Yol arkadaşları Erdoğan’ı bıraktı

0
109

Büyük Türkiye Partisi Genel Başkanı Tevfik Diker: Tüm medya 3 partiye endekslendi referandum döneminde, AK Parti, CHP ve MHP Vatan, Saadet, Büyük Birlik, HDP’de ara sıra yer buluyor medyada.

Ancak demokrasimizde başka siyasi partiler de var.
Büyük Türkiye Partisi (BTP) bunlardan birisi. Genel Başkanı Tevfik Diker ile konuştum. Diker’in sorularıma verdiği yanıtlar şöyle:

AK Parti içinde hayır diyenler var mı?

Diker: Adalet ve Kalkınma Partisi kısaca AK Parti veya AKP 14 Ağustos 2001 tarihinde kuruldu.
Kuruluşta Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Abdüllatif Şener, Bülent Arınç bir aradaydılar.
Bugün Gül, Arınç, Şener gibi önemli isimler “hayır” diye Başkanlığa karşı çıkarak Erdoğan’la ayrı düştüler.
Erdoğan, kurucu yol arkadaşlarının yerine Devlet Bahçeli’yi, Barzani’yi, Leyla Zana’yı hatta kendisine çok ağır eleştiriler yönelten Süleyman. Soylu’yu, Numan Kurtulmuş’u ve Tuğrul Türkeş’i yanına aldı.

16 Nisan’da Tek Adam ve Partili Başkan için referandum yapılacak.
Bazıları referandumla Milletvekili Genel Seçimini karıştırıyor.
Referandum da verilecek her oy geleceğimizle ilgili karar vermektir.
Büyük Türkiye Partisi olarak hayır oyu kullanacağız.

Neden hayır?

Diker: Türkiye’yi 14 yıldır AK Parti yönetiyor. Bu sürede Tayyip Erdoğan neredeyse tek başına yönetiyor her şeye tek başına karar veriyor.
Kimin milletvekili olacağına da o karar veriyor, kimin bakan olacağına da.
Kimin başbakan olacağına da o karar veriyor, kimin meclis başkanı olacağına da.
Hangi üniversiteye kimin rektör atanacağına da o karar veriyor, hangi okula kimin müdür olacağına da. Kimin emniyet genel müdürü olacağı da onun iki dudağı arasında, kimin general olacağına da.
Ondan bağımsız bir eğitim politikası da oluşturulamıyor, ekonomi politikası da.
Yeri geliyor eğitimcilere eğitim dersi veriyor, yeri geliyor ekonomistlere ekonomi dersi.
Barış sürecinin devamı da onun kararına bağlı, buzdolabına kaldırılıp çatışmaya dönülmesi de.
Mimariye, yapılaşmaya da o karar veriyor; telefonlarda 4G mi kullanalım yoksa 4.5G mi kullanalım gibi teknolojik yeniliklerin içeriğine de.
Dış politikada da tek söz sahibi o.
İşine geldiğinde ABD ile dost olup, AB’ye yanaşıyor, işine geldiğinde bunları ‘üst akıl’ ilan edip “En büyük dost Rusya” diyerek Şanghay Beşlisi’ne yanaşıyor. Sonra bir bakıyoruz Rusya ile de kavga edip yeniden ‘üst akıl’ ile dostluk kurmaya çabalıyor.
One minute diyor sonra çark ediyor İsrail’e ihtiyacımız var diyor dost ilan ediyor.
Yani anlayacağınız dış politikada da, iç politikada da tek söz sahibi o.
Sadece devlette tek söz sahibi değil…
Kimin, hangi gazetede yazacağına da o karar veriyor, kimin hangi TV’de program yapacağına da.
Milli takıma kimin teknik direktör olacağı da, hangi sanatçının ‘makbul sanatçı’ sayılacağı da onun tavrına bağlı.
Toplum olarak nasıl giyineceğimiz, kaç çocuk yapacağımız, ne yiyip ne içeceğimiz…

Madem tek başına o yönetiyor neden tek adama karşı çıkıyorsunuz?

Diker: 79 milyonluk bir ülkeyi istediği yere sürüklüyor. Bu Başkanlık sistemi ile tek adam Yürütmeyi üstlenecek ama asıl önemli olan Yasama ve Yargı’yı da kendisine bağlı hale getirecek.
Yani kuvvetler ayrımı kalkacak tek kuvvet tek adam olacak. Demokratik parlamenter rejim de demokrasi de rafa kaldırılacak.
İşte bu yüzden Erdoğan’la beraber yola çıkan ve yürüyen tüm kurucu arkadaşları Hayır’ cıdırlar. Anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az.