TÜGİAD Başkanı Irak bayrağının yanına Bölgesel Kürt Yönetimi bayrağının çekilmesine tepki gösterdi. Türkiye’nin de kararlı bir tepki göstermesini isteyen Yücelen; “Türklerin yaşadığı her coğrafya bizim için 1974’deki Kıbrıs’tan farksızdır. Oradaki Türklere ve haklarına sahip çıkmak zorundayız” dedi.

Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Başkanı Ali Yücelen, Irak’ın kentinde yaşanan bayrak krizine tepki gösterdi. Bölgesel Kürt Yönetimi’nin hem merkezi Irak yönetimine hem de bölgede yaşayan Türkmenlerin haklarına karşı ciddi bir saldırıda bulunduğunu belirten Yücelen, bu konuda net ve kararlı bir tutum izlenmesini istedi.
Yücelen, Irak’taki iç çekişmelerin merkezi hükümeti zayıflattığını ve bunun da bazılarına fiili durum yaratmak için fırsat olduğunu söyledi.

Yücelen, “Attıkları hiçbir adım tesadüfi değil. Burada resmen Kerkük işgalinin, ilhak ile sonuçlandığı duyuruluyor. Yaşananlar, son dönemde yaşanan göçü ve karışıklığı fırsat bilerek, bölge petrolü ile ilgili emellerinden dolayı, el koydukları Kerkük’ün işgal edilmesi anlamına gelmektedir. Bu olay Irak’ın toprak bütünlüğünün Türkiye ve bölge için ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.” dedi.

Türkmenler haklı bir mücadeleye başladılar

Yücelen, “Bölgedeki Türkmenler bu gelişmeye karşı haklı bir mücadeleye başlamışlardır. Türkiye, bu mücadeleye duyarsız kalamaz. Kerkük’te bugün yaşananların 1974 Kıbrıs’ından farkı yoktur. Türklerin yaşadığı her coğrafya bizim için 1974’deki Kıbrıs’tan farksızdır. Oradaki Türklere ve haklarına sahip çıkmak zorundayız. Yoksa bunun vebali çok ağır olacaktır. Türkiye, bölgeyi kana boğmak isteyen grup ve aşiretlere karşı gerekeni yapmak zorundadır. Türkiye’nin bulunduğu coğrafya zorlu bir coğrafyadır.” ifadelerinde bulundu.

Ali Yücelen, “Fırsatlarla dolu olduğu için kaçınılmaz riskler de iyi yönetilmek ve büyümeden yok edilmek zorundadır. Büyük Türk Milleti, bu anlamda, hükümetimizin ve parlamentomuzun atacağı tüm adımların arkasında yumruk gibi kenetlenecektir” şeklinde konuştu.

Yücelen son olarak, Kerkük’teki kardeşlerimizin haklarını korumak ve tüm dünyadaki Türklere, ülkemizin kalbinin onlarla beraber attığını göstermek için, sorunun öncelikle diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesini ve uluslararası hukuka uygun olarak tüm yolların denenmesi gerektiğini belirtti.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...