Terörle mücadele esnasında yara aldılar ancak TSK yönetmeliğine uygun görülmedikleri için gazilik unvanını alamadılar. Vücutlarında kalan şarapnel parçaları arsenik zehirlenmesine yol açtı. Onların ise tek istediği gazilik unvanını alıp onurlandırılmak.

Terörle mücadele esnasında yaralandılar ancak 1053 No’lu Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında Nizamnameye göre gazilik için yeterli görülmediler. Vücutlarında kalan şarapnel parçaları ise her geçen gün onları daha fazla zehirledi. Zehirlenme yükse oranda olduğu için ölüm riskleri var ancak ölmekten korkmuyorlar, istedikleri sadece gazilik unvanını alıp ‘onurlandırılmak’.

Terörle mücadele esnasında yaralanıp gazi sayılmayanlardan bahsediyoruz. Gazi unvanını alamamaları bir yana 25 yıl sonra zehirlendiklerini öğrendiler. Vatan için hiç çekinmeden vücutlarını siper ettiler. Yaralandılar vücutlarından kurşunlar çıkarıldı vatan için canımız feda dediler. Aradan geçen 25 yılın ardından vücutlarında yaşamalarına sıkıntı yaratmayacağı söylenen şarapnel parçalarının aslında onları zehirlediğini öğrendiler. En kötüsü ise bu zehirlenmenin bir tedavisi yok.

Türkiye’de bu durumda olan yaklaşık 19 bin kişi var. Normal bir vücutta en fazla yüzde 10 oranında bulunması gereken arsenik, vücudunda şarapnel parçası taşıyan bu insanlarda yüzde 50’yi geçmiş durumda. Bir çoğu her geçen gün zehirlendiğinin farkında değil. Vatanı için canını feda etmekten çekinmemiş insanlarımıza ne yazık ki gazilik unvanı verilmiyor.

Terörle mücadele esnasında yaralanıp gazi sayılmayanlar kurdukları dernekle yıllardır hak ettikleri ‘gazilik’ unvanını almak için çaba sarf ediyorlar.

Tüm bu çabaların yanı sıra arsenik, kurşun ve antimon zehirlenmesini bir gazinin fark etmesinin ardından, aynı testlere tabi tutulan diğer gazilerde de aynı şekilde zehirlenmelerin yaşandığının ortaya çıkmasıyla bir kez daha yıkıldılar.

Vücudunda yüzde 58 oranında arsenik çıkan Aytekin Demirel yaşadıklarını anlattı.

Demirel, ” 1993 yılında Isparta Eğirdağ Komando okuluna gittim. Oradaki eğitimden sonra Van’a dağ komando taburuna gittim. Oradan sonra Hakkari, Dağlıca, Çukurca o bölgelerde sürekli dağlarda kaldım. Çok çatışmaya girdik bir sürü arkadaşımızı şehit verdik. Biz yaralananları hep gazi gördüğümüz için bizden önce yaralananları da hep gazi gördük.
Şemdinli’de 1994’te sol bacağıma 4 biksi mermisi yedim, hala o kurşunla yaşıyorum. Girdiğimiz çatışmada 52 terörist öldürmüşüz bunun karşılığında bana bir takdirname ve bir kol saati hediye edildi. Vurulduktan sonra Diyarbakır Askeri Hastanesi’ne götürüldüm. 10-15 gün orada kaldım bir ameliyat oldum. Bir buçuk ay kadar hava değişimi verdiler. O bittikten sonra Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi ‘ne (GATA) geldim. Bir ameliyatta GATA’da oldum. Toplamda 3 ameliyat oldum.

Vücudumda bulunan kurşunlar alında fakat şarapnel parçaları alınamadı. Terhis olduktan sonra bize belli bir tazminat ödediler”

GAZİLİK İÇİN MÜCADELE VERDİK

Demirel, “Gazilik hakkımızı alabilmek için bir mücadele verdik. Kimimiz mahkemeye verdi, kimimiz başka yollardan uğraştı ama bize dediler ki ‘siz sakat değilsiniz, sakatlık oranınız yüzde 40’ın altında olduğu için gazi sayılmıyorsunuz’ bizim gibi 19 bin kişi var. Ben askerliğimi bitireli 25 yıl oldu. Bu süreçte 15 Temmuz olayı oldu, Başbakan o gece yaralananlar için ‘ yüzde 40 oran mı olur ben bütün oranları kaldırdım, tırnağı da kanasa herkes gazidir’ dedi. Bunun ardından bir kararname yayınladı 15 Temmuz’dakileri ayırmaksızın hepsini gazi yaptı.

15 Temmuz’da dışarı çıkanlar gazi, FETÖ bir terör örgütü fakat biz gazi değil miyiz? PKK bir terör örgütü değil mi? Bunun üzerine bizde tekrardan bir araştırma yapalım dedik. 684 No’lu bir kararname yayınlandı. O zamanın başbakan yardımcısı Numan Kurtulmuş televizyonda ‘terörle mücadelede yaralanan herkes bundan sonra gazi olacak’ dedi. O kararnameye göre bizlerde SGK’ya müracatta bulunduk. Evraklarımızı alıp inceleyeceklerini söylediler. Bu kez karşımıza 1950 yılında yazılmış 1052 No’lu Nizamname çıktı.O Nizamname’de diyor ki tek gözün yoksa gazi değilsin iki gözün kör olacak, bir parmağın koptuysa olmaz en az üç parmağın kopacak ancak bu şartlarda sizler gazi
olabilirsiniz. Ve bizlere red geldi.” dedi

ZEHİRLENDİKLERİNİ TESADÜFEN FARK ETTİLER

Sözlerine devam eden Demirel, “Aradan bir kaç ay geçti. Bir arkadaşımız sürekli hasta bir biçimde doktor doktor geziyor, bir yıl tedavi görüyor fakat sende bir şey yok diyorlar. En son Ankara’ya meslek hastalıkları hastanesine geliyor, durumunu anlatıyor. Doktorlar test yapıyorlar ve vücudunda arsenik ve kurşun çıkıyor. Arsenik kurşunun vücutta 20 yıldan sonra çözülmesinden dolayı çıkıyor. Yani ağır metal zehirlenmesiyle karşı karşıya kalıyor.

Bu durumu bizlere açıkladıktan sonra grup grup hastaneye gitmeye başladık. Benim tahlillerimde vücudumda yüzde 58 oranında arsenik çıktı. Sağlıklı bir insanda bu oran en fazla yüzde 10 oranında oluyor, üstü vücut için zararlı. Arsenik dışında antimon ve kurşunda çıktı. Hepsi sınırın üstünde ve tedavi şeklide yok. Bir tedavi yöntemi var oda geçici olarak temizliyor, maddeler bizim içimizde kaldığı için vücut tekrar zehri üretiyor.

Devletimiz bize sahip çıkmıyor, herkes kendi imkanlarıyla bir şekilde tedavi olmaya çalışıyor. Yıllardır gazilik mücadelesi verdik, birde habersizce her gün ölüyormuşuz onu da bilmiyormuşuz.”

TEDAVİ EDEN DOKTORLAR BİLİYORMUŞ

Aytekin Demirel içinde bulundukları durum korkutucu boyutlara ulaşırken yaralandıkları zaman tedavi eden doktorlarında şarapnel parçalarının zamanla onları zehirleyeceğini bildikleri halde kendilerine söylemediklerini ifade ediyor.

Demirel, ” Bizden kurşunları aldılar hadi iyileştiniz deyip gönderdiler. Hipokrat yemini etmiş bir doktor bizi nasıl uyarmaz? Üstelik tedavi gördüğümüz hastanelerde hep askeri hastanelerdi.”

ARTIK KABUS GÖRÜYORUM

Demirel, “Ben bu olayı öğreneli 20-25 gün oldu. Kabuslar görüyorum, doğal olarak insan etkileniyor. Arkadaşlarımızı görüyoruz mesela şu an Samsun’da yoğun bakımda yatan bir arkadaşımız var. Birisi evde yatıyor dışarı çıkamıyor. Böyle ağır durumlarla karşı karşıyayız ve devletimiz bize hala sahip çıkmıyor, siz gazi değilsiniz diyor.
Bir çözüm yolu arıyoruz, devletin bizi duymasını istiyoruz. Gidiyoruz bakanlık bu konu hakkında çalışma yapıyor deyip bizi geri yolluyorlar.”

ONURUMUZLA YAŞAYALIM

Demirel, “Bunun bir tedavisi yok en azından hakettiğimiz gaziliklerimizi versinler. Onurumuzla yaşayalım, öleceksekte onurumuzla ölelim. Bizde bu vatan için çarpıştık, bu vatan için kanımızı akıttık. Bizler olmasaydık 15 Temmuz’da kurtarılacak bir vatanda olmayacaktı. Bu umursamazlık neden anlam veremiyorum. Devlet bizleri yaşarken öldürmesin, sağ iken sahip çıksın istiyoruz.

Zehirleniyorlar, Sadece Gazilik Onurlarını İstiyorlar
Zehirleniyorlar, Sadece Gazilik Onurlarını İstiyorlar

Hepimizin idealleri var. Benim bir tane çocuğum var 21 yaşında. Şimdi düşünüyorum acaba onu evlendirebilecek miyim, yuvasını kurabilecek miyim? Bunları görebilecek miyim? diyorum. Biz bu hakları alamadık en azından bizden sonrakiler alsın diyoruz artık. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığıyla hareket etmemek gerek, herkesin başına gelebilir.

Zehirlenme insanın bünyesine göre değişiklik gösterebiliyor. Bünyesi zayıf olan insanlarda daha çabuk ortaya çıkabiliyor. Ben 45 yaşındayım iki kez kalp rahatsızlığından dolayı hastaneye gittim. Bütün tetkiklerim yapıldı hiç bir şey çıkmadı. Doktorlar bu olayı öğrendikten sonra başka bir neden aramana gerek yok rahatsızlığının nedeni zehirlenme dediler. Zehirlenme vücudunda ki bütün organları etkileyebiliyor.

Doktorlarda şaşırdılar, hatta ilk başta bize inanmak istemediler. Şu ana kadar 100 kadar arkadaşımız tetkik için gittik 42 kişinin sonucu çıktı, 41’inde zehirlenme var. 3 arkadaşımızda da kansere dönüşmüş. Biz çok bir şeyde istemiyoruz sadece onurumuzun iade edilmesini istiyoruz”

1- Terörle Mücadele Sırasında Yaralanıp Gazi Sayılmayanların (T.M.S.Y’nin) Tanımı ve Kapsamı

Gazi ve şehit aileleri ile ilgili çıkarılan kanun, kanun hükmünde kararname, yönetmelik ve tüzükler kapsamında değerlendirilmeyip, askerlik ve kamu görevini yerine getirirken yaralanan kişiler, “Terörle Mücadele Sırasında Yaralananlar (TMSY)” olarak adlandırılmaktadır. Temelde askerlik görevini yerini getirirken düzenlenen operasyonlar neticesinde sağlığını yitirmiş bu grup kişilere, askeri kurumlar tarafından “Askerliğe Elverişlidir” kararlı “Olay Tutanağı” “Kat-i Rapor” ve “Yaralı Personel Bilgileri (Komutanlık Yazısı)” başlıklı belgeler verilmektedir.

TMSY, askerlik ve kamu görevini yerine getirirken, aldıkları fiziki ve psikolojik yaralanmalar neticesinde askerliğe elverişli olsa bile (bazı durumlarda askerliğe elverişli olmamasına rağmen) sağlıklarını yitirmiş ve askerlik sonrasında sosyal yaşantıda birçok olumsuzluklarla karşı karşıya gelmektedir. Bunların başında işsizlik, iletişim sorunları, yalnızlık, psikolojik bunalım, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) gibi sorunlar gelmektedir. TMSY, bu sorunlar sebebiyle aile kurmada ve sağlıklı bir aile ortamında yaşamaktan mahrum kalabilmektedir.

2-Terörle Mücadele Sırasında Yaralanıp Gazi Sayılmayanlar İle Malul Gaziler Arasındaki Fark

TMSY, aslında malul gaziler içerisinde değerlendirilmesi gereken, ancak aldıkları yaralanma itibariyle malul gazilerden daha az oranda yaralanmış olduklarından dolayı malul gazilik unvanı ve bu unvana sahip vatandaşlara sağlanan haklardan mahrum edilmektedir. Yaralanma sonucunda oluşan maluliyet oranının tespitinde “Maluliyet Tespiti Yönetmeliği” (3 Ağustos 2013 tarihli ve 28727 sayılı Resmi Gazete) esas alınmaktadır. Bu yönetmeliğin üçüncü bölümünde (9.-15. maddeler) Malul Sayılmaya İlişkin Usul ve Esaslar belirlenmiştir. Yönetmeliğin 10. maddesinin (4) fıkrasına göre Maluliyet Kararlarında;

a) Sigortalıların çalışma gücünün en az % 60’ını kaybedip kaybetmediklerinin tespitinde Ek-1 Hastalık Listesi,

b) Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde çalışan askeri ve sivil personel ile askerlik görevi ile yükümlüleri için, 08.10.1986 tarihli ve 86/11092 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği,

c) İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışan personel için, 04.08.2003 tarihli ve 25189 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği,

d) 10.06.2004 tarihli ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun kapsamında çalışan ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi Koruma Güvenlik Görevlileri için belirlenen ve 07.10.2004 tarihli ve 25606 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte belirtilen sağlık şartları,

e) Vazife malullüğü halinde ise, 13.07.1953 tarihli ve 4/1053 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında Nizamname, esas alınır.

TMSY,

yukarıda bahsedilen mevzuat kapsamına girmeyen ancak askerlik hizmeti esnasında çeşitli sebeplerle (Terör, operasyon, kaza vb.) yaralanıp da askerliğe elverişli olduğu değerlendirilen vatandaşlarımızdır. TMSY kapsamındaki vatandaşlarımız her ne kadar askerliğe elverişli olarak değerlendirilse de vatandaşlık görevini yerine getirdiği esnada sağlığını yitirmesi sebebiyle askerlik sonrasında sivil sektörde istihdam edilme noktasında birçok zorlukla karşılaşmaktadır. Bu sorunun çözümüne yönelik olarak TMY kapsamındaki vatandaşlarımızın kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilebilmesi amacıyla çıkarılan “Kamu Kurum Ve Kuruluşlarına Eski Hükümlü Veya Terörle Mücadelede Malul Sayılmayacak Şekilde Yaralananların İşçi Olarak Alınmasında Uygulanacak Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” hükümleri uygulanmaktadır.

İstihdam imkanı TMSY kapsamında bulunan vatandaşlarımızın iş bulamama sorununu bir nebze de olsa çözmesine rağmen bu vatandaşlarımızın en temel istekleri arasında yer alan “Gazilik” unvanına kavuşmayı sağlamamaktadır. Mevzuatta “Gazilik” kavramı; 1005 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun ile “Muharip Gazi” (İstiklal, Kore ve Kıbrıs harbi gazileri) ve 2847 sayılı Türkiye Emekli Subaylar, Emekli Astsubaylar, Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul Ve Yetimleri İle Muharip Gaziler Dernekleri Hakkında Kanun ile “Malul Gazi” (görevde, operasyonda ve terör sebebiyle gazi olanlar) olmak üzere temelde iki şekilde tanımlanmıştır. Ayrıca 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile “Vazife Malulü” ve “Harp Malulü” olmak üzere malullük kavramı tanımlanmıştır. Birbirinden farklı gazilik kavramlarının tek çatı altında toplandıktan sonra mağduriyet oranıyla doğru orantılı olarak kategorize edilmesi ve bu kategorilere göre sosyo-ekonomik hakların tanımlanmasına ihtiyaç duyulmaktadır.