Ana Sayfa Yazarlar YÖK Tasarısı: Yanlıştan yanlışa

YÖK Tasarısı: Yanlıştan yanlışa

84
PAYLAŞ

Yükseköğretimde, otuz dört yıldır sürdürülen hukuksuzluk ve yasadışılığı, yasal kılıfla meşruiyet kazandırmak amaçlı olan Tasarının özgürleştirici ve özerkleştirici bir yeniden yapılanmayı amaçlamadığını önceki yazılarımda örneklemiştim.
Tasarının en önemli adımı, suç ve cezaların yasal temele dayandırılması ile disiplin işlemlerinin, her üniversite çalışanının kendi üniversitesinde başlayıp-bitmesidir. Ancak, 1982’den bu yana korsan kurul ve disiplin amiri olarak görev yapan YÖK Yüksek Disiplin Kurulu (YÖK-YDK) ile YÖK Başkanı, “süper savcı ve yargıç” konumunu, bu kez daha da güçlendirici biçimde elde etmesidir.
53 üncü maddeye (Ç) fıkrası olarak eklenen (e) bendi, kimi suçlarda YÖK Başkanı ile YÖK-YDK’nu hem savcı ve hem de yargıç kılmaktadır. Bu düzenleme, YÖK Başkanı ile YÖK-YDK’nun (YÖK Genel Kurulu), Yasada sayılan birim disiplin soruşturmaların, YÖK Başkanı ve YÖK üyeleri ile bunların iplerini ellerinde tutan efendilerinin keyiflerine göre sonuçlanmamasının önlemi böylece alınmak istenmektedir.
2547 Sayılı Yasanın Üçüncü Bölümünün başlığı “Üst Kuruluşlar: Yükseköğretim Kurulu”’dur. Bu bölümün altında yer alan 6’ncı madde YÖK Başkanının sorumluluğunu; “Yasa ve yönetmelik hükümleriyle, YÖK Genel Kurul ve Yürütme Kurulu kararlarının uygulanması” olarak tanımlarken, görev ve yetkilerini “Kurulu temsil etme ve seçimi Kurula verilen akademik personelin ve öteki kişilerin atamalarını yapmak” olarak sınırlamıştır. Yasanın, “Yükseköğretim Kurulunun Görevleri” başlıklı 7 inci maddesinin (l) fıkrası “rektörlerin disiplin işlerini kovuşturmak ve karara bağlamak” olarak belirlemektedir.
Yasanın “Disiplin ve Ceza İşleri” başlıklı Dokuzuncu Bölüm altında “Genel Esaslar” başlığı ile yer alan 53/a maddesi ise, YÖK Başkanını, yalnızca “Yükseköğretim Kurulu ile üniversite rektörlerinin disiplin amiri” olarak tanımlamaktadır.
Bütün bu yasa maddeleri göz önünü alındığında; YÖK Başkanının “tüm üniversite yönetici, öğretim elemanları ve diğer personelinin BAŞ DİSİPLİN AMİRİ” görev yapmasının yasal dayanağı, bulunmamaktadır. YÖK Genel Kurulu’nun “Yüksek Disiplin Kurulu” olarak görev görmesi de, AYM tarafından 53/b maddesinin ikinci tümcesinin iptalinden sonra mümkün değildir.
Yasa Tasarısı, 34 yıldır sürdürülen ve 14.1.2015 günlü AYM iptal kararı ile doğan boşluğun, güçlendirilerek sürdürülmesini amaçlamaktadır. Bunun bir örneğini, devlet yükseköğretim kurumu dışında kalan vakıf yükseköğretim kurumları çalışanlarının disiplin hukuku açısından, memur kılınma zorlamasıdır.
Vakıf Üniversiteleri, 2547 Sayılı Yasanın 2 ile 18’nci “Ek Maddeleri” ile düzenlenmiştir. Ek Madde 2; Vakıfların, “kazanç amacına yönelik şartıyla ve MALİ VE İDARİ HUSUSLAR DIŞINDA, akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden bu Kanunda (2547 S.) gösterilen esaslara uymak kaydıyla… Yükseköğretim kurumları… kurabilir…” hükmünü içermektedir. Vakıf yükseköğretim kurumu tüzel kişiliğini temsil eden Mütevelli Heyet, bağlı olduğu Vakıf Yönetim Organı tarafından belirlenmektedir. (Ek Madde 5) Anayasanın 130 uncu maddesinin son bendi de bu yöndedir. “Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları, malî ve idarî konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tâbidir.”
YANİ ANAYASANIN VE AYNI İÇERİKLİ 2547 S.YASASININ EK MADDE 2 ORTADA İKEN, VAKIF YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARININ YÖNETİM SERBESTİSİNİN, ÖZERKLİĞİNİN ORTADAN KALDIRILMASI SONUCUNU DOĞURACAK DÜZENLEMELERİ YAPMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR.
Mütevelli Heyet; “yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin SÖZLEŞMELERİNİ YAPAR, ATANMALARI VE GÖREVDEN ALINMALARINI ONAYLAR… AYRICA VAKIFCA HAZIRLANAN YÖNETMELİK HÜKÜMLERİNE GÖRE DİĞER GÖREVLERİ YÜRÜTÜR.” (Ek Madde5)
Bu Anayasa ve yasa maddelerinin zorlanarak ve dolanarak ihlal edilmesi, yakın gelecekte, bu kez de vakıf yükseköğretim kurumu çalışanlarını, yüksek yargı önüne taşıyacaktır, düşüncesindeyim.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam