders alır ancak daha güzel bir tavsiye vereyim. Başkalarının hatalarından ders alın. Çünkü her hata yaptığınızda para kaybedersiniz, zaman kaybedersiniz, fiziksel ve psikolojik olarak yıpranırsınız.

Sizden önce hatalar yapmış, doğrular yapmış Ziya Şakir Yılmaz’ın bilgisinden faydalanırsanız para, zaman kaybetmezsiniz ve yıpranmazsınız. Ben buraya insanlar çok daha hızlı benim 46 yıllık hayat tecrübemi bedavaya öğrensinler diye sırlarımı yazdım.

– Soru: İnsanlar maaşlı işlerde çalışma zorunluluğundan kurtulursa mutlu olur mu?

Yılmaz: Maaşlı işlerle ilgili size bir kaç kötü haber vereyim. Dünya değişiyor. IBM, Watson diye bir program çıkarttı. Avukatlık hizmeti veren bir yapay zeka. Gerçek bir avukatla bilgisayar programı karşılaştırıldı. Bilgisayarın o konuya verdiği cevaptaki doğru oran yüzde 90 iken, avukatınki yüzde 70. Suudi Arabistan robot Suzi’ye vatandaşlık verdi.

Bakın dünya nereye gidiyor. Adım adım maaşlı işler yok oluyor. Tıpla ilgili bir cihaz çıktı. Sizin 56 tane datanızı yapıyor ve giderek doktorluk bile tehlikede, bırakın sıradan maaşlı işleri dünya değişiyor. Bundan 10-15-20 yıl sonra saat başı para alacaksınız, garanti iş diye bir şey yok. 800-900 milyon kişi işsiz kalacak. 

Amerika’da benzin pompacısı diye bir meslek yok, Avrupa’da yok Türkiye’de var. 300 bin kişi yok olacak. İnsanlar artık giderek kalifiye işe yaramaz iş gücünü yok edecekler. O yüzden maaşlı iş dünyada ki en güvenilmez iş türüdür.

– Soru: Peki ne yapacağız, alternatifimiz ne? Herkes girişimci olabilecek mi?

Yılmaz: Hayır ama mümkün. Yapamayacak çünkü girişimci psikolojisi de kolay bir şey değil. Birçok iniş çıkışı psikolojiyi kaldırabilmeniz lazım. Ay sonu sisli, garanti paranız yok ama bir günde bir yıllık maaşınızı kazanabilirsiniz. Bir günde de 10 yıllık kazancınızı kaybedebilirsiniz. Bununda riskleri var ve bunu yönetebilecek bir psikolojinizin ve hayata bakış açınızın olması gerekir.

Hayatta risksiz ticaretlerde var. Farklı farklı yöntemlerde var. Araştırdığınız zaman yol size geliyor. Benim hayatta bir misyonum var, 1 milyon insanın hayatını değiştirmek.

Şu ana kadar da Facebook’ta bir video çektim. İnsanlara dokunun, insanlara inanın dedim 15 Milyon görüntülendi. Yavaş yavaş bu hedeflerime ulaşıyorum, çok daha büyüklerini de yapacağım. Misyonum şu ‘Ziya ışık demek’.

İnsanlar bir kere hayatta niye var olduklarını bulsunlar. Benim misyonumda insanların yoluna ışık olmak, hayatlarını aydınlatmak. Şu an anlattıklarımla belki kafasında bir ışık yakabilirsek, belki B planını çalıştırabilirsek, başına bir şey geldiğinde hazırlayabilirsek, şu an ki durumla yetinmemesi gerektiğini öğretebilirsek başarmış oluruz.

– Soru: İnsanlar neden başarısız olurum korkusu yaşıyorlar?

Çok sevdiğim bir sözü sizinle paylaşayım; ‘İnsanlar yüksek hedefler koyup ulaşamadıkları için değil, düşük hedefler koyup ulaşabildikleri için başarısızlar’

Aylık 2 bin lira kazanıyorum bana yeterli diyor, belki de potansiyeli 10 bin, 50 bin konu para da değil. Para amaç olmasın, para araç olsun. Çok daha fazlasını yapabilecekken, insanlar kendilerini kalıplara koyuyorlar ve hemster koşusu içinde gidip geliyorlar. Bundan çok daha fazlasını yapabilecek güçleri de, potansiyelleri de var.

Başaran insanlara bakın. Herkes anadan, babadan doğma zengin olmuyor. Birçok ilkokul mezunu bambaşka noktalarda. O yüzden insanlar kendi güçlerinin farkına varsınlar. İnsan isterse her şeyi yapabilir.

Bulunduğunuz ortamı kocaman bir havuz olarak hayal edin. Siz bir ucundasınız ve diğer tarafına geçebilecek herhangi bir yolunuz yok. Havuzun içinde de 50 tane aç timsah var. Havuzun içinden sağ salim karşı tarafa yüzerek geçebilirseniz size 1 milyon dolar vereceğim desem atlar mısınız? Hayır, 100 milyon dolara atlar mısınız? Hayır canımızdan kıymetli değil.

Şimdi hayatta en değer verdiğiniz insanı düşünün. Diyelim ki anneniz. Anneniz havuzun karşı tarafında havuza düşmek ve ölmek üzere tek şansı sizsiniz o zaman atlar mısınız? Atlarsınız değil mi? Bir anda gücünüzü fark ettiniz mi? Yüz milyon dolara atlamayacağın bir havuza, bedavaya bir saniye tereddüt etmeden atladınız. İşte insanların sorunu bu, bir şeyi yapabilecek kadar güçlü bir amaca sarıldıkları zaman her şeyi yapabilirler.

Maalesef o amaçları yok, hedefleri yok. Sadece günü kurtarıyorlar.

– Soru: Bir değişimden bahsettik, peki bizim toplumumuz bu değişime hazır mı?

Yılmaz: Her zaman hazır. Her şey bir kişiyle başlıyor, bir inananla başlıyor. Işıklar dokuna dokuna katlanıyor. O yüzden bir anda toplumu değiştiremezsiniz.

Babam Köy Enstitülerinden mezundu demiştim. O enstitülerde sanatından, çiftçiliğine her şeyi öğretildi. Bu bir süreçti ve zaman alıyordu. Şu anda da herkes hazır olmayacak ancak ben 100 kişiyi, bin kişiyi etkilesem aynı misyonu onlarda yapsa bir süre sonra bunu yapabiliriz. Birilerinin, bir yerden başlaması lazım.

Bir gün vefat ettiğimde arkamdan bir ışık yakmıştı, insanların hayatını değiştirmişti, fark yaratan biriydi diye tanımlarlarsa dünyanın en mutlu adamı olacağım.

Sonsöz kişisel gelişim deyince insanlar tam olarak ne olduğunu anlamıyorlar. Sanıyorlar ki ben lise mezunuyum, üniversite mezunuyum, doktora yaptım bir Tolstoy, Kafka okudum bitti. Kişisel gelişim bu değil. 

Kişisel gelişim hayata dair her şey. İletişim bunun parçası, birçok insan daha iletişim kurmayı bilmiyor, dinlemeyi bilmiyor. Sorunlara yaklaşım tarzı, bilmiyorlar. Zaman yönetimi, bilmiyorlar. Kontrolsüz gelişen durumlara verilecek reaksiyonları bilmiyorlar, Öfke, bilmiyorlar. Hayal kurup, hedef belirleyip buna uygun bir plan yapmayı bilmiyorlar.

İnsanlara tek bir tavsiyem var. Geliriniz asla kişisel gelişim çapınızı geçemez. Kişisel gelişim çapınız 2 bin liraysa bin 700 lira geliriniz olur. Kişisel gelişim çapınız 5 bin liraysa 3 bin lira kazanırsınız. Niye bu kadar az kazanıyorum derseniz, çapınızı yukarı çekmenizle alakalı. Ne müdürünüz, ne ülke, ne sektör, ne de ekonomi. Sizinle aynı koşullarda olan biri sizin 5-10 katınızı kazanıyor o yüzden hayatta tek bir şeye yatırım yapın. Kişisel gelişiminize. Bol bol kitap okuyun, bol bol videolar izleyin, bol bol seminerlere gidin.

Sizden daha başarılı insanları bulup gidip onlara para harcayın, onlardan kazanacağınız her şey sizin hayatınızı etkileyecek. Ailenizle olan iletişiminizi, çocuğunuzla olan iletişiminizi, hayata bakış açınızı.

Kendi yaşamınızın kalanı için ne yaparsanız yapın kişisel gelişiminize yatırım yapın.