Ana Sayfa Yazarlar Yine Syriza…

Yine Syriza…

32
PAYLAŞ

Syriza’yı iktidara taşıyan temel etmen, ekonomik durumun geniş kitleler açısından dayanılmaz boyutlara varmasıdır. Troyka tarafından dayatılan “ekonomik kararlılık önlemleri”, bir yandan ekonomik büyümeyi baskılarken, öte yandan da yoksullaşmayı ve gelir dağılımındaki eşitsizliğin derinleşmesi sonucunu doğurmuştur. Aynı durumu 1999’da, küresel finans sermayesinin güvenilir adamı/komiseri Kemal Derviş eliyle benzer sonuçlar yaratmış ve dayatılan “ekonomik kararlılık paketini” topluma kurtuluş umudu olarak sunan tüm siyasal partileri, 2002 seçimleri ile silip-süpürmüş, çok kısa zaman öncesinde kurulan AKP’yi iktidara taşımıştır. Türkiye, bulabildiği yabancı fonları kullanarak ve yaklaşık yirmi milyon insanı, “sadakaya” bağlayarak şimdilik durumu yönetmeye çalışmaktadır.
Durumu Yunanistan açısından değerlendirmeyi sürdürelim. Yunanistan’ın dış borcunun son on yıldaki değişimini gözler önüne sermek, kurtarma amaçlı dış borç alımının, Yunanistan’ın kendi ipini çekmesi sonucunun nedenlerini anlamamızda yardımcı olacaktır.
2004’de GSMH’nın yüzde % 109,3 olan Yunanistan’ın dış borcu, 2011’de yüzde 171,3’e, 2014’de ise yüzde 177,2 olmuştur. Görüldüğü gibi, son on yılda bu borç, nerede ise GSMH’nın iki katına yükselmiştir. Küresel finansal krizin başlangıcı olan 2008’den 2014’e ulaşan zaman dilimine baktığımızda, yapılan bütün özveri çabalarına karşın, Yunanistan’ın borcu hep artmış ve 2014’de 321,7 Milyar Euro’ya erişmiştir. Bu, Troyka’nın yaptığı yardımın (!) (IMF 24 Milyar + ABMB 50 Milyar + 150 Milyar )ve özel finans kurumlarından (+97,7 Milyar Euro) sağlanan borçların toplamıdır. Borçların sağlandığı kaynaklara baktığımızda( Le Figaro, 2014); bunun % 17’sinin Fransa’dan, % 9,5’u Almanya’dan, % 6,7 sinin İtalya’dan, % 5,8 i Belçika’dan, % 5,2 si Hollanda’dan, % 5,1 i Luxemburg’dan, % 3,2 sini İngiltere’den, % 2,9 u İrlanda’dan, % 2,1 i Japonya’dan ve % 41,6’sı ötekiler olduğunu görmekteyiz.
Borçlanma kaynaklarına baktığımızda Fransa’nın payının, Almanya’nın payından % 70 daha fazladır. Almanya, AB’nin demirbaşları diye tanımlanan ülkeler içinde ve gelir düzeyine göre Yunanistan’ı en az destekleyen ülke özelliğini taşımaktadır. Bu nedenle, borca katkısına baktığımızda Fransa’nın tutumu daha önemli olması gerekir. Almanya’nın aldığı pozisyon, Fransa tarafından çok yakından izlenir ve desteklenir. Almanya’nın popülist partileri ve çevreleri “ bu sorumsuz Yunanlıların borcunu biz neden ödeyelim” deyip, Yunanistan’ı AB Para Sisteminden(Euro’dan) ve hatta AB’den bile çıkartmak için nutuk atmaktalar. Anımsamak gerekirse, yakın tarihte (1929, 1933 ve 1958) Avrupa ülkeleri, Almanya’nın (1958’de Batı Almanya’nın) borçlarını sıfırlamışlardır. Almanların bunu anımsaması, Yunanistan’ın borçlarının silinmesi ya da indirilmesi konusundaki istemlerine olumlu yaklaşmalarını mümkün kılar.
Yunanistan’ın borçları içinde, AB’nin demirbaşları diye tanımlanan Almanya’nın payının azlığına karşın, popülist yaklaşımlarının temelinde, yaşlanan nüfusu bulunmaktadır. Giderek yaşlanan nüfusun, yeni yatırımlara olan gereksiniminden daha çok, para biriktirmeye yönelmeleridir. Üretim artmazken, yaşlı nüfusun artması ve bunların korunması gereği, içe kapanmalarına ve ortaklarına karşı sırtlarını dönmelerine neden olmaktadır. Fransa ise, tam tersine, İrlanda ile birlikte, büyük bir nüfus artışı ve buradan kaynaklı genç nüfusa sahiptir. On yıl sonra Fransa, Türkiye AB tam üye olmazsa, AB’nin en kalabalık nüfusa sahip ülkesi olacak ve İngiltere’yi saymazsak, Almanya’nın nüfusu gerilediğinden, yaşlandığından, en önemli ekonomik güç olacaktır. ( Devam edecek )

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam