Ana Sayfa Yazarlar Yüzüne çaldığın karayı zor temizlersin İsveç

Yüzüne çaldığın karayı zor temizlersin İsveç

308
PAYLAŞ

İsveçli gazeteciler beni arayınca bir komplo sezdim ve Türk Bakan Mehmet Kaplan’ı satmadım. Ancak “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ile AK Parti hükümetine yakın ve namaz kılan Müslüman” gerekçesi ile Devlet Televizyonu Kaplan’ı linç etti.

Olayın başından beri Mehmet Kaplan’a yönelik olayların perde arkasında bir komplo olduğunu iddia ettim. Sonuçta da öyle oldu. İsveç Devlet Televizyonu’nun iki gazetecisi 3 aydır Mehmet Kaplan’nın izini sürmüşler.
Türk asıllı Konut Bakanı Mehmet Kaplan’ı AK Parti’ye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’na yakınlığı nedeniyle, sağdan soldan duyduğu dedikodularla haber yapan komplocu 2 Gazeteci bu işi başardılar.
İsveç Devlet Televizyonu SVT’nin 2 gazetecisi Oskar Jönsson ve Kjell Lundström Noel’den bu yana Mehmet Kaplan’ı tam gün çalışarak izlemeye aldı.
Gerek sosyal medya gerekse Mehmet Kaplan’ı tanıyanlardan yola çıkarak bu bilgileri toplandıklarını ve 3 gün önce bombayı patlattıklarını ifade ettiler.
Evet, bu gazetecilerden Kjell Lundström, 22 Mart tarihinde bana da mesaj atarak, Türk örgütlerini en iyi tanıyanlardan biri olduğum için bilgi istedi.
Ben yıllardır gazetecilik tecrübem nedeniyle böyle bir komplo sezdiğim için ona dönmedim.
Çünkü biz gazeteciyiz, bir zaman haber kaynağım olan Mehmet Kaplan olsun diğerleri olsun hem de Türk vatandaşı ise İsveçlilere satmam.
Şimdi Mehmet Kaplan istifa edip, bu gazeteciler deşifre olunca ben de bunu sizlerle paylaşayım dedim.
Bu gazeteciler deşifre olmadan önce de İsveç Türk İşçi Dernekleri Federasyonu Başkanlığından istifa eden Barboros Leylani ile başlayan ve daha sonra Mehmet Kaplan’a ulaşan bu skandal haline getirilen haberleri bir komplo olarak yazmıştım.
Bu sezgimde İsveçli gazetecinin benden bilgi isteyen mesajından yola çıkarak yorum yaptım.
Nitekim bu sezgim doğru çıktı. Ben haber kaynaklarımı satmadım, ancak dost var düşman var, herkes benim gibi demek değilmiş.
BU KAYNAKLAR KİMLER
Evet, devlet televizyonunda çalışan bu iki İsveçli gazeteci Bakan Mehmet Kaplan’ı izlemekle özel olarak görevlendiriliyor ve “Bakanı izlemeye alın. Onun dostu, düşmanı kim varsa konuşun. Geçmişte ne açık yapmış onları bulun ve onu aleyhine kullanarak, onu Bakanlık koltuğundan bir skandalmış süsü vererek yok edin” görevi veriliyor.
İşte günlerdir, dile getirdikleri tek konu buydu. Bir yerden düğmeye basılmasaydı Mehmet Kaplan’a bu komployu kuramazlardı.
Bu iki İsveçli gazeteci, bu yaptıklarından böbürlenerek, Mehmet Kaplan’ı nasıl bakanlıktan alaşağı ettikleri haberi fotoğraflı olarak sunuyorlar.
Mehmet Kaplan’nın dostu kadar düşmanları da var.
Mehmet Kaplan’nın Türk asıllı oluşu ve Müslüman olması bile düşmanı olmasına yeterlidir. Peki, böyle bir ortamda Mehmet Kaplan’ı avlamak kolay mı değil mi?
Türk asıllı biri hem de sakallı, Müslüman görüntülü birisi çok iyi iş yapmaz mıydı?
Hem de Mehmet Kaplan gibi bir Bakan siyasi kariyerinde en fazla ses getiren siyasi bir çizgi çizdi.
İsveçli Bakanların  hep önündeydi. Onun böyle bir olaya karışması, beklenenin üzerinde Tsunami etkisi yapacaktı. Nitekim de yaptı.
Kendisini bilmeyen bir örgütün amatör ikinci başkanı Ermeniler konusunda saçma sapan bir konuşma yapmış. Oradan bir kare onu almışlar. Sonra bu kişi ile Mehmet Kaplan’nın çok eskiden bir davette aynı masada uzak mesafede otururken fotoğrafını koyarak bir Bakan’ı yok edecek malzemeyi elde etmişler.
Yani çok basit ve uyduruk bir gerekçe ile Türk Bakan Mehmet Kaplan’ı harcadılar. İsveç gibi bir ülkede çok basit, ısmarlama bir skandal ile gerçekle yakından uzaktan ilgisi olmadan, çok gülünç bir uydurma haber ile aşağıya indirildi.
Bütün İsveç’te buna inandı. Yani iki uyduruk suçlamadan bir insanın bütün emekleri yok edildi. Siyasi kariyeri bitirildi. Böyle demokrasi, böyle basın özgürlüğü, düşünce özgürlüğü kahrolsun.
AK PARTİ YASAL DEĞİL Mİ?
Mehmet Kaplan’nın AK Parti ile yakınlığı ve bunun yanından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti Başkanı Ahmet Davutoğlu ile yakınlığının, bu gazetecileri harekete geçirdiği yazıldı.
Bir de öyle bir suçlama olur mu?
Türkiye Cumhuriyeti’nin 14 yıldır seçimleri kazanarak Anayasal bir hükümeti kuran AK Parti ile İsveçli ve Türk asıllı bir Bakan’ın yakın ilişkisi nasıl bir rahatsızlık yaratır ki?
Bir zamanlar uzun yıllar AK Parti hükümeti ile çok yakın ilişkide olan İsveç hükümetini bu iki gazeteci neden görmez de neden Mehmet Kaplan’a giderler?
AK Parti ile her türlü dirsek teması olan İsveç hükümetinin tüm kabinesinin istifa etmesi gerekmez mi?
Olaya nerden bakarsanız, bakın Mehmet Kaplan’ı İsveç’teki Türkiye karşıtı lobi kurduğu komplo ile yok etmiştir.
Bunun dışını savunan, abes ile iştigalden başka bir şey değildir. Mehmet Kaplan, İsveç Parlamentosu’nda yıllardır Müslüman örgüt temsilcilerine iftar yemeği verdi. Parlamento içerisinde mescit olmasa da çalışma odasında namaz kıldı.
O zaman çok kültürlü İsveç olma yolunda alkışlanıp destek görürken, bugün bir anda istenmeyen adam ilan edildi. 3 günde de defteri dürülerek, kapının önüne koyuldu. Yazık ettin İsveç, bu sana yakışmadı. Bu yüzüne çaldığın karayı zor temizlersin.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam