Yüzde 7,500 olan dolar değil faizdi

0
44

Sayın Cumhurbaşkanı, Ankara Ticaret Odası’nın ödül törenindeki konuşmasında “bugün döviz 3 kuruş, akaryakıt iki kuruş arttı diye karalar bağlayanlar 15 yıl öncesinin Türkiye’sini bilmiyor” dedi ve “doların 7 bin 500 liralara çıktığı günleri neden konuşmuyorsunuz?” dedi.

Hatırlatalım, 1990’lı yıllarda neredeyse her iki yılda bir krizle boğuşarak gelen ekonomi, 2001 yılı 21 Şubatı’nda Milli Güvenlik Kurulu toplantısında anayasa kitapçığı fırlatılmasıyla duvara toslayacaktı. Tarihimize “Kara Çarşamba” diye geçen kriz öncesinde, o zaman liradan altı sıfır atılmamıştı, dolar 650 bin TL düzeyinde seyrediyordu. Dolar, 22 Şubat gecesi ve bunu izleyen bir hafta içinde yüzde 150’lik artışla bir milyon 700 bin TL’ye yani bugünkü değerlerle 0.65 liradan 1,7 liraya çıkacaktı. O hafta içinde dövizini liraya çevirenlerin bir gecede nasıl zenginleştiğini, buna karşı vatandaşın yüzde 60 oranında yoksullaştığını yaşadık, gördük.
Ancak daha önemli gösterge faizlerdi. Bir anda dolar kadar lira kıtlığına giren bankalar para bulmak için müşterilerini zorlayacak, geri ödemeleri hızlandırmak için bir anlamda tehdit ve şantaj havasında, faiz oranlarını yüzde bin beş yüzlere, iki binlere çekeceklerdi. O günlerde bir iş adamı arkadaşımıza günü gelmemesine rağmen borçlarını hemen ödemesi, aksi takdirde yüzde bin 800 faiz uygulanacağı banka tebligatına tanıklık etmiştik.

Piyasalarda para olmadığından Merkez Bankası interbank faizleri yüzde 6 bin 500, bir gecelik repo faizi yüzde 7 bin 500, geç likidite penceresi faizi yüzde 4 binlere fırlayacaktı. Bahsedilen meşhur 7 bin 500 rakamı dolar değil faizlerdi. O dönemin kayıtlarında “dolar 7 bin 500 lira” ibaresine biz rastlamadık. Önerimiz, Sayın Cumhurbaşkanına konuşma notu hazırlayanların rakamları iyi kontrol etmeleri.

Aradan yıllar geçti; dolar son 15 yılda üç kat değer kazandı, akaryakıt fiyatları bir bu kadar arttı, enflasyon yüzde 250’den fazla yükseldi. Çok övülen büyüme rakamlarının bedeli de yüksek iç ve dış borç olarak geri dönmeye başladı.
Bu tablo karşında; sorun bir şeylerin üç beş kuruş artması değil, yarın ne olacağının öngörülmemesinden, belirsizliklerden, işlerin daha da kötüleşmesinden duyulan kaygılar. Bugünleri 15 yıl öncesiyle karşılaştırmak haksızlık olur ama “ekonominin, iç ve dış gelişmelerin etkilerine açık, kırılgan yapıda olduğu ve etkili, kalıcı ikna edici kararlar alınmadığı sürece sürdürülemeyeceği” görüşünün ağırlık kazanmasıdır. Olumsuz, karamsar, beklentileri tersine çevirmek, doları 3 liraya indirmekten daha zor.

Bir not daha: son günlerde Merkez Bankası’nın faiz artırımı beklentisi konusunda Cumhurbaşkanın “katılmıyorum” diyerek tavrını netleştirdi. Çözüm olarak dövizde nasıl ki katlı kur uygulamaları yapılıyorsa, faiz de sektörel, piyasa, ödeme, mevduat gibi kalemlerde de artık farklı oranlar göreceğiz gibi ama adı faizler artmadı olacak.

“İtirafçı Zarrab” filmi yasaklandı

Büyük merakla beklenen uluslararası para siyaset ticaret içerikli “İtirafçı Zarrab” filmi son and alınan karar uyarınca gösterimi yasaklandı.
Kararı alan mahkeme FBI destekli gerekçesinde ABD’nin iç ve dış güveliği gösterildi. Ayrıca, filmde sanık rolündeki Zarrab tanık rolünü seçtiğini, kimi zaman itirafçı kimi zaman da iftiracı repliklerini karıştırdığı, bunun da filmin kurgusunu ve içeriğini değiştirdiği ifade ediliyor. Film kopyası ve başoyuncusu İranlı Zarrab’ın nerede olduğu bilinmiyor.
Bu film yerine “Günah Keçisi” adıyla bir Türk bankacısının yaşadıklarını içeren film oynatılacak. Bunun da” İtirafçı Zarrab” filmi kadar ilgi görmesi bekleniyor. Film yılbaşına kadar ABD, Türkiye, İran ve Dubai’de eş zamanlı izlenebilecek.