Bugünlerde dünya medyasında sık görülen bir şey var… Çok bilinen ya da hiç bilinmeyen kâhinlerin 3’ncü Dünya Savaşı hakkındaki kehanetleri bunlar…

Bu konunun dikkat çeken tarafı; kehanetlerin içeriği değil, artık herkesin “dünyalı yok edebilecek bir savaşın kapıda olduğuna” inanmaya başlaması… Bunun farkında olan medya da, okuyucularının dikkatini çekmeye çalışıyor doğaldır ki…

Hâlbuki artık kâhinlere gerek olmadan savaşın nerede başlayacağı belli olmuş durumda…

Çok sıkıştığı için garip çıkışlar yapan Trump’ın Çin’e meydan okuması, Amerikan Derin Devleti’nin ağarlığını koymasıyla, gündemden düşecek gibi görünüyor… Askerler, nükleer gücü bilinen Çin ile savaşmak istemiyor… Çünkü biliyorlar ki, iki ülkenin arasında sadece Pasifik Okyanusu var ve açıkça savaşa girmek ABD topraklarını nükleer bir saldırının hedefi haline getirebilir…

Elbette ki böyle bir saldırı karşılıksız kalmaz ama, “tek süper güç olmak” hayali tarihe karışmış olur…

O zaman savaşın Ortadoğu’da başlaması tek çare…

İran’ın elinde nükleer silah olup olmadığı konusunda kesin bir bilgi yok… İsrail’de ise olduğu biliniyor… Bu arada Suudi Arabistan, İran’ı öne sürüp ABD’den nükleer silah teknolojisi almak istiyor…

…Ve Amerikan Derin Devleti, bunu artı puan olarak görüyor…

Hedef, bölge ülkelerinin birbirine girmelerine seyirci kalarak, asıl amaca ulaşmak…

Trump’ın ABD askerlerini Suriye’den çekmek istemesi ise tamamen parasal nedenlere dayalı… Veliaht Prens Salman’a “kalalım istiyorsanız, parasını vermeniz gerek” demesi de, sırf bu yüzden…

Yani ABD Başkan’ı ve Derin Devleti’nin hem fikir olduğu bir konu da var… Askerleri sonunda ölecekler ama “tek Süper Güç olmayı sağlayan ulusal kahramanları olarak” tarihe geçecekler… Üstelik bu kahramanlığın parasını da Suudi Arabistan ödeyecek…

Şimdi bu planların uygulanabilmesi için gereken adımlar atılıyor… Suriye rejimini kimyasal silah kullanmakla suçlamak bunun ilk örneğiydi… Hele de, çok sıkıştığı günlerde değil de, üst üste başarılar kazandığı bir dönemde, rejimin böyle bir şey yapmasının izah yok çünkü…

Bir havaalanının vurulması ve vuranın kim olduğunun bilinmemesi de şaşırtıcı…

Savaş, kazanmak için her şeyin yapılabildiği bir insan icadı… Ama gün geçtikçe de, yapılabileceklere yeni gayrı insani ekler yapılıyor…

Rusya’nın buradaki tutumu çok önemli…

Çünkü “savaş bölgesel mi, yoksa doğrudan bir dünya savaşı mı olacak” buna bağlı…

Her ne kadar bölgede Fransız ve İngiliz askerleri de olsa bile: sonuçta ya ABD, ya Rusya’nın kazanacağı bir savaş olacak bu…

Korkarım ki, biz de “Türk müteahhitlerin canını dişine takarak(!) yaptığı” binaların nasıl yok olduğunu seyredeceğiz… Acaba, “onların yerine de yenisini yaparız” diye sevinenler de çıkacak mı..?