Zarrab’sız Zarrap davası!

0
29

Çok beklenmedik bir gelişme olmazsa, “Zarrab’ın sanık olmadığı Zarrab Davası” yarın başlayacak… Reza Zarrab’ın gözaltına alındığı an başlayan ve uzadıkça; .bazılarına göre ilginçleşen, bazılarının yüreğine korku salan ve bazılarının da “bize hiçbir şey yapamazlar” diyerek umursamaya bile gerek görmediği bir durum söz konusu…

…Ve ne yazık ki bu durum, günümüz Türkiye’sinin en kısa yoldan tanımlaması oluyor…
Bekleyip göreceğiz… Bakalım kime ne oluyor, kim yanıyor, kim kurtuluyor..? Sonuçlar siyasi mi olacak, ekonomik mi…? Ya da daha açık sormak gerekirse, amaç istenmeyen figürlerin üstünün çizilmesi mi, yoksa Türk ekonomisine çok ağır bir darbe vurulması mı..?
Şimdilik bir tek şeyi kesinlikle söyleyebiliriz… O da, itirafçı olmaya kabul ederek, Zarrab’ın kendini kurtarmış olduğu…
AKP kulislerinde, Reza Zarrab’ın “itirafçı değil, savcılık tanığı olacağı” konuşuluyor…

Aynı zamanda bunun “sadece Türkiye değil, İran siyasetini de zorda bırakmak için planlanmış bir oyun olduğu” yolunda da yorumlar yapılıyor…
Mehmet Hakan Atilla’nın avukatlarının da, “anlaşma” yolunu seçmesi için telkinde bulunulduğu yolunda da söylentiler var…
Reza Zarrab’ın Türkiye’de cezaevinden çıktıktan sonra ABD’ye gidişine göz yumulması da ayrı bir ihmal olarak değerlendiriliyor, AKP çevrelerin
Zarrab’ın gidişinin planlı olduğu, Türkiye’de kalırsa İran ajanları tarafından öldürüleceği korkusunun ağır bastığı, bu süreçte istihbarat birimlerinin Zarrab’ı güvenli bir ortamda tutmak yerine, gidişine müdahale etmemeleri de zafiyet olarak değerlendiriliyor…
Bu arada Reza Zarrab’ın yakınlarının “gidiş sürecine dair bilgilerinin olmadığını ve Türkiye’deki siyasetçileri zor durumda bırakacak tavır içinde olabileceğine dair2 bilgi paylaştıkları da söyleniyor…

Ama AKP doğuştan vatandaşlığına sahip olduğu İran’ın kılını bile kıpırdatmadığı Zarrab için “vatandaşımız, onu korumak da görevimiz” içeriğinde demeçler vererek, davanın “teknik – ekonomik” olmaktan çıkıp “siyasi” bir davaya dönüştürülmesine de neden oldu…
Peş peşe gelen hataların eseri olan bir davayla karşı karşıyayız, uzun lafın kısası…
İlk hatanın Zarrab’ı “iyiliksever bir işadamı olarak kabul etmek olduğunu hiç unutmamamız gerektiğinin” de farkına varalım artık.