Artık kanıksadık. Dolar 4, avro 5, benzin 6 lira, enflasyon yüzde 11, faizler yüzde 18. Bunlar şu günlerde yaşadığımız ekonomik sistemin yeni pariteleri. Artık ekonomimiz bu rakamlar üzerinden yeni dengelerini bulacak. Anlaşılan geriye dönüş yok. Bırakın dönmeyi bu rakamları korumak bile başarı sayılacak.

Hatırladığımız kadarıyla milli ve yerli paramız tarihinde günlük ve uzun süreli olarak bu kadar değer kaybetmemişti. Her gün yeni bir rekora ulaşmak ilgi çekmiyor. Hal böyle olunca “nereye gidecek şu döviz kurları” da, “ne olacak ekonominin hali” soruları da havada kalıyor. Yeni ekonomik düzenin en önemli yapı taşı da cevapsız sorular zaten.
Artık her gün “panik yok, dolar, avro kısa zamanda eski günlere dönecek, büyüyoruz, ihracat rekora doymuyor” açıklamaları ne vatandaşı ne piyasa aktörlerini ne teskin ediyor ne de güven veriyor.
Yeni ekonomik düzende artık kimse renkli cilâlı, boyalı, makyajlı bilançoların arkasına da saklanmıyor. İşte “gölgesi bile yeter” denilen, günlük nakit akışları milyonları bulan dev holdinglerimiz birer ortaya çıkıp “yapılandırma, öteleme, taksitlendirme” için sıraya giriyor. Yarın başkaları da mesela inşaat firmaları da sıraya girerlerse (ki duyduğumuza göre çoktan sıraya girmişler) şaşırmamak lâzım.
Yeni düzende “zordayız” demek artık olağanlaşacak. “İflas” kelimesini itina ile kullanmaktan kaçınıyoruz ancak süreç böyle devam ederse “yıkılmaz” denen kaleler bir bir düşecek gibi.

PANİK HAVASI BAŞLARSA

Tamamen psikolojiktir. Birisi borcunu alamayınca diğeri de hemen borcunun peşine düşer. Başta taşeronu, işçisi, ardından bankalar müşterilerini yoklarlar, karşılıksız çekler, senetler havada uçuşur. Hele bir de arandığında telefonlara çıkılmıyorsa tam bir panik yaşanır.
2001 kriz buna en güzel örnektir. Bu sürecin aynısını ve faizlerinin nasıl yüzde 2 binlere vurduğunu bizim kuşak canlı şekilde yaşadı. Şahit olduğumuz bu panik havasının yarattığı zincirlemelerin devası kuruluşları nasıl devirdiğini gördük.
Yeni düzende umarız bu tür paniklemeler yaşanmaz. Kötümser, karamsar olamaya gerek yok ama kurların erozyonuna uğrayan sermayeler ve kredi borçları 2001 filmini tekrar vizyona sokacak gibi.

ATEŞ ÇIKTIĞI YERE KADAR

Ekonomi insan bedenine benzer. İnsanın ateşi çıktığında doktorlar “bırakın çıktığı yere kadar çıksın” derler ve ardından şok bir tedavi ile örneğin buz gibi suya sokarak ateşi düşürürler. İsterler ki beden hastalıklara karşı bağışıklık kazansın.
Yeni ekonomik düzende aynısı yaşanıyor. Şu anda yapacağınız tedavinin (yeni kararların) faydasının olmayacağı biliniyor. Örneğin Merkez Bankası bugün piyasalara müdahale edip milyarca dolar satsa döviz kurları biraz gerileyebilir ama ya sonra? Geçmiş bu tür müdahalelerle dolu. Hepsinde de kısa vadede sonuç verir gibi oldu ama uzun vadede piyasalar yine bildiğini okudu ve bugünlere geldik.
“Dur bakalım ne olacak” deyip geçerliğini yitiren hedefleri, tahminleri unutup yeni rakamlarla oluşan ekonomik düzenin seyrini izleyelim.