Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hedeflerinden biri de yerli otomobil üretmek. Cumhurbaşkanı konuyu katıldığı TÜSİAD ve TOBB toplantılarında tekrar dile getirdi. Her iki örgütte “biz bu işte varız” demesine rağmen somut bir ilerleme sağlanamıyor.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün açıklamalarına göre bu konuda ilk aşamada bir marka yaratmak amaçlanıyor.. Üretim, model, teknik özellikler, pazarlama sonra gelecek.
Biz de en orijinal otomobil Anadol’du. İsmi de uygundu. Benimsendi. Daha sonra İtalyan Fiat ve Fransız Renault markalarından devşirme Murat ve kuş isimlerinden oluşan marka serileri çıktı. Ancak artan rekabet nedeniyle bunlar üretimden kaldırıldı. Dünya otomobil sektörünün üretim, model ve pazarlama biçimleri değişti. Otomobil üreticisi firmaların bazıları Avrupa, Afrika, Asya ülkelerine yakınlığı hem de iç pazarındaki talebi göze alarak Türkiye’yi üs seçti. Ucuz işçilikte eklenince Türkiye “otomobil ve diğer motorlu araçlar montaj” üretimde önemli bir merkez haline geldi. Bununla birlikte yan sanayi gelişti.
Şunu hatırlatalım. Dünyada artık hiçbir otomobil markası yekpare bir yerde üretilmiyor. Maliyetleri düşürmek için birbirlerinin üretim bantlarından, tesislerinden yararlanıyorlar. 1990’lı yıllardan itibaren, değişik ülkelerde kurulan fabrikalarda, otomobilin “compact kit” adıyla parçaları üretiliyor, yine pazarlama maliyetlerine göre taşınarak değişik ülkelerde birleştiriliyor ve satışa çıkıyor. Otomobillerin neredeyse birbirlerine benzer hale gelmesi ve günde yüzlerce adet üretilmesinin nedeni de bu zaten. Hatta gemilerde bile üretilenler var. Parçalar devası gemiye yükleniyor, yol boyunca montaj yapılıyor ve varacağı limana sürülebilir halde indiriliyor.
Geçen yıl Türkiye’de üretilen daha doğrusu “montajlanan” otomobil sayısı 1,5 milyon ve bunun yüzde 76’si ihraç edilmiş. Günlük ortalama 4 bin 100 adet araç üretilen memlekette bu durumda “milli marka” nasıl bir otomobil üreteceğiz? Bu amansız rekabete biz nereden gireceğiz?
Bizim milli ve yerli otomobilden anladığımız şu: Bir model tasarlanacak, motoru Almanya’dan, kopartası Japonya’dan, koltukları Hindistan’dan, elektronik aksamı Çin’den, Güney Kore’den gelecek. Bizdeki bir otomobil fabrikasında birleştirilecek. Lastikleri ve aynaları da Türkiye’den bulunur. Tam bir melez montaj otomobilimiz olur artık. Aksi takdirde maliyeti çok yükseğe çıkar, kimse yüzüne bakmaz.
Modeli, teknik özellikleri, fiyatlandırmasını, pazarlanmasını da bir kenara bırakalım, bu otomobilin adı ne olacak?
Şimdi bazıları kalkıp illaki birileri çıkar, Fatih, Yavuz, Kanuni isimlerini öneriri Abdülhamit olsun diyenlerde olur. Daha da ileri gidenler Erdoğan ismini de önerirler. İşe Atatürk’ü de karıştıranlar “Ata” olsun derler. Bunu öneri Hindistan arabası Tata’yı çağrıştırabileceğinden karışıklık yaratabilir. Yolcu uçaklarına koyulan şehir isimleri de uygun görülebilir. Günlerce tartışırız.
Biz, bakarsınız isim bulmada referanduma bile gitmişiz. Eloğlu da yeni nesil sürücüsüz tam elektronik modelleri üzerinde denemelerini geliştirmeye devam ederler.

PAYLAŞ
Önceki İçerikDarbeciler, yabancı tribünlere oynuyor!
Sonraki İçerikTürkiye’nin kaos tarihi
İsmet Hazardağlı
1984 yılında çalışmaya başladığı gazetecilik mesleğinde, çeşitli haber ajansları, dergiler, gazeteler ve televizyon kanallarında muhabir ve üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Sonsöz'de ekonomi yazıları ile sizlerle!