Ana Sayfa Yazarlar YÖK: Suç ve ceza üretimine doymayan kurum

YÖK: Suç ve ceza üretimine doymayan kurum

68
PAYLAŞ

2547 Sayılı Yasanın 53/b maddesinin AYM tarafından iptal edilmesinden sonra, Ocak 2015’den bu yana,yükseköğretim kurumlarında korsan düzenlemeler, kararlar ve buyruklarla yürütülen disiplin işlemlerine,yasal temel kazandırmak amaçlı yasa tasarısı konusundaki değerlendirmelerimin bu sonuncusunu, suçlama ve cezalandırmayı, zamanaşımından kopartmayı ve sürekli kılmayı amaçlayan düzenlemeyi irdeleyeceğim
Varolan DY’nin19 uncu maddesi,disiplin soruşturmasının başlatılması yetkisini; kamu görevinden çıkarma cezası dışındaki cezaları gerektiren disiplin suçlarının soruşturulması yetkisini, soruşturmaya yetkili amirin öğrenilmesinden başlayarak “bir ay”; kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren suçlar için de “altı ay” olarak ve bütün disiplin suçları için ceza verme yetkisini de “iki yıl” ile sınırlarken, Tasarının 53/C maddesi ile bu süreler, bütün suçlar için soruşturma yetkisini “altı ay”a çıkartmakta, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ceza yetkisini “altı yıla” genişletmektedir.
Burada yasa tasarısı sunucusunun özensizliğini ele veren bir saptamada bulunmak isterim. Maddenin üçüncü fıkrasında “Bilimsel bir eserin akademik atama ve terfilerde kullanılması yada kısmen veya tamamen yeniden yayımlanması halinde ikinci fıkrada belirtilen zamanaşımı süreleri(6 yıl) yeniden işlemeye başlar ”denilmektedir. Böylece bilimsel bir eser yada yayım yapmanın sürekli disiplin işlemine konu kılınması, sanırım ki, dünyanın da, evrenin de hiçbir yerinde, süregiden suça dönüştürülmesi akla ziyan olarak değerlendirilir.
Anayasal güvence altında görev yapan öğretim elemanları, zamanaşımı açısından, ucu açık hale getirilerek, sürekli disiplin baskısı altına alınmak istenirken, böyle bir güvenceden yoksun ve 657 S.Yasaya bağlı olarak çalışanlar için oluşturulan zamanaşımı daha ehveni şerdir. 657 S.Yasanın 127 inci maddesini buraya aktarıyorum:(Değişik: 12/5/1982 – 2670/33 md.)Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;
1) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,
2) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına,
Başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar”.
Bir başka çarpıklık ve yargı kararlarını dolanmak, 53/C maddesinin dördüncü fıkrasında yasalaştırılmak istenmektedir. Madde düzenlemesi ; “ disiplin cezasının yargı kararıyla iptal edilmesi halinde, kararın idareye ulaştığı tarihten itibaren kalan zamanaşımı (2 – 6 yıl yada sürekli) süresi içerisinde, zamanaşımı süresinin dolması veya üç aydan daha az süre kalması halinde, en geç üç ay içerisinde, karar gerekçesi dikkate alınarak yeniden disiplin cezası tesis edilebilir” denilmektedir. Yani, yargı sizi aklasa ve verilen disiplin cezasını hukuka ve yasaya uyarlı görmese ve mahkum etse bile, disiplin amirinin, süper savcı-yargıç YÖK Başkanı ile YÖK-YDK’dan yakanızı kurtarmanızın önü kapatılmak, yargı kararı uygulanamaz kılınmak istenmektedir. İşin ilginç yanı, Tasarının, bir önceki fıkrada belirlediği soruşturma yetkisi ile ceza verme yetkisinin sınırları, dördüncü fıkra ile ortadan kaldırılmaktadır.
Zamanaşımı, şüpheliler hakkında disiplin silahının sürekli kılınmamasını ve eğer gerçekte bir disiplin cezasına konu suç işlenmiş ise, bunun tez elden soruşturularak, gerçeğin en kısa zamanda ortaya çıkartılmasını sağlamaktır. Bu nedenle işin savsaklanmaması ve çalışanlar üzerinde demoklasin kılıcı gibi sallandırılmaması amacını taşır. Tasarı ile getirilmek istenilen düzenleme bunun tam tersini gerçekleştirmek amacına yönelik olup, akademiya dünyasının biatının sürekliliğine dönüktür.
Sonuç olarak, 12 Eylül Faşist Darbesinin üniversite kavramı ile bağdaşmayan düzenlemelerin de gerisinde olan bir yaklaşım içeren bu tasarının geri çekilerek, 4688 Sayılı “Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Yasası “ ile, “Kamu Görevlileri Hakem Kararları” uyarınca, üniversite bileşenleri olan öğretim elemanları,öğrencileri ve çalışanlarını temsil eden sendika ve demokratik kitle örgütlerinin bir araya gelerek, baskılayıcı,yıldırıcı ve tasfiye amaçlı olmayan “ortak çalışma ve üretme ortamını” gerçekleştirecek düzenleme yaşama geçirilmelidir.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam