Türkiye’nin en önemli sorunu nedir diye bana soracak olursanız tek kelime ile yanıt verebilirim: EĞİTİM…

Her anne ve baba çocuklarının en iyi eğitimi en iyi okullarda almasını ister elbette.
Bunun için de hiçbir fedakârlıktan kaçınmazlar.
Yemezler, içmezler, gezmezler, giyinmezler evlerine barklarına değil çocuklarına yatırım yapmak, onların istikbalde başarılı birer fert olması için maddi ve manevi tüm katkıyı eğitimlerine verirler.

Okullarda öğretmenler de her bir öğrencinin başarılı olması için ve elbette iyi eğitilmeleri için çaba gösterirler.
Ancak eğitim sistemi gösteriyor ki son yıllarda çok yetersiz.
Bakın ilk-orta-lise ve iletişim fakültesinde üniversite eğitimi alan bazı öğrenciler son yıllarda gazetemize staja geliyorlar.
İnanın bana değil haber yazmayı, Türkçe yazmayı dahi bilemiyorlar.
Nerede, hangi medya kuruluşunda iş bulacaklar bu gençler?
Öyle birkaç kişiden bahsetmiyorum binlerce mezundan bahsediyorum.
Bu nasıl milli eğitim sistemi?

Bakın Türkiye’de bazı branşlarda en fazla işsizlik var. Neden?
Milli eğitim Bakanlığı ve Yüksek Öğrenim Kurumu (YÖK) nasıl bir planlama yapıyor mesleki branşlar açısından?
Binlerce işsiz yetiştiren diplomalı üniversiteliler yaratmak yerine mesleki eğitime yönelik eğitim vermek gerekir.
Öğretmen alımlarında bir de mülakat çıktı.

Oku, oku, oku, yazılı sınavı kaza sonra da mülakata gir.
Ülkemizde mülakat demek hiç kuşku yok ki torpil demek.
“Hamili kart yakınımdır” yazılı kartvizitlerin devreye girmesidir.
Siyasetin devreye girmesidir.
Garibanların işsiz kalması demektir.
Hak edenin değil, torpili olanın işe girmesidir.