Ana Sayfa Politika ZANA İLE GÖRÜŞMEKTEN VAZGEÇİN

ZANA İLE GÖRÜŞMEKTEN VAZGEÇİN

76
PAYLAŞ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin katılmadığı Grup Toplantısında ilk kez konuşan Grup Başkanvekili Oktay Vural, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın HDP Ağrı Milletvekili Leyla Zana ile görüşebileceğini açıklamasına sert tepki gösterdi. Vural, “Buradan Cumhurbaşkanına sesleniyorum; gelin bundan vazgeçin. Türk milletini reddeden bir zihniyetin 16 Türk devletinin forsunun yer aldığı makamda işi olamaz. Gelin sözünüzde durun terör örgütü uzantılarıyla görüşmeyin” dedi.

MHP’nin Grup Toplantısı, Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin sorunları nedeniyle Grup Başkanvekili Vural’ın başkanlığında toplandı. 1997’den beri genel başkanlık koltuğunda oturan Devlet Bahçeli ilk kez Grup Toplantısına katılmadı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Vural’ın konuşması öncesinde MHP Lideri Bahçeli’nin daha önceden programlanan bir şekilde tedavi olduğunu belirtti. Bahçeli’nin gördüğü tedavinin ardından sağlığına kavuştuğunu belirten Akçay, “Sağlık durumu son derece iyi olup istirahat halindedirler. Grubumunuz çalışmalarını da yakinen takip etmektedirler” dedi.

“SÖZÜN SAHİBİNİ HEYECANLA BEKLİYORUZ”

Akçay’ın açıklamalarının ardından kürsüye MHP Grup Başkanvekili Vural geldi. En son 5 Ocak 2016’de TBMM grup toplantılarını gerçekleştirdiklerini kaydeden Vural, “Bu toplantıda sözün sahibi Genel Başkanımız ülke ve dünya meselelerini detaylarıyla paylaşmıştı. Arkasından Genel Başkanımızın daha önceden planlanmış bir tedavi süreci gerçekleşti. Genel Başkanımız 15 Ocak’ta çok şükür son derece başarılı bir operasyon geçirmiştir. Kısa zaman içinde aramıza katılacak olan Genel Başkanımızın istirahati şu an itibariyle devam etmektedir. Bu dönemde ülke gündemini takip etmekte ve parti çalışmalarını sürdürülmektedir. Bizzat Genel Başkanımızın talimat ve tensipleriyle düzenlediğimiz bugünkü grup toplantımızda Türkiye’yi yakından etkileyen ağır meselelerle ilgili kanaatlerimizi sizlerle paylaşacağım. Aziz milletimize Genel Başkanımızın selamlarını muhabbetlerini arz ediyorum. Bu vesileyle sağlık dileklerini paylaşan siyasi parti temsilcilerine, devlet ricaline, kültür, sanat, spor, iş ve sivil toplum çevrelerine MHP Grubunun şükranlarını sunuyorum. Hepinizin huzurunda Sayın Genel Başkanımıza sağlık ve afiyet diliyor, sözün sahibini heyecanla beklediğimizi belirtiyor, katılımlarınızdan dolayı teşekkür ediyor, hepinize saygı ve sevgilerimi arz ediyorum” dedi.

“YETER Kİ YİNE GAFLETE DÜŞÜLMESİN”

Vural, Türkiye’ye devasa kurumlar kazandırmış, bir ifade ile Türk ekonomisinin “koçbaşı” olmuş Koç topluluğunun Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç’a Allah’tan rahmet dileyen Vural, “Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisinde uzun dönem milletvekilliği yapmış, Meclis başkanvekilliği yapmış Sayın Kamer Genç’e de Allah’tan rahmet, ailesine ve camiasına başsağlığı diliyorum” diye konuştu.
22 Temmuz 2015 tarihinden bugüne kadar 135 asker, 105 polis ve 5 korucu olmak üzere 245 şehit olduğunu aktaran Vural, “2016 yılında şu 26 gün içinde 17 polisimiz, 14 askerimiz ve 1 korucumuz olmak üzere toplam 32 şehidimiz vardır. Terör örgütüne karşı güvenlik güçlerimizin yürüttüğü mücadele muhakkak başarıya ulaşacak ve bölücü terör örgütü bertaraf edilecektir. Buna inancımız tamdır. Yeter ki yine gaflete düşülmesin, yeter ki devleti yönetenler yine uyumasın. Yılların ihmal ve tavizleri milletimize pahalıya mal olmuştur. Cumhurbaşkanı 24 Ocak’ta Kayseri Ticaret Odası 120’nci Onur Yılı programında bakın aynen şunları söylemiştir; ‘Müttefikimiz, dostumuz, ortağımız dediğimiz devletlerin de aralarında bulunduğu kimi ülkeler, ısrarla terör örgütünün gerçek yüzünü görmüyor, görmek istemiyor. Hem de bizimle başabaş oturduğumuzda, konuştuğumuzda, ne demek tabii ki ismini vermeyeceğim, bölücü terör örgütü, Evet bu bir terör örgütüdür diyor. Madem böyledir o zaman çık açıkça tavrını koy’ ifadelerini kullandı. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan bu sözlerin üzerine bir de akrep kurbağa hikayesi anlatarak, ‘akrebin yapısı bu eninde sonunda zehrini akıtır’ diyerek terör örgütlerinin de eninde sonunda akrep gibi olduğunu ısıracağını söylüyor. Aslında Sayın Cumhurbaşkanının bu tespitlere gelmiş olmasından memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek isterim. Keşke Sayın Cumhurbaşkanı 7 Haziran’a kadar ‘ısrarla terör örgütünün gerçek yüzünü’ görmeyenleri, ‘terör örgütüne karşı kimin tavır koymadığını’ da belirterek iğneyi kimlere batırmamız gerektiğini de açık yüreklilikle paylaşsaydı” ifadelerini kullandı.

“BİR SORUMLUSU OLMALIDIR”

Bugüne kadar terör örgütünü muhatap alarak, onlarla görüşerek,  terör örgütünün talepleri doğrultusunda yasalar çıkararak terörü meşrulaştıran, teröristleri cesaretlendiren, bu terör akrebinin bünyelerini zehirlemesine yol açanın kim olduğunu soran Vural, “Askeri kışlasına, polisi binasına, karakoluna mahkum ederken teröriste sokakları, meydanları, belediyeleri terk eden siyaset taciri kim? ’nın silah stoklamasına, alan hakimiyeti kurmasına, şehirleri ele geçirmesine göz yuman kim? Ancak, yaşananların ‘kandırıldık’ denilecek ve üstü örtülecek basit bir ihmalin sonucu olmadığı ortadadır. İyi ama bunca badirenin ve daha da önemlisi kahraman güvenlik güçlerimizin can kaybının bir sorumlusu olmalıdır. Bunca meşakkattin bir müsebbibi olmalıdır. Siz şehit haberlerinin yürekleri dağladığı bu ortamda Hükümet tarafında bir utanma, bir arlanma hissi görüyor musunuz? Ben görmüyorum. Siz, her rezaleti kandırılmış olduklarına bağlayan vicdan tutulması dışında Allah ve millet huzurunda sorumluluklarını üslenip hesaba hazır olduğunu açıklaya sorumluluk sahibi bir ahlak adamı görüyor musunuz? Ben görmüyorum” açıklamasında bulundu.

“YAYININI DURDURMAK İÇİN GİRİŞİMDE BULUNUN”

Şimdi İmralı tutanaklarının Avrupa basınında yayımlanmaya başlandığını kaydeden Vural, “Bazı gazeteler bu tutanaklardan akla durgunluk veren pasajlar yayımladı. Mesela bu tutanaklara göre Erdoğan, Başbakan iken HDP’li bir siyasetçiye diyor ki; ‘bana ne yapacağımı soruyorsun, söyleyeyim. Her şeyi yapacağım. Bir zamanı var ve bu konuda Apo ile anlaştım’ İddia bu. Bizim ‘İmralı canisi’ dediğimiz, onların ise ‘Apo’ diyerek seslendiği bebek katiliyle ne konuşulmuştur? Hangi konularda anlaşılmıştır? Çıkın bunları Türk milletiyle paylaşın. Eğer bunlar doğru değilse bunları yalanlayın ve yayınını durdurmak için girişimde bulunun. Meğerse , İmralı canisine örgütünü yönetme konusunda icazet vermiş, göz yummuştur. Tutanaklardan bu anlaşılmaktadır. Bu tutanaklara göre Hükümet adına konuşan Kamu Güvenliği Müsteşarının konuşmaları göstermektedir ki; Bugün PKK ile mücadele eden AKP hükümeti değil güvenlik bürokrasisidir” dedi.

AKP İLE CHP ARASINDA ADETA BİR BAYRAK YARIŞI VARDIR”

HDP ve Parti’nin teröristbaşına birbirlerini gammazlayacak kadar, birbirlerinin dedikodusunu yapacak kadar vıcık vıcık, kirli ve pis bir ilişki içinde olduğunu savunan Vural, “Kritik bir süreçten geçmekteyiz. AKP hükümetinin yanlış politikalarının Türkiye’yi getirdiği nokta vahim bir hal almıştır. AKP’nin Genel Başkan Yardımcısı PKK’nın siyasi uzantılarının kongresinde PKK marşıyla ayağa kalkmıştı, teröristler için saygı duruşunda bulunmuştu. Önceki gün de PKK’nın siyasi uzantısı bir partinin kongresinde Anamuhalefet partisinin Genel Başkan Yardımcısı PKK marşı eşliğinde teröristlere saygı duruşunda bulunur vaziyettedir. Ülkenin geldiği durum budur. İktidarı da, ana muhalefeti de teröristlere saygı duruşunda bulunmaktan utanmamaktadır. AKP ile CHP arasında adeta bir bayrak yarışı vardır. Biri ‘Kürt sorunu diyor’ diğeri de altta kalmıyor ‘Kürt sorununu biz çözeceğiz’ diyor. AKP ‘güvenlikçi politikalarla çözülmez’ demişti, şimdi CHP bu bayrağı taşıyor. AKP yerel yönetimlere özerklik şartını dile getiriyor, CHP de ‘özerklik şartı ile ilgili çekince ve beyanları kaldıracağız’ diyor. İkisinde de milli kimlik, milli devlet hassasiyeti yok. Bütün bu süreçler hangi üst aklın eseridir diye sormamız gerekmez mi?” şeklinde konuştu.

“ÇÖZÜM SÜRECİNİN YENİDEN ISITILMASI ÇALIŞMASI”

Bakanlar Kurulu sonrası Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un, “Terörle mücadele parantezinin etkin bir sonuç alınarak kapatılmasını arzu ediyoruz” sözlerini eleştiren Vural, “Ancak terörle mücadeleyi bir aç parantez, kapa parantez olarak ele almak aymazlıktır. Terörle mücadele anlık değildir. Terörle mücadele PKK terör örgütü bertaraf edilinceye kadar devam etmeli ve alan hakimiyeti sağlanarak buralarda terörist unsurların bir daha yer almamasına yönelik tedbirler alınmalıdır” diye konuştu.
ABD Başkan Yardımcısı’nın ve AB Komisyonu Dış Politika Yüksek temsilcisi Mogherini’nin çözüm süreci hakkındaki sözlerinin AK Parti sözcülerinin müzakere ve çözüm süreci hakkındaki ifadeleri, parantez için aldıkları terörle mücadeleden sonra yeni bir sürece verilme konusunda ipuçları verdiğini kaydeden Vural, “Bu bakımdan Sayın Cumhurbaşkanının 20 Ocak’ta ‘terör örgütü, uzantıları ile asla görüşmem olmaz’ dedikten 2 gün sonra terör örgütünün siyasi uzantısı partinin tescillisi ve Türk milleti dememek için yemin etmeyen Leyla Zana’yı kabul edeceğini ifade etmesi çözüm sürecinin ısıtılma çalışmalarının bir yansıması olduğunu balarının bir yansıması olduğunu düşünüyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “Türk milleti dememek için ısrarla yemin etmekten kaçınan birinin, Türk milletinin birliğini temsil eden bir makama çağırıp ne görüşeceksiniz?” diye soran Vural, “Buradan Sayın Cumhurbaşkanına sesleniyorum. Gelin bundan vazgeçin. Türk milletini reddeden bir zihniyetin 16 Türk devletinin forsunun yer aldığı makamda işi olamaz. Gelin sözünüzde durun terör örgütü uzantılarıyla görüşmeyin” açıklamasında bulundu.

“BÖYLE BİR GÖRÜŞMEDEN TÜRKİYE’NİN HAYRINA NE ÇIKABİLİR?”

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’in 22-23 Ocak’ta Türkiye’ye geldiğini ve kendileriyle görüşmek istediğini belirten Vural, bu görüşmeye talebin gerçekleştirileceği zemin, muhtemel konusu ve diğer siyasi partilerin temsil profili nedeniyle katılmayacaklarını açıkladıklarını anımsattı.
ABD başkan yardımcısı Biden’le “malum vekillerin”, cumhurbaşkanı ve başbakanın görüşmelerinin ve görüşmeden oradan çıkan mesajların aslında milletimizle yürüyor gibi yapıp uluslararası projelerin payandalığına soyunanları açıkça gözler önüne serdiğinin altını çizen Vural, “Medyaya yansıyanlardan, yapılan konuşmalardan anlaşılmaktadır ki MHP bu davetle ilgili duruşunda da yine doğru bir tavır sergilemiş, haklı çıkmıştır. Hatırlarsanız, 17 Ağustos’ta teröristbaşı Cemil Bayık’ın ‘ABD’nin Türkiye ile aramızda arabuluculuk yapması gerektiği çağrımı yineliyorum’ sözü hafızalardadır. Yine sözde akademisyenlerin 15 Ocak’taki 2016 ihanet bildirisiyle ‘Kürt siyasi iradesinin taleplerinin müzakeresi için ulusal ve uluslararası bağımsız gözlemcileri’ davet etmesi üzerine Biden’in bu ziyareti oldukça manidardı. Bu görüşmelerin içeriğine ve görüşülen kesimlerin düşünce yapılarına bakıldığında orada tıpkı PKK gibi özerkliği savunanlar vardır. Orada PKK’yı terör örgütü olarak görmeyen, AKP, CHP’li ve terör örgütünün siyasi uzantısı partinin milletvekilleri bulunmaktadır. Orada 18 Mayıs 2015’de Barzani ABD’ye geldiğinde ‘müsterih ol Kürdistanın kurulmasını ikimizde göreceğiz’ diyen Biden vardır. Böyle bir görüşmeden Türkiye’nin hayrına ne çıkabilir size sormak istiyorum?” dedi.

“ANLAŞILAN TÜRKİYE’Yİ KİMSE DİNLEMEMEKTEDİR”

Suriye’deki durumun görüşüleceği Cenevre toplantısında Türkmenlerin yer almamasına tepki gösteren Vural şu ifadeleri kullandı:
“Suriye’de bulunan ve ölüm ile burun buruna gelen sivil Türkmenlerin ülkemize göç etmesi halinde barınma, gıda ve sağlık ihtiyaçları için acil hazırlık yapılmalı, Türkmenlerin güvenlikleri ivedilikle sağlanmalıdır. Halep başta Halep başta olmak üzere mücadele içerisinde olan Türkmenler dış devletlere karşı sahipsiz bırakılmamalı, gerekli destek sağlanmalıdır. Hükümet Türkmenlere yönelik saldırıları yakinen takip ettiğini ifade etmektedir. Mesele takipte değil destektedir. Gelinen sonuç yeterli desteğin olmadığını, Türkiye’nin Türkmen varlığını yok etmeye yönelik saldırıları bertaraf etmek için etkin olamadığını da ortaya koymaktadır.
Sayın Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, dün açıklamaları da izaha muhtaçtır. Hala Türkiey Cumhuriyeti Devleti Bu müzakere masasında kimlerin yer aldığını bilmemektedir. Halen PYD’nin yer almamasını temin edememiştir. Halen böyle bir rezaletle karşı karşıyayız. Sayın Dışişleri Bakanı, ‘PYD’nin bu görüşmelerde bulunmasını isteyen ülkeler var’ diyor. Hangi ülkeler? Uyarılar yaptınız mı? Anlaşılan Türkiye’yi kimse dinlememektedir. Bu nasıl etkisiz bir dış politikadır? Türkiye’nin dış politikası YPG/-IŞİD terör örgütlerinin arasındaki çekişmelerin yönlendireceği bir acziyete izin verilmemelidir.
Unutulmamalıdır ki, Türkmenler sadece insani değil siyasi varlıklarını da tanıyan bir Suriye’de yaşamak istemektedirler. Maalesef bugün aldığımız bir habere göre Türkmenlerden bir temsilci dahi bulunmamaktadır.”

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam